Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  İzzettin Küçük
1214 defa okundu
28 Eylül 2017 Perşembe - 19:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  İzzettin Küçük

Vira bismillah diyerek Cuma Meclisinin yeni sezonunu başlatan Birlik Vakfı Bursa Şubesinin ilk sohbet konusu Suriye, ilk konuğu da Suriye konusuyla sınırda yüzleşen eskinin Şanlıurfa, şimdinin Bursa valisi İzzettin Küçük oldu. İzzettin Küçük, bir bürokrat olarak deneyimi, bir entelektüel olarak da birikimiyle Türkiye’nin Suriye politikasını açık ve anlaşılır bir şekilde şöyle anlattı biz dinleyicilere.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Vira bismillah diyerek Cuma Meclisinin yeni sezonunu başlatan Birlik Vakfı Bursa Şubesinin ilk sohbet konusu Suriye, ilk konuğu da Suriye konusuyla sınırda yüzleşen eskinin Şanlıurfa, şimdinin Bursa valisi İzzettin Küçük oldu. İzzettin Küçük, bir bürokrat olarak deneyimi, bir entelektüel olarak da birikimiyle Türkiye’nin Suriye politikasını açık ve anlaşılır bir şekilde şöyle anlattı biz dinleyicilere.

Coğrafya, ülkenin kaderidir

“Coğrafyaları, ülkelerin kaderleridir. Ülkelerin başlarına gelenlerin çoğu, o coğrafyada bulunmaları sebebiyledir. Bizim coğrafyamız zor bir coğrafya. Bu coğrafya her düşüncenin, her gücün çarpıştığı yerdir.  Burada hayatta kalmak için güçlü olmak gerekir!” çarpıcı cümleleriyle söze başlayan İzzettin Küçük “Günümüzde yaşadıklarımızın suçlusu biz değiliz! Evet, yaşananların bir kısmında bizim de suçumuz var ama bu coğrafya, bu çalkantıları yaşamaya mahkûm bir coğrafya. Bizler de bunu bilerek her zaman uyanık ve akıllı olmalıyız! Unutmayın, biz, akılla da sınanıyoruz! O yüzden hem devlet aklı olarak hem de bireyler olarak hem akıllı hem de güçlü olmalıyız. Yoksa arada ezilir gideriz.” cümleleriyle coğrafyaların ve ülkelerin kaderlerine dair düşüncelerini aktararak söze başladı.

Bu girişten sonra İzzettin Küçük, asıl konuya “2011 yılında Suriye krizi başladı. Şimdi herkes “Suriye konusunda biz neden tarafız?” sorusunu sorar oldu. Ama unutulmamalı ki bu kriz çıkmasın diye Türkiye aylarca mekik dokudu. Hem Libya ve hem de Suriye’de bugün yaşananlar yaşanmasın diye aylarca uğraştı. Fakat bunları engellemeye gücü yetmedi ve süper güç olan ABD, kendi isteklerini adım adım gerçekleştirmeye başladı.” sözleriyle giriş yaptı.

Suriye konusu iç işlerimizi etkiliyor

İzzettin Küçük, bu tip konuların sadece kendilerinden ibaret kalmayıp ilgili ülkelerin iç işlerini de belli bir şekilde etkilediğini söyleyerek Suriye konusunun Türkiye’ye yansımasını da şöyle anlattı: “Suriye konusu, Türkiye’nin iç işlerini doğrudan etkileyen bir noktaya geldi artık. Yaşadığımız terör olayları, sınır güvenliğimiz gibi konular, Suriye olaylarının uzantısıdır. Türkiye’nin 2013 yılında ‘Analar Ağlamasın’ diye bir adım attığını hatırlarsınız. Bu, Türkiye’nin PKK sorununu sona erdirecek bir süreçti ama özellikle Talabani öncülüğündeki birçok etkili Türkiye düşmanı, bu sürecin sona ermesini engelledi. Bu gelişmeleri o zaman biz günü gününe izlediğimiz için gayet iyi biliyoruz. Sonuçta Türkiye düşmanları istediklerini yaptırdılar ve süreç sona erdi, onun yerine hendekler, kanton istekleri vb başladı.”

Kürt hareketinin ilginç seyri

Dış devletlerin bölgeyle ve ülkemizle ilgili düşüncelerinin uzun vadeli planlara dayandığını, Türkiye’deki Kürt hareketinin tarihi seyrine bakarak da bunun anlaşılabileceğini söyleyen İzzettin Küçük, bu ilginç seyri şu sözlerle açıkladı: “Kürt hareketinin Türkiye’deki gelişimi de ilginçtir. 1980 öncesinin Türkiye’sinde bir sürü Kürt örgütü, Kürt derneği vardı. Ama bir tarihte düğmeye basıldı ve önce PKK kuruldu, sonrasında ise PKK dışındaki Kürt örgütleri kısa bir sürede tasfiye edildi. Benzeri bir süreç Suriye’de de yaşandı. 2014 yılına kadar Suriye’de de birçok Kürt örgütü vardı ama 2014 yılında biri hariç hepsi tasfiye edildi. Tahmin edebileceğiniz gibi, geriye kalan örgüt, PYD’dir.

Kobani’yi, Kürtlerin Çanakkale Zaferi haline getirdiler

İzzettin Küçük’ün sohbetinde aktardığı “Kobani olayını Şanlıurfa valisiyken yaşadım. Kobani, Şanlıurfa sınırına çok yakın, üç yüz köyü olan bir kasabadır. Biz devlet olarak olayları izlerken bir anda DAEŞ hiçbir direnişle karşılaşmadan Kobani’yi ele geçirdi. Bu, çok şaşırtıcı bir şeydi. DAEŞ’in Kobaniyi ele geçirmesi aşamasında ABD ve diğer Batılı ülkeler hiçbir müdahalede bulunmadı. DAEŞ’in Kobani’yi almasından sonra bir anda Şanlıurfa’ya yabancı gazeteci akını başladı. Bu sayı bir anda altı yüzü geçti ama bizim medyamızdan birkaç kişi dışında hiç kimse yoktu. Olanlara anlam vermeye çalışırken PYD’nin ABD desteğiyle Kobani’ye harekât düzenlediğini öğrendik. Olay, gözümüzün önünde gerçekleşen bir senaryoydu. Bu senaryo PYD’yi kahraman yapan, bizi ise DAEŞ taraftarı algısına iten bir senaryoydu. Biz bu senaryoyu gördük, oyunu bozmaya çalıştık ama medyanın gücü kitleleri yönlendirmeye, PYD’yi kahraman göstermeye, Kobani olayını bir destan göstermeye yetti. Biz ise kendimizi anlatacak bir medya bulamadık. Düşünün ki biz sınırlarımıza kitleler halinde gelen iki yüz yirmi bin insana kucak açıyoruz ve PKK’nın içimizdeki siyasi uzantısı ise bizi taşlıyordu. Bu taşlamanın sebebini sonra anladık. Meğer medya bizi dünyaya Kürt düşmanı olarak göstermeyi amaçlıyormuş. Burada medyaya yenildiğimizi itiraf etmem gerek.” cümleleri, hem büyük ülkelerin nasıl gizli ajandalarının olduğuna ve hem de medyanın gücünün ne olduğuna dair iyi bir örnekti. 

Batı’nın amacı ne

İzzettin Küçük, sahip olduğu birikimle bu olayların neye amaç ettiğini de şu sözlerle aktardı: “Bunları ABD öncülüğünde Batılı güçler yapıyor. ABD’nin petrole ihtiyacı olmadığı için bunu petrol için yaptığı söylenemez. O bunu dünya hâkimiyetini sürdürmek için yapıyor, medeniyet iddiası taşıyan Türkiye’nin Osmanlı rüyasını canlandırmaması için yapıyor. Türkiye’nin kardeşleriyle, dostlarıyla arasına bilinçli bir şekilde duvar örüyorlar. Nasıl ki geçmişte Azerbaycan’la aramıza Ermenistan duvarını ördülerse şimdi de Ortadoğu ile aramıza garnizon devletçikler duvarını örmek istiyorlar. Bu duvara karşı çıkmamızı engellemek için de bizi içerde oyalayıp zayıf düşürmek istiyorlar. FETÖ, PKK hep bu duvarın örülmesine hizmet için, bizi zayıf düşürmek için var.”

Türkiye’nin hamlesi

Türkiye’deki devlet aklının binlerce yılın mirası bir akıl olduğunu belirten İzzettin Küçük, Türkiye’nin de hiç kimsenin beklemediği bir anda yaptığı bir hamleyle tüm oyunları bozduğunu ise şu sözlerle aktardı: “ Türkiye, en zayıf olduğu sanılan bir anda Fırat Kalkanı harekâtını başlatarak Cerablus’a girdi. Bu hamle, Batılıların bölgeyle ilgili tüm planlarını değiştirdi, muazzam sonuçlara yol açtı. Bu hamleyle Türkiye ‘Ben size diz çökmeyeceğim. Benim sınır güvenliğim Azez Mare hattıdır ve ben bedeli ne olursa olsun bu hattı koruyacağım. Bensiz bu bölgede hiç kimse oyun kuramaz.’ mesajını net bir şekilde iletti. Türkiye’nin bu hamlesiyle kartlar yeniden karılıyor. Bu hamlenin şu anki en görünen sonucu PKK/PYD’nin boşa çıkmasıdır. PKK/PYD artık Batı’nın işine yaramayan bir örgüttür. Varlık sebebi ortadan kalkmıştır ve ona sadece Türkiye’ye saldırıp zarar vermesi için hayat hakkı tanınmaktadır. PKK’nın intihar anlamına gelen saldırılarının sebebi de budur. PKK işe yaramadığını görmektedir artık ve hayatta kalmak için de kendisine verilen Türkiye’yi oyalayıp zayıflatma görevini canla başla yapmaya çalışmaktadır.”  

Dostun düşmanın belli olmadığı bölgedeyiz

İzzettin Küçük  “Şu an Türkiye bölgede elde ettiği inisiyatifi kullanmaya devam ediyor. Fırat Kalkanı harekatının hızı kesilmiş gibi görünüyor ama bu askeri bir olaydır ve harekat derinlere indikçe güvenliği sağlamak zorlaşır. Yavaşlamanın sebebi budur. Türkiye de güvenliği sağlayarak El Bab’a inmek üzeredir artık. Bu iniş Azez Mare’ye kadar devam edecektir en azından. Dışarıda bunlar olurken içeride de saldırılar devam ediyor. Bir yanda moral bozucu dedikodular, diğer yanda ekonomiyi zayıflatma girişimleri… Türkiye tüm bunlarla baş edebilecek bir ülkedir. Ülke olarak bir an önce normalleşmeye çalışmamız gerekmektedir. Güvenliğimiz sağlamdır ve merak edilecek bir şey yoktur.” sözleriyle konuşmasını bitirdi.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir