Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Ferhat Pirinççi
779 defa okundu
31 Ekim 2017 Salı - 13:50
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Ferhat Pirinççi

Irak'ta Neler Oluyor? Türkiye'nin Irak'taki Pozisyonu Ne? Doç. Dr. Ferhat Pirinççi geçtiğimiz günlerde Birlik Vakfı Bursa Şubesi'nde ''Irak’taki Gelişmeler ve Türkiye’nin Öncelikleri'' başlıklı bir konuşma yaptı.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Bölgedeki ülkelerin üzerinde dikişleri patlamak üzere olan bir giysi gibi duran yapay sınırlar, sonunda bölgeyi sarstı ve Ortadoğu adı verilen medeniyetler beşiği coğrafya huzursuz bir şekilde sarsılmaya başladı. Bu sarsıntı ne zaman ve nasıl yatışır, şimdiden bunu bilmek mümkün değil. Olaylar o kadar sıcak ve bölgedeki dengeler o kadar hızlı değişiyor ki, bugünden yarını görmek, gördüğünden de emin olmak asla mümkün değil. Bu coğrafya, zorun da zoru olan kaderini yaşıyor. Türkiyemiz de bu zor kaderi yaşıyor doğal olarak. Ama “gidişat nereye? Bizi bekleyen ne” soruları da kafa yakıyor, yürek yakıyor. Her mahfilde bu sorulara yanıt aranıyor. Herkes kendince buna bir cevap veriyor.

Uludağ Üniversitesi İİBF Uluslar Arası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ferhat Pirinççi de bu soruya yanıt arayanlardan. Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, konuya dair sorularını ve bulduğu yanıtları, 4 Kasım Cuma akşamı Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin Cuma Meclisi’nde biz dinleyicilerle paylaştı. Sohbetin konu başlığı “Irak’taki Gelişmeler ve Türkiye’nin Öncelikleri”ydi. İşin aslı, bu sohbet hem bilgilendirici hem de ufuk açıcı sohbetti. Sıcak gündemi anlamamıza yaradı.

Sorun, sınırların yapaylığı ve temsil krizi

“Suriye ve Irak sıcak gündemimiz ama hemen yanıbaşımızdaki Azerbaycan-Ermenistan, Rusya-Ukrayna ve Kırım sorunları da gündemdeki sıcaklıklarını koruyor. Bunlar da bizi bekleyen sıcak sorunlar ve coğrafyamızın sıkıntılı konuları.” cümleleriyle söze başlayan Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, “Irak’ta sorun 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgaliyle başladı. 2001 yılında İkiz Kuleler’in yıkılmasıyla travma yaşayan ABD, dünyaya nizamat vermek için harekete geçti ve Irak’ı işgal etti.” sözleriyle konuyu Irak krizine getirdi.

Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, bölgedeki olaylara daha geniş açıdan bakıyor aslında. Konunun Osmanlı sonrası oluşturulan yapay sınırlarla ilgili olduğunu söylemesi, onun olaylara bakış açısını ele veriyordu. Konuşmasına şöyle devam etti Pirinççi: “Aslında bölgede yaşayan devletlerin temsiliyet sorunu var. Devletler çeşitli etnik ve mezhebi farklılıkları bünyesinde taşıyor ama onlar yeterince temsil edilmiyor. ABD’nin Irak’ı işgaliyle de bu temsil sorunu daha da derinleşti. Aslında ABD işgali öncesinde Irak’ta iyi kötü bir sistem kurulmuş gibiydi ama işgal bu sistemi bozdu ve işin kötüsü de yeni bir sistem kurulmadı. Sorunu çözümsüz yapan faktörlerden biri de bu. 2003 yılında kurulan Çelebi hükümeti, Irak’taki bütün kurumları lağvetti ve kargaşa daha da derinleşti. Lağvedilen kurumların yerini fiili oluşumlar aldı. Şii ağırlığı kendini hissettirmeye başladı. Kürtler de hâkim oldukları bölgeleri bırakmak istemiyordu. Temsil imkânı bulamayan Sünni azınlık da isyanlarla kendilerini ifade etmeye başladı. Sünnilerin bu huzursuzluğunu gören ABD, onlarla iyi geçinerek bu isyanları minimize etti. Sünnilerin sükûneti Maliki iktidarına kadar sürdü. Maliki’nin tavırları Sünnileri rahatsız etti ve bu rahatsızlık sonrasında ortaya DAEŞ çıktı. İlk ortaya çıktığında milis sayısı çok az olan DAEŞ, Musul’u kuşattığında 1500 askere sahipti. Musul’da ise rejimin tam teçhizatlı 30.000 askeri vardı ama nedense bu askerler şehri hiç savunmadan ve teçhizatlarını almadan şehri DAEŞ’e bıraktılar. Böylelikle DAEŞ inanılmaz bir silah gücüne kavuştu.”

Krizi derinleştiren sebepler

Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, o dönemde devlet başkanlığı görevini yürüten Talabani’nin bir beyin kanaması geçirdiğini hatırlattı ve bunun çözüm sürecini zorlaştırdığını söyledi. Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, çözümü zorlaştıran diğer faktörleri de şöyle anlattı: “O dönemde iktidarda olan Şii Maliki, yönetimde kalmak için uğraşıyordu. Türkiye Maliki’yi istemiyordu ama Maliki’nin arkasındaki İran, Maliki’nin yönetimde kalmasını sağladı. Öte yandan, Barzani yönetimindeki Erbil, Dohuk ve Süleymaniye bölgesiyle Merkezi Hükümet arasında çatışma yaşanıyordu. Çatışmanın asıl sebebi, bölgede çıkan petrol gelirlerinin paylaşımıydı. Kısacası Irak kaynayan bir kazandı ve tam da bu dönemde DAEŞ ortaya çıktı. DAEŞ, krizi derinleştiren en büyük sebeplerden biri halini aldı zamanla.”

DAEŞ’in hiç hesaba katılmayan başka bir işlevi daha var

Sünni direniş adına ortaya çıkan DAEŞ’in çok kısa bir zamanda bölgenin önemli bir aktörü olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, DAEŞ’in uyguladığı yöntemlerle, dışarıdan belli olmasa da halka aşıladığı değerlerle kısa zamanda bölgenin önemli biri aktörü olarak sahnede yerini aldığını söyledi. Çok kısa bir sürede bölgedeki önemli yerleri ele geçirip alan hâkimiyetini sağlayan DAEŞ’e karşı çeşitli alternatifler oluşturulmaya çalışıldığını söyleyen Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, bunu şu sözlerle açıkladı: “Tam da bu aşamada Ayetullah Sistani halkı direnişe çağırdı. Onun verdiği fetva sonucunda DAEŞ benzeri yöntemler uygulayan Şii Haşdi Şaabi ortaya çıktı. Haşdi Şaabi kısa bir zamanda o kadar güçlendi ki halk artık ona resmi ordunun yerini almış bir organizasyon gözüyle bakıyor. Şu an itibarıyla Haşdi Şaabi’nin 130.000 askeri var. Bu iki farklı mezhebe sahip örgüt, hem askeri bakımdan hem de teçhizat bakımından belli bir güce ulaşmış durumda. Ama elbette DAEŞ daha güçlü durumda. Çünkü DAEŞ, aynı zamanda bir koalisyon. Bu koalisyonun içinde Saddam’ın kurmayları var, Afganistan’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde savaşmış mücahitler var, aşiretlerin temsilcileri var. Kısacası DAEŞ çok güçlü bir yapı ama durdurulamaz bir yapı da değil. Şu anda koalisyon onu havadan bombalamasa DAEŞ ilerlemesini sürdürür. DAEŞ’in hiç hesaba katılmayan başka bir işlevi daha var. DAEŞ, bölge dışı ve bölge aktörlerinin Irak ve Suriye’de bulunmalarına meşruiyet sağlayan bir gerekçe aynı zamanda.”

DAEŞ sonrası Musul’un ne olacağı sorunu

Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, şu anda Irak’ta en önemli düğümün Musul’un geleceği konusu olduğunu da şu sözlerle ifade etti: “DAEŞ’in elinden Musul’u almak için Musul’a harekât başladı. Şu anda önemli olan şey Musul’u DAEŞ’ten almak değil. Musul bir şekilde DAEŞ’in elinden alınır ama DAEŞ sonrası Musul ne olacak, asıl konu bu. Ayrıca Musul’un ne olacağı konusu Türkiye için de en önemli konulardan biri. Musul konusu sadece Türkiye’yi değil Barzani ve KDP’sini, Talabani ve KYB’yi ve yeni ortaya çıkan, PKK ile partner ilişkisi yaşayan Goran örgütünü doğrudan etkilediği gibi, bölgedeki tüm toplulukları etkiliyor. Şu anda çözülmeye çalışılan sorun, DAEŞ sonrası Musul’un ne olacağı sorunudur.”

Bölgede Türkiye’nin rolü ne?

“Türkiye şu anda Irak’taki Sünni aşiretlerin hamisi durumunda, onlara bir zarar gelmesini istemez. Sadece onlara değil, yakın ilişki içinde olduğu KDP’nin de zarar görmesini istemez. Aynı zamanda bölgede kendisine düşmanlık besleyen oluşumlar var, bölgenin bir Şii kuşağına dönüşmesini de istemez. Bunun için de Türkiye, sahaya inmek zorunda kalmıştır.” cümleleriyle bu rolün ipuçlarını veren Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, konuyla ilgili düşüncelerini açıklamaya devam etti.

Türkiye’nin en başından beri Irak’ın toprak bütünlüğünü savunduğunu ve bugüne kadar bunun için durmadan uğraştığını söyleyen Doç. Dr. Ferhat Pirinççi, bugünkü Irak’ın fotoğrafını çekerek Türkiye’nin bölgedeki durumuna dair düşüncelerini şöyle aktardı: “Kürdistan bölgesinde KDP, KYB, PKK ve Goran grupları var. Barzani’nin KDP’si muhafazakâr, diğerleri ise Marksist zihniyettedir. Irak’ın parçalanması durumunda Türkiye Barzani’yi destekler ama Barzani’nin görev süresi doldu ve anayasaya göre de yeniden seçilmesi imkânsız. PKK, bölgede Kobani, Afrin ve Cizre’de yaptığı gibi, kantonlaşmaya gidiyor. Şu an Sincar’da deniyor bunu. Türkiye, tüm bu karmaşa içinde mümkünse Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasından yana. Bunun mümkün olmaması durumunda Sünni aşiretlerin ve Türkmen bölgesinin zarar görmemesi için uğraşıyor. Bunu yaparken de sınırlarını güvence altına almaya çalışıyor. Öte yandan Musul ve Kerkük’ün ne olacağı, gündemin en önemli konusu olmayı sürdürüyor. Irak’ı işgal ederek bölgenin pimini çeken ABD ise, ne yapacağını bilmez bir durumda. Sahada en etkili ülke hâlâ İran ve Rusya. Türkiye, kendisine karşı yapılmaya çalışılan çevreleme harekâtını boşa çıkarıp öncelikle sınır güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Bunu yaptıktan sonra da mümkünse bölgede etkili bir ülke olarak var olmak istiyor. Ama her şey sahadan çok masa başında belli olacak ve bu görüşmeler de hâlâ devam ediyor.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir