Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Cem Küçük
1359 defa okundu
10 Ekim 2017 Salı - 17:10
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Cem Küçük

Cem Küçük: ”15 Temmuz, Devlet Aklının Yavaşlığını Gösterdi”

15 Temmuz, Türkiye’nin kendisine giydirilmeye çalışılan deli gömleğinin millet eliyle yırtılıp atıldığı gecenin adı. Hiç kuşku yok ki bu geceyle ilgili daha uzun zaman konuşulacak, bu gecede yaşananlardan devasa bir edebiyat doğacak. Ama önce her şeyin anlaşılması, taşların yerine oturması gerek. Darbe girişiminde bulunan yapının sinsiliği ve insanın ahlak anlayışını altüst eden din anlayışı, bu olayı anlamayı zorlaştıracak gibi. Aradan zaman geçtikçe şu ana kadar bildiğimiz doğruların yanlış, yanlış bildiğimiz şeylerin ise doğru çıkma ihtimallerini gözden uzak tutmamalı.

Cem Küçük, bu süreci en başından beri izleyen ve bu süreçle ilgili ciddi uyarılarda bulunup tavrını milletin yanında net olarak koyan biri. Olaylar, normal şartlarda sade bir yayıncı, kendi halinde bir gazeteci olarak kalabilecek Cem Küçük’ü, büyük bir savaşın ön cephelerinde savaşmaya itti ve kabul etmek gerekir ki o da bu savaşı hakkıyla veriyor.

Uzun zamandan beri bu süreci izleyen Cem Küçük, konuyla ilgili dinlenmesi gereken önemli isimlerden biri. Birlik Vakfı Bursa Şubesinin organizatörleri de bunu düşünmüş olmalı ki bu haftanın konuğu Cem Küçük, konusu da “15 Temmuz Darbe Girişimi ve Sonrası”ydı.

 Bilenler bilir, Cem Küçük sözünü esirgeyen biri değil. O gece de, özellikle devletin yapısı ve devletin aklıyla ilgili yapıcı eleştirilerini esirgemeden söyledi. Bu eleştirilerin usulünce yapılmasında fayda olduğu da su götürmez bir gerçek zaten.

İpten döndük o gece

Sohbetine “15 Temmuz gecesi ülke olarak ipten döndük. Ama 15 Temmuz’u gerçekleştirenler bunu gizli saklı yapmadılar ki…” cümleleriyle başlayan Küçük, sözlerine “’Bak göreceksiniz! Yakında geleceğiz ve lideriniz de ölecek!’ diyerek geldiler. Bunu hemen herkes biliyordu. Bunun bilinmesi ve müdahalede gecikilmesi, aynı zamanda bize devlet aklının hem geç hem de yavaş çalıştığını gösterdi. Anladık ki devlet aklı denen şey, birkaç kişinin iradesiyle harekete geçiyor. Kolektif bir aklın varlığından söz edemeyiz henüz. Bu aklın yokluğu, darbe sonrasında da kendisini belli etti. Yapının en önemli isimlerinden Şerif Ali Tekalan, Ekrem Dumanlı, Adil Öksüz gibi isimler göz göre göre kaçtı gitti. Oysa bu isimler o yapının en önemli isimlerindendi. Hele Şerif Ali Tekalan, ilginç bağlantıları olan bir isimdir. Onun çözülmesi, yapının çözülmesi anlamına da gelirdi ama adam göz göre göre çekti gitti. Şu anda önemli isimlerden elde Alaattin Kaya var ama o da yakalanmadı, kendisi gelip teslim oldu. Kaçabileceği halde kaçmamasını da nasıl yorumlamak gerektiğini uzun uzun düşünmek gerek.”

O geceye nasıl gelindi

Darbenin adım adım geldiğini söyleyen Cem Küçük, darbeye giden önemli olayları da “15 Temmuz’a giden süreçte hükümete ‘Bunlar namazında niyazında, iyi insanlar.’ diyerek akıl karıştıranlar, tehlikeyi küçük gösterenler oldu. Bunlara dikkat etmek gerek. FETÖ’nün en önemli hamlelerinden biri de, Rus uçağının düşürülmesidir. Bunu onların yaptığı kesin. Türkiye’yi hem zayıf düşürdüler hem de yalnızlaştırdılar böylelikle. 2016 Şubat’ında ise darbe hazırlıkları alenileşti. Akın Öztürk bu tarihlerde sık sık Kayseri’ye gitti. Orada darbe hazırlığı yaptı. Kayseri’de F16larla sonik uçuş denemesi yaptılar. Bazı yerlerin camları kırıldı ama olayı kapattılar. Yine bu tarihten sonra FETÖ’cü havacılar sık sık toplantı yapmaya başladılar. Bunları o zaman herkes biliyordu aslında. Bu toplantılarla birlikte FETÖ’cü havacılar uçakları sık sık uçurmaya başladılar. Göz göre göre geliyordu her şey.” cümleleriyle kronolojik olarak anlattı.

Nurettin Veren isimleri vermişti

Cem Küçük, örgütü çok iyi tanıyan Nurettin Veren’in örgütle ilgili her şeyi ilgili kişilere zamanında ve isim isim verdiğini söyledikten sonra, 2016 Nisan ayındaki gelişmelere “Nisan 2016’da devletten birilerinin isteğiyle Nurettin Veren’le görüşmeye gittim. Onunla iki uzun görüşme gerçekleştirdim. Bu görüşmede Nurettin Veren darbenin ayak seslerinin geldiğini söyledi. Darbe hazırlıkları hakkında bilgi vererek özellikle havacıların hareketlenmesini anlattı. Hem de bunları isim isim verdi. Onun verdiği isimlerin hepsi şu anda hapiste. Yani o ne söylediyse birebir gerçekleşti. İşin acı tarafı, Nurettin Veren bu olayları ve bu isimleri devletin birçok kademesine zamanında vermiş ama hiç kimse harekete geçmemiş. Bu durum da yine devlet aklının nasıl kararsız, nasıl yavaş işlediğine örnektir. “ sözleriyle değindi.

Her yerde önce personeli ele geçirdiler

Örgütün çok akıllıca davrandığını söyleyen Cem Küçük, FETÖ’nün bir kurumda örgütlenmeye insan kaynaklarını ele geçirerek başladığını söyledi. Bu yöntemle de kısa zaman sonra kurumun önce en etkili makamlarını, daha sonra da kurumun tümünü ele geçirdiklerini “Unutmayın, Genelkurmaydaki tüm askeri savcı ve hakimlerin tümü FETÖ’cüydü. Yine havacıların en az yarısı ve pilotların % 70’e varan kısmı yine onlardandı. Bunu yapmak için de öncelikle en önemli birim olan insan kaynaklarını ele geçiriyorlar, daha sonra da kendi adamlarının yükselmesini, diğerlerinin ise elenmesini sağlıyorlardı. GATA da yine onlarındı ve GATA aracılığıyla birçok parlak teğmeni düzenledikleri ‘şizofren, deli’ raporlarıyla attırdılar. Onların bu yöntemlerini açığa çıkaran Rasim Ozan Kütahyalı’yı “Acil” koduyla Genelkurmay’a çağırdılar. Niyetleri onu tutuklamaktı ama ben de Rasim Ozan Kütahyalı’nın yazdıklarını yazarak bunun engellenmesine yardım ettim.” sözleriyle ve isim isim söyledi.

Darbeyi millet önledi

Sözlerine, 15 Temmuz darbesinin çok ustaca kotarılan bir darbe olduğunu söyleyerek devam eden Cem Küçük, darbenin püskürtülmesiyle ilgili olarak da “Şimdi birçok insanın çıkıp da kahramanlık taslamasına bakmamak gerek. Darbenin önlenmesinde emniyet önemli bir rol üstlendi. 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’ın tavrı önemliydi. Özel harekâtçılar ve Zekai Aksakallı Paşa’nın yaptıklarını mutlaka kaydetmek gerek ama darbeyi Cumhurbaşkanımız önderliğinde millet önledi sonuçta. Millet sokağa çıkıp tanklara direnmeseydi, şu an Türkiye iç savaşı yaşıyordu ve Güneydoğumuz işgal altındaydı.” tespitlerini yaptı.

Yıllarca uyuyanlar

Bu olayın ve bu sürecin bizlere çok farklı şeyler öğrettiğini ve hiç kuşku yok ki ipin ucundan döndüğümüzü söyleyen Cem Küçük, durumun ne kadar vahim olduğunu anlatmak için Genelkurmay Başkanının Yaveri Levent Türkkan örneğini verdi. Bu örnek gerçekten de ilginçti. Bu ilginçliği Cem Küçük, şu sözlerle anlattı: “Levent Türkkan, herkes tarafından Kemalist bilinen bir subaydı. Tam yirmi iki sene boyunca örgüt ona hiçbir şey yaptırmadı, görüşmedi. Onunla sadece bir kişi görüştü bu süre zarfında ve o görüşmeler de “Nasılsın, iyi misin?”den öte geçmedi. Ne zaman ki Levent Türkkan Genelkurmay Başkanının Yaveri oldu, o zaman kendisinden bir şeyler istenmeye başlandı. FETÖ örgütünü çözmek için onun itirafları çok dikkatlice okunmalı. Örgüt üyelerini böyle uykuya yatıran yapı, örgüte üye olmayanları da GATA aracılığıyla diskalifiye ediyordu. Toplantılara katılmamakta direnen nice parlak teğmen, sadece toplantılara katılmadığı için “deli, şizofren” raporlarıyla ordudan uzaklaştırıldı.”

OYAK ihmal ediliyor

Türkiye’nin dev holdinglerinden biri olan OYAK, yıllardan beri ordunun kontrolündedir. Cem Küçük, Oyak’la ilgili de ilginç şeyler söyledi. “OYAK da yakın zamana kadar onların elindeydi. Örgütün askeriyedeki en önemli beyinlerinden olan Mehmet Partigöç, OYAK yönetim kurulu üyeliği de yaptı. Oyak aracılığıyla örgüte ne kadar para akıttıkları belli değil ve işin en ilginç tarafı da, devlet hala OYAK’la ilgili olarak harekete geçmiş değil.” cümleleri, Türkiye’de devlet aklının hızı ve yapının organize olma konusunda neler yapabileceğini göstermesi bakımından önemli.

Dün PKK, bugün FETÖ, yarın bir başkası

Cem Küçük de bu coğrafyada yaşamanın ne anlama geldiğini iyi bilenlerden. Bu coğrafya çünkü, her zaman diri, her zaman dinç, her zaman teyakkuzda olmayı gerektiren bir coğrafya. Dün dost olarak ayrıldığının yarın düşman olarak karşına çıkabileceğini bilerek yaşanması gereken bir coğrafya burası. Bu durumu “Unutmamalı ki bizim devletimizle hep uğraşacaklar ve bu mücadele hep devam edecek. Batının gözünde biz hep Osmanlı mirasçısı olduk ve bu onların hiç unutmadığı bir şey. Bu yüzden bizi rahat bırakmayacaklar. Dün PKK, bugün FETÖ, yarın bir başkası… Adlar değişse bile niyetler ve mücadele değişmeyecek. Bugün ABD, sözünü dinlemediğimiz, kendisine jandarma ve payanda olmadığımız için bizi cezalandırmak istiyor. Yarının mücadelesi başka olacak ama hep olacak. Ama biz birlik ve beraberlik içinde olduğumuz zaman altından kalkamayacağımız hiçbir şey, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk olmaz. Yalnız millet olarak daha cesur olmamız gerekir. Şu an mesela bazı hakim ve savcılar büyük bir cesaretle FETÖ ile savaşıyor. Ama bazıları da var ki mümkün olsa hiçbir şey yapmayacak. Cesaret ve akılla davrandığımızda yapamayacağımız hiçbir şey yok.” sözleriyle sohbetine son verdi.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir