Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Mesut İdriz
241 defa okundu
07 Aralık 2018 Cuma - 01:40
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Mesut İdriz

Mesut İdriz, Balkanlarda Osmanlı eğitim sistemini araştıran Balkanlı bir akademisyen. Mesut İdriz’in yüksek lisans çalışması, Osmanlı medrese sisteminde icazet geleneği üzerine bir çalışma. Dolayısıyla Balkanlardaki Osmanlı eğitim sistemine hâkim biri. Mesut İdriz, vakfımızda “'Balkanlarda Din Eğitimi' başlıklı bir konuşma yaptı.

 

Hâkim olduğu her bölgede kalıcı izler bırakan Osmanlı, bu izlerin en önemlilerinden birisini de Balkanlarda bırakmıştır hiç kuşkusuz. Osmanlının kuruluşundan kısa bir süre sonra biz, Osmanlıyı Balkanlarda görürüz. Osmanlı, Anadolu’yu nasıl yurt edindiyse Balkanları da aynı şekilde yurt edinmiş, Anadolu’ya ne yaptıysa Balkanlara da aynısını yapmıştır.

Bugün Balkanlara baktığımızda kendimizi görmemizin sebebi budur. İşte bu yüzden Osmanlı biraz da Balkanlar demektir. Bu sebepten ötürü de Balkanlar koparılmadan Osmanlı yıkılmamıştır.

Bugün Balkanlara ziyarete gidenler, oradan döndüklerinde, Balkanlarda hâlâ diri bir Osmanlı özlemi olduğunu söylerler. Gerçekten de, Balkanlar bizden kopalı çok oldu ama bu kopuş maddede oldu. Maneviyata bakıldığında, Balkanlar ile Türkiye coğrafyasının manevi kardeşliğinin devam ettiği görülmektedir hâlâ.

Osmanlının bunu nasıl başardığı incelendiğinde, bu başarıya dair birçok şey söylenecektir. Bunların hepsi doğrudur da üstelik. Çünkü bir bağ, bir ilmekle oluşmaz. Birçok ilmek bir araya gelmeli ki kuvvetli bir bağ ortaya çıksın.

Balkanlarda yaptığı birçok şey yanında, kurduğu eğitim sistemi ile de toplumlar arasında bir bağ dokumuştur Osmanlı. Mesut İdriz, Balkanlarda Osmanlı eğitim sistemini araştıran Balkanlı bir akademisyen. Mesut İdriz’in yüksek lisans çalışması, Osmanlı medrese sisteminde icazet geleneği üzerine bir çalışma. Dolayısıyla Balkanlardaki Osmanlı eğitim sistemine hâkim biri. Çalışmalarının bir kısmını Suriye ve Malezya’da yapmış olması, ona geniş bir bakış açısı da kazandırmış. Şimdilerde Sakarya Üniversitesi’nde çalışmalarına devam ediyor. Mesut İdriz, “Balkanlarda Din Eğitimi” konulu bir konferans verdi Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin geleneksel Cuma Meclisi’nde 8 Aralık Cuma gecesi.

İcazetname geleneği günümüz eğitim sisteminde yaşatılabilir mi?

“İcazetnameler, ‘Nasıl mükemmel bir eğitim sistemi kurarız’ diye düşünen herkesin ilgisini çekiyor aslında. Bunu, ABD’de yaptığım konuşmada da gördüm. İcazet verme süreci ve sonrası, aslında bir eğitim hayatının özetidir. Buradan yola çıkarak gelecekteki eğitimlerini kurgulamak isteyenler bu konuya ilgi duyuyor. Mesela ABD’de bir enstitü, diplomalarına sadece öğrencinin aldığı dersi değil, o dersi kimden aldığını da yazıyordu. Bu, icazet sistemini güne uyarlamaktır. Ama o enstitü daha sonra devletin siyasi yaklaşımı dolayısıyla kapatıldı.” diye konuya giriş yapan Mesut İdriz, icazetnamelerin yararları ve günümüze uyarlanmasına dair düşüncelerini aktararak sözlerine devam etti.

Bu konunun aslında çok önemli olduğunu vurgulayan Mesut İdriz, günümüz eğitim sisteminde icazetname geleneğinin yararlarıyla birlikte bazı sorunları da ortaya çıkaracağına dikkat çekerek bu konunun ciddi bir çalıştayda ele alınmasının gerekliliğine dikkat çekti.

Balkanlarda Osmanlı izleri hep var

Konuyla ilgili olarak daha sonra Mesut İdriz şunları aktardı: “Aslında Osmanlının çekilmesinden sonra, 2. Dünya Savaşı’na kadar Balkanlarda Osmanlı eğitim sistemi devam etmiştir. Hatta eğitim sisteminin bu dönemi, aynı dönemdeki Türk eğitim sisteminden daha iyi bir dönem olmuştur. Çünkü Osmanlı bölgeden çekildikten sonra krallıklar geri dönmüş ama Balkanlardaki bu rejim değişikliği, eğitim sistemine ve eğitim sistemindeki İslami karaktere hiç dokunmamıştır. Oysa Türkiye’de rejim değişikliğiyle beraber eğitim sistemindeki İslami karakter sistemden çıkarılmıştır. İşte bu yönüyle Balkanlarda o dönemdeki sistem, Türkiye’nin o dönemdeki sisteminden daha iyidir, diyorum.”

Yugoslavya’nın farkı ne?

Mesut İdriz, 2. Dünya Savaşı’na kadar bu şekilde devam eden sistemin, bu tarihten sonra farklı ve ilginç bir seyir takip ettiğini şu sözlerle açıkladı: “2. Dünya Savaşı’ndan sonra her şey değişti. Mesela Arnavutluk, Bulgaristan ve Yunanistan’da dini eğitim yasaklandı. Ama eski Yugoslavya’da daha farklı bir seyir izlendi. Bu ülkede, Osmanlı sistemi gizli veya açık bir şekilde devam etmiştir. Ama yöntem değişmiştir tabii. Kosova’da başka, Bosna Hersek’te başka yöntemlerle devam etmiştir. Yugoslavya’nın farkı, Yugoslavya’da Tito’nun önderliğinde ABD ve SSCB aleyhinde bir akım gelişmesiyle ilgilidir. Mesela 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yine bu coğrafyadan epey sayıda öğrenci Mısır’a gönderilmiştir. Buna daha sonra Suriye de eklenmiştir. Bunlar yaşanırken Türkiye gündemde yoktur. Bu dönemde, o coğrafyada Tito’nun, Abdulnasır’ın, Nehru’nun ve Sukarno’nun öncülüğünde ABD ve Rusya’ya karşı bir direniş hareketi organize edilmiştir. Mesela bu dönemde Arnavutluk, Bulgaristan gibi ülkelerde dini eğitim yok edilmeye çalışılırken Yugoslavya’da sarık ve cübbe bile yasak değildi.”

Balkanlarda medrese geleneği yaşıyor

Bu yıllarda Mısır, Suriye, Hindistan ve Endonezya gibi ülkelerde eğitim alıp bu eğitimden sonra yurda dönen kişilerin memleketlerindeki çalışmalarını ve bu çalışma sonunda ortaya çıkan yapı hakkında da şöyle konuştu İdriz: “Mısır, Suriye, Hindistan gibi ülkelerde eğitim alıp yurda dönen bu kişiler, özellikle İhvan-ı Müslimin Hareketinden; bunun yanında Cemalettin Efgani, Muhammed Abduh gibi modernistlerin fikirlerinden etkilenerek bu fikirleri kendi ülkelerine taşımışlardır. Bu çalışmalar sonunda 1977 yılında ilk ilahiyat fakültesi Saraybosna’da kurulur. Sonra Priştine ve Üsküp’te açılır ilahiyatlar. Bu arada, o coğrafyada medrese geleneğinin devam ettiğini de unutmayalım. Özellikle Saraybosna’daki Gazi Hüsrev Bey Medresesi, kuruluşundan bugüne kadar eğitimine kesintisiz devam etmektedir. 1500’lü yıllarda kurulan bu medrese, bugüne kadar yaklaşık on iki bin mezun vermiştir. Üsküp’teki İsa Bey Medresesi, bir dönem kırk yıl kadar kapatılmış, sonra yine farklı bir formatla da olsa eğitime devam etmiştir.”

1990’lı yıllarda kötü şeyler oldu

Mesut İdriz, 1990’lı yıllara kadarki sürecin böyle devam ettiğini söyledikten sonra 1990’lı yıllara ve sonrasına ayrıca değinmek gerektiğini söyledi: “1990’lı yıllardan sonra bölgeye ‘düşüncelere bağlı eğitim sistemi’ ihraç edildi. Bu düşünce sistemlerinden birisinin tasavvufa yaslandığını, diğerinin ise selefi-Vehhabi ideolojiye yaslandığını söyleyebiliriz. Ama biz çok iyi biliyoruz ki bu güya tasavvufi ve güya selefi ideoloji sahte ve maksatlıdır. Bu yıla kadar Osmanlı medrese geleneğini sürdüren ve gerçekten ciddi eğitim alan öğrenciler yetiştiren, mesela Arapçayı gayet iyi öğreten bu sistem, daha sonra ideolojilerin etkisine girerek değiştirildi. 1990’lı yıllardan sonra Arnavutluk, Bulgaristan gibi yerlerde de ilahiyatlar açıldı. Bunlar hep ideoloji pazarlamak için açıldı ve devletin kontrolü altında oldu bunlar. Bu yıllarda hain FETÖ hareketi de Balkanlara açıldı. Ama FETÖ, nedense Arnavutluk’a yerleşti. Burada ilahiyat üniversitesi kurdu. İlahiyat fakültesi değil de ilahiyat üniversitesi kurması; başka yer değil de özellikle Arnavutluk’u seçmesi dikkate değer bir durumdur ve bence Türk devletinin bu durumu mercek altına alıp incelemesi gerekmektedir.”

Durum vahim gerçekten

Mesut İdriz, günümüzde medreseler dâhil her şeyin durumunun vahim olduğunu söyledi ve konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Günümüzde o bölgede ideolojik kılıfa büründürülmüş eğitim sistemi yüzünden her şey altüst olmuş durumdadır. Devletler ve zararlı akımlar, eğitim sistemi üzerinden İslam’a zarar vermektedirler. Dini çalışmalar adı altında Müslümanlar parçalanmış, birbirlerine düşman edilmiştir. Bu alanda Almanya’nın da epey zararlı çalışması vardır. Onlar da Avusturya üzerinden Balkanlara müdahale etmektedirler. Eğitim akreditasyonu sistemiyle istediklerini yapabilmektedirler. Özellikle ABD’nin yaşadığı 11 Eylül saldırısından sonra tüm devletlerde ortaya çıkan İslamofobi, İslam düşüncesini bulandırıp İslam eğitim sistemini çökertmeyi kendine amaç edindi. Bu amaçla da çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu alanda başarılı olmuşlar ve maalesef eğitim sistemini hem çökertmiş hem de dönüştürmüşlerdir. Özellikle FETÖ’yle beraber aşınma hızlanmış ve öyle ki aklı başında Müslümanlar, devletin kontrolündeki okulları daha güvenilir bulmaya başlamışlardır.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir