Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  İbrahim Uslu
806 defa okundu
31 Aralık 2017 Pazar - 13:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  İbrahim Uslu

Anar Araştırma Merkezi Genel Müdürü İbrahim Uslu, 31 Mart Cuma gecesi Vakfımızın Cuma Meclisindeki sohbetine konuk oldu.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

 

İbrahim Uslu “Yaklaşan Referandum ve Seçmen Eğilimleri” konulu sohbetine, elindeki son verilerin mart ayı başına ait olduğunu belirterek başladı. Mart ayında ise özellikle Avrupa kaynaklı birçok gelişmenin yaşandığını, bunların ise seçmenlerin eğilimlerini mutlaka etkileyeceğini belirten Uslu, bu geceki yorumlarının mart başındaki ölçümlere göre olacağını özellikle belirtti.

Uslu “2010 referandumu daha ölçülebilir bir referandumdu. O referandumda, referandumdan dört ay önce yaptığımız ölçümler hiç değişmedi ve sonuç da zaten o ölçümler doğrultusunda oldu, sonuç yüzde 58 çıktı. Ama bu referandum biraz daha farklı' dedi.

İlk önce şunu söylemek mümkün: İktidar partisi o referanduma yüksek bir oy oranıyla başlayıp bunu sürdürmüştü. Bu kez durum daha farklı: Referandumun gündeme geldiği ilk zamanlarda konu vatandaş tarafından anlaşılmamıştı ve kararsızların oranı yüzde 30 gibi çok yüksek bir orandı. Karar vermiş olanlarda ise anlamlı bir fark yoktu. Evetlerle hayırlar ilk anda birbirine yakındı. Arada anlamlı bir fark yoktu. Yani evet cephesi, siyasi olarak temsil ettiği yüzde 65 çoğunluğu blok olarak referanduma tahvil edememişti. Elbette bunun anlaşılabilir ve açıklanabilir sebepleri var.” sözleriyle devam etti.

UTANGAÇ SEÇMENLER MESELESİ

Uslu, sadece Türkiye’de değil dünyada da yeni bir seçmen kitlesinin ortaya çıkmaya başladığını ve bu seçmen kitlesinin tahminleri çok zorlaştırdığını belirttikten sonra bu seçmen kitlesini ve bu kitlenin özelliklerini şöyle açıkladı: “Bu referandumda ilginç bir seçmen kitlesiyle karşı karşıyayız. Bunlara biz “Utangaç seçmen” diyoruz. Bunlara gizli evetçiler/gizli hayırcılar da diyebiliriz. Böyle bir kitle ABD’de ve Brexit oylamasında da karşımıza çıktı. ABD’de mesela, Trump’a oy vermeyi düşündüğü halde gerek Trump’un bazı fikirlerinin desteklenmesinin zor olmasından gerekse de Trump’un kabalığından dolayı bunu açıkça ifade edemeyenler oldu. Hem de bunların sayısı sonucu etkileyecek kadar çoktu bilindiği gibi. Yapılan anketlerde sürekli olarak Hilary Clinton önde görünüyordu ama seçimi Trump kazandı. Seçimi Trump’a kazandıranlar, işte bu utangaç seçmenlerdi. Yine aynı şey Brexit oylamasında da gerçekleşti. İngiltere’nin Birlik’ten ayrılmasını isteyip bunu ifade edemeyen ‘utangaç seçmenler’ oylamanın kaderini etkiledi.

İşte bu seçmenler gibi, bizim de utangaç seçmenlerimiz var. Bunlar, mesela hükümetin bazı icraatlarına öfke duyup sonuçta çok önemli gördüğü bu referanduma ‘evet’ diyecek kişiler ile hükümetin icraatlarını beğenip bunu ifade eden ama bu referandumda çeşitli saiklerle ‘hayır’ diyecek olanlardan oluşuyor. “Utangaç seçmenler” olarak isimlendirdiğimiz bu kitlenin sayısı hiç de az değil ve onların ne yapabileceklerini kestirmek çok zor.

Bunlar “Hükümetin icraatları güzel ama…” deyip ‘hayır’ verebilecekleri gibi “Hükümetin icraatları güzel ama…” diyerek öfkesini ifade etmekle birlikte yine mensubiyetine sadakat gösterip ‘evet’ de diyebilir. Aynı şey hayır cephesinde görünenler için de geçerli. Aidiyet olarak bu hükümete karşı konumlanmış olup bu referandumu millet için önemli bulduğundan dolayı ‘evet’ verecek olanların yanında bu referandumun evetle sonuçlanmasını istemesine rağmen aidiyetine sadakatından dolayı ‘hayır’ diyenler de olacaktır. Bunların sayısı da sonucu etkileyecek kadar çok.”

SİYASİ AĞIRLIĞIN OYLARA YANSIMAMASI

Anar Genel Müdürü İbrahim Uslu, ‘Evet Cephesi’nin siyasetteki oy oranının yüzde 65’e karşı gelmesine rağmen bu oranın referandum tahminlerinde daha düşük görünmesinin çeşitli sebepleri olduğunu söyledi. Bu konuda yaptıkları çalışmalar sonucunda bu durumu “Hükümetin her ne kadar yüzde 50 oy oranına sahip olduğunu söylesek bile, bu seçmenin yüzde 40’ının sadık seçmenden oluştuğunu, geri kalanın ise konjonktürel davrandığını görüyoruz. 

Bunu somut olarak 7 Haziran 2015 seçimlerinde gördük biz. Yüzde kırklık sadık kitle, hükümetin bazı icraatlarını beğenmese bile sadakatinden dolayı yine hükümete oy verdi ama konjonktürel olarak hükümeti destekleyen seçmen, hükümetin cezalandırılması gerektiğini düşündüğü için ona oy vermedi. Aynı seçmen, ülke için risk ortaya çıktığını düşündüğü için kasım seçimlerinde tekrar geri döndü. Bu, evet cephesinin bir handikapı.

Evet cephesinin diğer dezavantajı da, Devlet Bahçeli’ye karşı yürütülen acımasız muhalefet. Bilindiği gibi FETÖ’nün de etkisinde olan bir kesimle birlikte bu cephede derin bir çatlak oluştu. Bu çatlak, oyların yüzde beşine tekabül etmektedir. Bu iki unsuru alt alta koyduğunuzda, ‘Evet Cephesi’nin sadık oylarının yüzde elliler civarında olduğunu görüyoruz. Bu oranın dışında kalan oyları artırmak için de hem referandumda ciddi olarak çalışılması hem de vatandaşa oylanacak maddelerin net olarak anlatılıp seçmenin ikna edilmesi gerekir.” sözleriyle anlattı.

GENÇ SEÇMENE  DİKKAT

AB ülkelerinin Türkiye’ye karşı yürüttükleri hasmane tutumun oyları ne yönde ve ne kadar etkileyeceğinin nisan ayının ilk haftasında yapacakları anketlerde ortaya çıkacağını söyleyen Uslu, yine de deneyimlerine dayanarak bazı öngörülerde bulundu. Bu öngörülerde Uslu, hükümet cephesinin oylarının önde olmasına rağmen bu referandumun bir önceki referandum kadar rahat geçmeyeceğinin belli olduğunu not düştü ilk olarak. 

İkinci olarak da, evet cephesinin Türkiye’de çok ciddi bir yüzdeye karşılık gelen genç seçmen üzerinde ciddi bir aydınlatma/anayasa maddelerini anlatma çalışması yapmalarının elzem olduğunun altını çizdi. Buna ek olarak, birçok alanda başarılı çalışmalar yapan hükümetin, genç kitleye ulaşmak konusunda sıkıntılı olduğunu ve bu sıkıntıyı giderme yönünde acilen politikalar geliştirmesinin gerekli olduğunu söyleyerek sohbetini bitirdi.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir