Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Doç. Dr. Ali Büyükaslan
874 defa okundu
31 Aralık 2017 Pazar - 13:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Doç. Dr. Ali Büyükaslan

Ali Büyükaslan, geçtiğimiz günlerde Vakfımızda 'Uluslararası Arenada Türkiye İmajı' başlıklı bir konferans verdi.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

 

Osmanlının ve hatta Osmanlıyı da aşan bir şekilde İslam medeniyetinin mirasçısı olan Türkiye, tam da bu özelliği yüzünden tehlike görülmüş, tarih boyunca yıkıcı saldırıların odağında olmuştur. Acımasızca devam eden bu saldırılara karşı Türkiye, ağır bedeller ödeyerek de olsa ayakta kalmayı başarmıştır. Türkiye’nin ödediği bu ağır bedellerden biri ve belki de en önemlisi, geçmişinden, hafızasından, kendisini anlamlı kılan tüm manevi değerlerden koparılmasıdır. Özellikle Tanzimat’la başlayan Osmanlının göğsünü başka bir kıbleye çevirme operasyonu kısmen ve belli bir zaman dilimi için başarılı olmuş, Türkiye, hafızası yitik bir şaşkın gibi ortalıkta kalakalmıştır.

Türkiye’yi bu hale getirenlerin içinde hep “Ya bu dev uyanırsa? Ya kim olduğunu sorgularsa?” soruları olmuş ve o ülkeler, vatandaşlarını böyle bir ihtimale karşı teyakkuzda tutmuştur. Bunu da eğitimle ve algılar aracılığıyla yapmıştır.

Günümüz, dünyanın tekrar yeni bir biçim almaya başladığı tarihsel kırılma anlarından birini yaşıyor. Olayı sıcağı sıcağına yaşadığımız için anlayamıyoruz bunu ama bütün her şey dünyanın yeni bir surete kavuştuğunu gösteriyor. Dünyanın alacağı bu yeni biçimde biz nerede olacağız, ne halde olacağız, Batı bizi ne kadar tanıyor, Batı’yla ilişkimiz nasıl olacak, soruları önem taşıyor. Hatta hayati önemde bu sorular.

Yanıt bekleyen bu sorulara herkes kendi bilgisi ve deneyimi istikametinde cevap veriyor. Bu sorulara cevap verenlerden biri de, İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Ali Büyükaslan’dı.

İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi dekanı Doç. Dr. Ali Büyükaslan, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin 27 Ocak Cuma gecesi düzenlenen geleneksel Cuma Meclisi programında, dünyada Türkiye algısı konusu hakkındaki bilgi ve gözlemlerini aktardı.

Batılılar, Anadolu kültürünü bilmiyor

“Uluslararası Arenada Türkiye İmajı” başlığını taşıyan sohbetine Büyükaslan şu cümlelerle giriş yaptı: “1980’li yıllarda katıldığım bir Mevlana ihtifalinde İtalyan Türkolog Anna Masala ile tanışıp konuşma fırsatımız oldu. O konuşmadan aklımda Anna Masala’nın şu sözleri kaldı: ‘Batılılar sizi, Anadolu kültürünü, Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Âşık Paşa’yı tanımıyor. Onların kafasında sizinle ilgili başka bir algı var. Size düşen, kendinizi onlara doğru tanıtmak, doğru anlatmaktır.’ Yıllar sonra tanıştığım Annemarie Schimmel de yine aynı şeyleri söyledi. Kısacası, bize düşen kendimizi Batılılara doğru bir şekilde anlatmaktır. Ben bunu kendime bir görev bildim.”

Bir Batılı, Müslüman diyorsa eğer, bunun karşılığı Türkiye’dir 

Hem sosyolog hem de bir iletişim uzmanı olan Doç. Dr. Ali Büyükaslan, hem mesleki bilgisinden hem de gözlemlerinden yararlanarak mümkün olduğunca objektif bir Türkiye portresi çizmeye çalıştığı sohbetini şu sözlerle sürdürdü: “İletişim bilimi bize, muhatabın imajının ilk saniyelerde kişide biçimlendiğini söyler. Çok önemli bir olay olmadığı sürece de bu imaj kolay kolay değişmez. Bu imaj olumluysa bundan sonra da hep olumlu; ilk izlenim olumsuzsa bundan sonra da hep olumsuz sürer.

Müslümanların Batıdaki imajına baktığımızda, bu imajın 1453 yılına kadar çok kötü olduğunu görürüz. Yer yer hayranlık duyulsa da bu imaj günümüze kadar hep olumsuz olarak devam etti. Günümüzde de bu imaj aynı şekilde, olumsuz olarak devam ediyor. Avrupa ülkelerinde hâlâ Osmanlı ve Müslüman korkusunu işleyen siyasetçiler var ve bunlar bu propaganda ile seçiliyorlar. Şunu da belirtmek gerekir ki Batı’da Müslüman dendiği zaman akla İranlı veya Suudlu veya başka bir ülke gelmez. Akla mutlaka Türkiye gelir. Yani bir Batılı, Müslüman diyorsa eğer, bunun karşılığı Türkiye’dir. Günümüzde iletişim araçlarının bu kadar yaygınlaşması sonucu bu algının değiştiğini düşünüyoruz ama hayır, bu algı değişmedi! Daha 2006 yılında bana ‘Sizin orada hâlâ develer var değil mi?’ diye diğer olumsuz anlamları da içeren bir soru soruldu. Batı’daki algımızın ne olduğunu doğru olarak bilmeli ve ona göre davranmalıyız. Batılının gözünde bu algı, maalesef ki hâlâ pala bıyıklı, kaba bir insan algısı şeklinde.”

Kavramlar ve manipülasyonlar

Günümüz dünyasının sahip olduğu çeşitli araçlarla gerçekleri tersyüz edebildiğini, bunu yapamasa bile en azından manipülasyon imkanlarına sahip olanların bunu bir şekilde gerçekleştirdiklerini söyleyen Doç. Dr. Ali Büyükaslan, bu manipülasyonların sinsi bir şekilde kavramlara da eklemlendiğini söyledi. Doç. Dr. Ali Büyükaslan, konuyu şu sözlerle açıkladı: “Batıda ‘sarrasin’ diye bir kavram vardır. Bu kavram ‘Vahşi, kötü, ilkel’ de dahil bir sürü anlama sahiptir. Bu kavramın açıklandığı her sözlükte ise kavramı anlatma ve örnekleme aşamasında mutlaka Türk ve Müslüman kelimeleri de olumsuz bir biçimde yer alır. Batı, bu şekilde de İslam düşmanlığını pekiştirir. Bu, aynı zamanda olumsuz algının kalıcılığını da sağlar. Batının algı geliştirmekte kullandığı 1. Sinema endüstrisi, 2. Medya, 3. Ekonomik güç olmak üzere üç önemli silahı vardır. Batılı devletler de halklarına karşı bu silahları çok iyi kullanır. Mesela şu anda Batı halkı 15 Temmuz darbe girişimini Erdoğan’ın kurguladığına inanmaktadır. Onların buna inanmalarını, devletin yıllardan beri onları böyle bir düşmanlığa hazırlamaları ve manipülasyon araçlarını iyi kullanmaları sağlamaktadır.”

Fok balıkları ve Müslümanların kurbanı

Ali Büyükaslan, Batının Müslümanlar söz konusu olduğunda elindeki tüm algı araçlarını devreye sokarak Müslümanları ötekileştirdiğini ve böyle yaparak toplumun bilinçaltında var bulunan Müslüman düşmanlığını da her daim diri tuttuğuna ise şöyle örnek verdi: “Mesela Kanada’da durmadan fok balıkları katledilir. Bunun gibi, birçok Batı ülkesinde zevk için ya da ticari çıkar için hayvanlar acımasızca katledilir ama bunlar görmezden gelinir. Konu Müslümanlar olduğunda ise bu manipülasyon araçları acımasızca devreye sokularak Müslümanlara aleni şekilde psikolojik baskı uygulanır. Batı ülkelerinde bir Müslümanın kurban kesmesinin zorluğunu ancak yaşayan bilir. Batıdaki bir Müslüman, kolay kolay kurbanını keseceği yer bulamadığı gibi, kurban kestiği için de ‘vahşet işleyen adam’ imajıyla hırpalanır.”

Sözü muteber Türkler kimler?

Dini inançların da Batıda saygı görmek bir yana, düşmanlık üretmek için ciddi bir araç olarak kullanıldığına dikkat çeken Doç. Dr. Ali Büyükaslan, bunu gıda maddelerine konan tavır üzerinden şöyle açıkladı: “Yurt dışındayken bazen yemek masalarında Batılılarla buluşmak zorunda kalırdık. Sofrada alkollü içecekler, domuz eti vb. de bulunurdu. Biz, inancımız gereği bunlara el sürmezdik. Sadece dinimizi yaşama isteğinin bir tezahürü olan bu davranışlarımız dolayısıyla biz ‘radikal İslamcı’ ve hatta ‘İslamcı terörist’ olarak yaftalanırdık. Aynı masaya oturup içkisini içen ve yediği yemeklerde hassas olmayan diğer ‘Türkiyeli Müslümanlar’ın söylediği her söz Batılılar için kabul edilebilir sözler olurdu ve hatta bu kişilerin sözleri onlar için referans kaynağıydı. O kişilerin ise neler anlatabileceği malum zaten.”

Batı, İslam’dan neden korkar?

Batıda özellikle son zamanlarda yükselen bir korku olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ali Büyükaslan, bu korkunun Batılı insanların din kavramından ne anladıklarıyla ilişkili olduğunu söyledi. Batının uzun zamandan beri dinin va’zettiklerini hayattan kovup dini sadece vicdanlara hapsettiğini söyleyen Doç. Dr. Ali Büyükaslan, Batı için din denen şeyin sadece böyle olması gerektiğini, bu tanımın dışında kalan bir anlayışınsa tehlikeli olarak düşünüldüğünü belirtti: “Batı, Hıristiyanlığı hayattan kovduğu için din dendiğinde sadece inanılan ama hayata karışmayan bir inanç sistemini anlar. İslam ise hayata karışan, hayatı düzenleyen bir dindir. Batı bunu bir türlü anlayamaz. Anlamamaktan da öte bunu bir tehdit, bir tehlike olarak görür. Bu tehlikeli görme ve korku yüzünden de Müslümanların en küçük bir dini ibadetini bile yasaklamaya, hayattan çıkarmaya çalışır. Bir de buna tarihten gelip bilinçaltına yerleşmiş olan Müslüman korkusu eklendiğinde, Batılıların Müslümanları niçin tehlikeli, niçin düşman gördükleri anlaşılır.”

Dünyanın öteki yarısında Türkiye algısı

Doç. Dr. Ali Büyükaslan, Batı dünyasında genel olarak Müslüman algısının, özel olarak ise Türkiye’nin genel algısının böyle olduğunu örneklerle açıkladı ve bu durumu bilip Batılı insanlara kendimizi durmadan anlatmamız gerektiğini not düştü. Doç. Dr. Ali Büyükaslan, bu çizdiği fotoğrafın dünyanın bir yarısı için geçerli olduğunu söyledikten sonra dünyanın diğer yarısındaki algıya ilişkin gözlemlerini de aktararak konuşmasına son verdi: “Batı için böyledir ama tarih içinde bir de Osmanlının gönül köprüsü kurduğu yerler var. Buralarda Osmanlıya/Müslüman’a/Türkiye’ye farklı bakılır. Mesela Fransa’da, ders verdiğim bir sınıfta bir Bulgar öğrenci ayağa kalkarak ‘Mösyö, siz olmasaydınız biz dinimizi de dilimizi de yaşayamazdık. Sırplar hepsini yok ederdi.’ dedi. 2015 yılındaki verilere göre Türkiye, dünyanın en fazla yardım eden ikinci ülkesi. Milli gelire göre hesaplandığında ise Türkiye en fazla insani yardım yapan ülkesi. Bu yardımların yapıldığı ülkelerde Türkiye ve Müslüman algısı Batıdakinden çok farklıdır. Oralarda Türkiye bir kurtarıcıdır. Oralarda İstanbul sözünün, Türk sözünün, Tayyip Erdoğan isminin çok farklı ve çok güzel karşılığı var. Yani Türkiye algısı genel olarak Batı’da başkadır; Ortadoğu, Afrika, Doğu Avrupa ülkelerinin birçoğunda başkadır. Bu coğrafyalara gittiğinizde size o kadar ayrıcalıklı davranırlar ki bu sizi mahçup eder. Bize düşen, yanlış anlaşıldığımız yerlerde kendimizi doğru anlatmak, doğru anlaşıldığımız yerlerde ise bu güzel algının sürmesini sağlamaktır.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir