Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Mehdin Çiftçi
1270 defa okundu
31 Aralık 2017 Pazar - 13:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Mehdin Çiftçi

Mehdin Çiftçi Vakfımızda 'Osmanlı Medreseleri ve Darülhadisler' başlıklı bir konferans verdi.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

 

Osmanlının mirasçısıyız. İstesek de istemesek de Osmanlının birikimi hayatımızı etkiliyor ve etkilemeye de devam edecek. Tarihin süreklilik istediğine bizzat şahit olan bir toplumuz çünkü. Tarihimizi reddedip Batıya yönelen yüzümüz hep üşüdü. Osmanlı sonrası Batılılaşma çabalarının bizi götürdüğü yer, aslımıza dönmek oldu sonunda. Medeniyet, tarih ve kültür birikimimiz, Osmanlı olmadan anlamsız. Osmanlı ve Osmanlı öncesi tarihimiz, bizi dokuyan kumaşın çeşitleri değil midir?

Eğitim alanında da bu böyle. Yakın tarihimizin köhne ve yalan tozlu sayfaları, medreselerdeki hocaların zalimliklerini anlatadursun, hayat bu anlatıma uygun akmıyor gerçek dünyada. Dünyadaki eğitim kurumlarına ve eğitim sistemlerine baktığımız zaman yine İslam inancını temel alarak bir eğitim dünyası oluşturmuş olan Osmanlıyı görüyoruz.

Birçoğumuzun hakkında konuşmaktan zevk aldığı ama tam olarak ne olduğunu da bilmediği medreseler konusu, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin Cuma Meclisi’ne konuk olan Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehdin Çiftçi’nin sohbetinin konusuydu. Mehdin Çiftçi, 20 Ocak Cuma gecesi “Osmanlı Medreseleri ve Darülhadisler” konu başlığı altındaki sohbetinde, medreselere ve darülhadislere dair etraflı bilgi verdi.

Medrese sadece üniversite midir?

Medrese denince genel olarak sadece üniversitenin akla geldiğini ve bunun yanlış bir bilgi olduğunu söyleyerek söze başlayan Mehdin Çiftçi, anaokulundan üniversiteye kadar olan tüm eğitim süreçlerini kapsayan kurumların adının medrese olduğunu söyledi. Eskinin sıbyan mektebinin günümüz anaokuluna denk geldiğini söyleyen Mehdin Çiftçi, bunun dışında yüksek lisans ve doktora seviyesinde eğitim veren medreseler de olduğunu sözlerine ekledi.

İlk medreseler

Süleymaniye Medresesi’ni bunlara örnek gösteren Mehdin Çiftçi, sözlerine şöyle devam etti: “İslam tarihinde ilk medresenin temelleri Mescid-i Nebi ve Suffe’de atılmıştır. Darül Erkam’ı ise medreselere kaynak olan merkez olarak kabul etmek daha doğrudur. Bir eğitim kurumu olarak ilk medrese, 937’de, Türkistan da Buhara’da kurulan Faracek Medresesi’dir. Bizim anladığımız anlamda medrese ise Nizamiye Medreseleri’dir. Bilge vezir Nizamülmülk’ün kurduğu bu medreselere, dönemi aydınlatan kurumlar oldu. Nizamiye Medreseleri, öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceği külliye sistemi üzerine kurulmuştur. Burada bir şeyi daha eklemek gerek: Bu medreseler ilim öğretmek yanında siyasi amaç da taşımışlardır. Ciddi bir propaganda yaparak etki sahasını genişleten Şiiliğe karşı Sünni anlayışı öğretmek de bu medreselerin kurulma amaçlarından biridir.”

Osmanlıda medrese çeşitleri

Osmanlının, kendisine aktarılan bu kültürü daha da geliştirdiğini söyleyen Mehdin Çiftçi, Osmanlının medreseleri iki ana grubu ayırarak eğitim verdiğini ise şu sözlerle anlattı: “Osmanlıda iki çeşit medrese vardır. Bunlar sıbyan medreseleri ile orta ve yüksek seviyede eğitim veren medreselerdir. Orta ve yüksek seviyede eğitim veren medreseler ise kendi içinde 1. Genel eğitim veren medreseler, 2. İhtisas eğitimi veren medreseler olmak üzere ikiye ayrılır. İhtisas medreseleri de üç farklı eğitim çeşidine göre bölümlere ayrılır: 1. Hadis medreseleri (darülhadis), 2. Kur’an medreseleri(darülkurra), 3. Tıp medreseleri (daruttıb). Darulkurra medreselerinden Süleymaniye Darulkurrası’nın kendisine özgü binası yoktur. O, camilerde eğitim vermektedir. Bunlardan da anlaşıldığı gibi, Osmanlı medreseleri kurmuyor, sadece kurulu medreseleri geliştiriyordu.”

Medreselerde kimler eğitim alabilirdi?

Bu konuda Osmanlının zamanın kültürüne ve siyasi şartlara göre davrandığını söyleyen Mehdin Çiftçi, konuyu, “Osmanlı medreselerine sadece Müslümanlar ve erkekler gidebilirlerdi. Kadınlar, isterlerse özel eğitim alabilirlerdi. Bu medreselerde mezhep taassubu olmasa da, genel çizgi olarak Şiiliğe hiçbir zaman müsamaha gösterilmemiştir. Bunda, Şiiliğin saldırgan politikalarının payını da unutmamak gerekir.” sözleriyle özetledi.

Osmanlının ilk medreseleri neredeydi?

Osmanlının kurucu şehri olan Bursa’nın, ilk medresenin de kurulduğu şehir olduğunu söyleyen Mehdin Çiftçi, ilk medresenin Orhan Gazi tarafından İznik’te kurulan medrese olduğunu söyledi. Bursa’nın Osmanlının başkenti olarak kaldığı sürece burada önemli medreselerin olduğunu ve önemli eğitimler verildiğini söyleyen Mehdin Çiftçi, Osmanlıda medreselerin başkentlere göre değer kazandığını, Bursa başkentken Bursa medreselerinin, Edirne başkentken Edirne medreselerinin rağbet gördüğünü aktardı.

Fatih’in yapılandırdığı sistem hangisidir?

Medreselerin, verdikleri eğitimlere, müderrislerin aldıkları ücretlere ve okutulan kitaplara göre üç farklı isimlendirmeye tâbi tutulduğunu söyleyen Mehdin Çiftçi, Fatih Sultan Mehmet’in yedili bir medrese sistemi getirerek bu konuyu daha ileri boyuta taşıdığını söyledi. Fatih’in kurduğu bu sistemin sadece Kanuni Sultan Süleyman tarafından bir adım daha ileri taşındığı, Kanuni’nin kurduğu Süleymaniye Darülhadisi'nin Osmanlı eğitim sisteminde tam bir zirve olduğu ve daha sonra bu zirvenin aşılamadığı bilgisini veren Mehdin Çiftçi, üniversitelerde öğrenci-hoca ilişkisine değindi daha sonra.

İster üç ayda, ister üç yılda mezun ol

Medreselerde eğitimin süresinin öğrencinin zekasına, çalışkanlığına, bilgi ve becerisine bağlı olduğunu söyleyen Mehdin Çiftçi, bu konuyu da şu şekilde açıkladı: “Medreselerde devam süresi değişir. Birkaç aylık eğitim alanların yanında birkaç yıl eğitim alanlar da vardır. Bu medreselerde sınıf kavramı olmadığı gibi, öğrenci sayısı da yirmiyi geçmezdi. Genel olarak bu sayı on beş civarındaydı. Eğitim mutlaka yüz yüze yapılırdı. Öğrenciler, bir halka şeklinde toplanır ve hoca da onların ortalarında olurdu. Hocanın öğrenciyle ilişkisi birebir olduğu için öğrenci mutlaka çalışmak zorundaydı. Yeterli yetkinliğe ulaşan öğrenciye hocası tarafından icazetname verilirdi. İcazetname, diploma yerine geçerdi ve o kişinin artık o konuda ehil olduğunu ifade ederdi.”

Osmanlının yıkılış döneminde medreseler

Osmanlıdaki kötüye gidişin medreseleri de etkilediğini söyleyen Mehdin Çiftçi, bunun kendisini özellikle iki alanda gösterdiğini söyledi. İlk olarak medrese öğrencilerinin ayaklanmalara katılmaya başladıklarını ve buna paralel olarak da eğitim seviyesinin giderek düşmeye başladığını sözlerine ekledi. Osmanlının yıkılış döneminde özellikle hadis derslerinin ve Darülhadislerin arttığına dikkat çeken Mehdin Çiftçi, bunun, halkın isyanını engelleyip yönetime bağlılığın artması amacıyla atılan bir adım olabileceğine dikkat çekerek sözlerine son verdi.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir