Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Hüseyin Caner Akkurt
387 defa okundu
08 Ocak 2018 Pazartesi - 16:30
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Hüseyin Caner Akkurt

Hüseyin Caner Akkurt, Vakfımızda Yunus Emre Enstitüsü’nün misyonunu ve kuruluşundan bugüne kadar geçen zamanda kat ettiği mesafeyi anlattı.

 

 

Türkiye’nin manevi mirasını diğer ülkelere tanıtıp anlatmak için kurulan bir kurum Yunus Emre Enstitüsü. Gerçekten de vizyoner bir bakış açısıyla kurulmuş ama kabul etmek gerekir ki çok da geç kalmış olan önemli bir kurumumuz bu.

Toplumun kimliğini oluşturmada en önemli ögelerden biri olan kültürün dış dünyaya tanıtılması, her ülke için en önemli işlerden biri olagelmiştir. Türkiye de, yerli damarın iktidarıyla birlikte bu konuya önem verdi.

2009 yılında kurulan bu enstitü Türkiye’yi, Türk dilini, Türk kültürünü başkalarına tanıtmak gibi önemli bir misyona sahip. Bu yönüyle de o, üzerine titrememiz gereken kurumlardan biri. Bilinen şeydir, kültürü değiştirilip kendi kimliğinden uzaklaştırılmış bir toplum, zaten iliklerine kadar istila edilmiş demektir.

Bizde de, Tanzimat’la başlayıp kendi kimliğinden uzaklaşıp başka kültürlerin peşine takılma şeklinde ortaya çıkan aşağılık kompleksi, birçok insanımızı esir almış durumda hâlâ. Ama öte yandan kendi kimliğini tarih okumaları üzerinden fark eden ve kökü geçmişte olan bu kültürü yeniden ihya eden kişi ve kurumlar da var. Bu kişi ve kurumlar, güzel adımlar atıyor. İşte Yunus Emre Enstitüsü, bu esarete son verme yolunda son dönemlerde atılan adımlarından biri.

Enstitüyü ve enstitünün yaptığı çalışmaları, kurumun insan kaynakları müdürü Hüseyin Caner Akkurt’un ağzından dinleme fırsatı buldu Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin müdavimleri. Akkurt, 12 Ocak Cuma gecesi Yunus Emre Enstitüsü’nün misyonunu ve kuruluşundan bugüne kadar geçen zamanda kat ettiği mesafeyi anlattı dinleyicilere.

Kültür hamlesi olmadan olmaz

“Türkiye’nin son yıllarda yaptığı kültürel hamleler, bu hamleleri yaparken karşılaştıkları zorluklar, dostluklar; bu hamleleri yaparken karşılaştığı yol kazaları var mı yok mu, bunları konuşalım.” diyerek sohbetin çerçevesini çizen Hüseyin Caner Akkurt, kurum olarak neler yaptıklarını şöyle özetledi: “Bugün altmış ülkede, 132 noktada faaliyetlerini sürdüren enstitümüz, 43 ülkede aktif olarak bulunuyor. Altmış civarında üniversiteyle protokolümüz var. Yaz okullarımızla bu ülkelerdeki gençleri bir araya getiriyor, onlara kültürümüzü tanıtıyoruz. O gençlere ulaşmak için o ülkelere Türkoloji mezunu okutmanlarımızı gönderip onlara Türkçe öğretiyor, Türk kültürünü öğrenmelerini sağlıyoruz. O ülkelerden öğrencileri de ülkemizde ağırlıyoruz. Geçtiğimiz yıl ‘Yaz Okulu’ çerçevesinde yedi yüz öğrenciyi ülkemizde ağırladık. Bu öğrenciler bir ay süreyle Türkiye’nin farklı şehirlerinde ağırlandı, hem Türkçe eğitimi aldılar hem de Türk kültürünü öğrenme fırsatı buldular. Kendi ülkelerinde de eğitim almaya devam eden bu arkadaşlar, ülkemizin potansiyel kültür elçileridir. Bu arkadaşlara biz o şekilde bakıyoruz ve bazılarını da zaten o şekilde değerlendiriyoruz.”

Türkiye’nin geleceği bizim geleceğimizdir

Hüseyin Caner Akkurt, ne kadar önemli bir iş yaptıklarını şu sözlerle aktardı: “Biz o arkadaşlara eğitimlerinin sonunda sertifikalarını verdikten sonra yollarımızı ayırmıyor, bağlarımızı koparmıyoruz. Şu anda İslam coğrafyasında Türkiye’nin geleceğini kendi gelecekleri olarak gören ülkeler var. Bir anımı aktarayım size: ‘Bizim Somali/Mogadişu’da bir kültür merkezimiz var. Büyükelçimizden bizzat dinlediğim olaya göre, 15 Temmuz akşamı Türkiye’de olan kalkışmayı öğrenen yaklaşık üç-beş bin Mogadişulu, büyükelçiliğin kapısına dayanarak ‘Bizi uçakla veya gemiyle, neyle olursa olsun Türkiye’ye götürün. Biz o FETÖ’ye karşı savaşmak istiyoruz.’ derler. Gerçekten de, basit, oluklu saclardan yaptıkları evlerde yaşayan bu insanlar, Türkiye’ye gönülden bağlılar. Türkiye’nin geleceğini kendi gelecekleri görüp bunu ifade ediyorlar. Biz de onların bize duyduğu bu muhabbet ve sevgiyi boşa çıkarmıyoruz.”

Basit bir örnekle sömürgecilik

1990 yılına kadar bir İtalyan sömürgesi olarak kalan Somali’ye İtalyanların kendi kültürlerini aktarmak için birçok şey yaptıklarını söyleyen Hüseyin Caner Akkurt, süslü püslü binalar yapan İtalyanların, bu binaları ilkokul çağındaki çocuklara zorla bale eğitimi vermek için kullandıklarını anlattı. Ülkeyi sömürmek için de, hepsi Müslüman ve Şafi mezhebinden olan bu insanlara yalancı müftüler aracılığıyla “Deniz ürünleri yenmez!” fetvası verdirerek deniz ürünleri yemelerinin engellendiğini bir örnek olarak aktardı. Hüseyin Caner Akkurt, Somalililere toplatılan deniz ürünlerinin soğuk hava zinciri aracılığıyla kendi ülkelerine taşınarak Somalililerin bu ürünlerden nasıl sinsice mahrum bırakıldıklarını da sözlerine ekledi.

Somali’de Osmanlı izleri

O bölgede hâlâ Osmanlı izlerinin canlı olduğunu söyleyen Hüseyin Caner Akkurt, özellikle II. Abdülhamit Han’ın bu bölgeye gönderdiği irşatçıların bölgede İslami gelişime ivme kazandırdığını söyledi. Bölge insanının Osmanlıya ve Osmanlının ardılı olan Türkiye’ye karşı özel bir muhabbet beslediğini aktaran Hüseyin Caner Akkurt, bölge insanının İslam coğrafyasının tekrar ayağa kalkacağına dair inancını hiç yitirmediğini aktardı dinleyicilere.

Somalili birçok Müslüman ailenin, İslam ve özellikle Osmanlı/Türkiye ile bağlarını diri tutmak için ailedeki bir kız çocuğuna İstanbul ismini verdiklerini aktaran Hüseyin Caner Akkurt, bu hassasiyetin bölgede çok yaygın olduğunu belirterek hem o bölgede Türkiye algısını nasıl olduğunu örnekledi hem de bizden beklentinin seviyesini aktarmış oldu.

Kültürel diplomasi

Tüm bu yapılan çalışmaların kültürel diplomasi alanına girdiğini söyleyen Hüseyin Caner Akkurt, Türkiye’nin orada bir sömürgeci olarak değil bir kardeş olarak var olduğunu söyledi. Akla gelebilecek tüm kurumlarıyla Somali’de bulunan Türkiye’nin en son TSK ile orada bulunduğunu aktardı. TSK’nın orada Somali askerine eğitim vermek için bulunduğunu, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Kızılay gibi kurumların da sağlıktan eğitime kadar ihtiyaç duyulan tüm alanlarda hizmet vermeye devam ettiğini söyledi.

Hüseyin Caner Akkurt, hem mahrumiyet bölgesi olması ve hem de ölüm riskinin çok yüksek olması dolayısıyla o bölgelerde bulunmanın hiç de kolay olmadığını söyleyerek bizim ‘yerli damarımız’ı oluşturan fedakâr insanlarımızın en büyük sermayemiz olduğunu söyleyerek sözlerini noktaladı.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir