Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Cağfer Karadaş
189 defa okundu
24 Ekim 2018 Çarşamba - 10:50
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Cağfer Karadaş

Vakfımızın Cuma Meclisine katılan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Cağfer Karadaş, “Kendi Dilinden FETÖ” başlıklı rapora dair açıklamalarda bulundu.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

 

Uludağ Üniversitesi (UÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi sıfatının yanında Diyanet İşleri Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi sıfatını da taşıyan Prof. Dr. Cağfer Karadaş, kendisinin de içinde bulunduğu bir heyet tarafından hazırlanan “Kendi Dilinden Fetö” başlıklı rapora dair düşünce ve analizlerini, 27 Ekim 2017 Cuma gecesi VakfımızınCuma Meclisinde dinleyicilerle paylaştı.

Son darbe girişimi öncesinde de yıllardır gündemimizde olan FETÖ hareketi, hala tam olarak anlaşılabilmiş değil. Çok fazla dile dökülmese de insanımızın kafasında hala “Dindar insanlar nasıl böyle bir şey yapabilir?” sorusu dönenip duruyor.

DİNİ DEĞİL SİYASİ ÖRGÜT

Konuyu detaylarıyla bilen Prof. Dr. Cağfer Karadaş, aslında FETÖ’nün ne olduğunu ve ona nasıl bakmamız gerektiğini çok açık ve çok anlaşılır bir şekilde anlattı sohbetinde. Prof. Dr. Cağfer Karadaş Hoca “FETÖ, dini değil siyasi örgüttür. Onun yaptığı, siyasi çıkarları için dini kullanmaktır.” sözleriyle bu örgütü kendi bağlamına da yerleştirdi aslında.

Evet, FETÖ, dini acımasızca kullanan ve verilerin gösterdiğine göre kökü dışarda olan siyasi bir örgüt. Bu öyle bir örgüt ki, çıkarı için bürünemeyeceği hiçbir kıyafet, çiğneyemeyeceği hiçbir kutsal yok. Bu, sosyolojik vakadır, incelenmeli.

FETÖ konusunun önemine defalarca dikkat çeken Prof. Dr. Cağfer Karadaş, ayrıca toplumbilimcilerimizi de göreve çağırdı. Çünkü ona göre FETÖ olayı, dini çok iyi kullanan siyasi bir olaydı ve böyle olması hasebiyle sosyolojik bir vakaydı. Her önemli sosyolojik vaka gibi bu da ciddi olarak da incelenmeliydi.

Bu inceleme konusunu önemsemek gerek çünkü ve yazık ki toplumumuz hala din üzerinden ciddi şekilde kandırılmaya devam ediyor. Buna, o gece hem programın moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. İsmail Güler ve hem de Prof. Dr. Cağfer Karadaş “Bugün adı FETÖ olur, yarın başka şey…” diyerek dikkat çekti. Millet olarak bilinçlenmek ve millet olarak teyakkuzda bulunmak şart yani.

DURUM NEYİ GEREKTİRİYORSA O KALIBA GİR

FETÖ’nün her kalıba girdiğini ve girmeye devam edeceğini söyleyen Prof. Dr. Cağfer Karadaş, “FETÖ’nün kitaplarının her baskısını ayrı ayrı ele almak gerekir. Bunun yanında, o kitapların yurt dışı baskılarını da yine ayrı ayrı incelemek gerekir. Çünkü kitabın yayımlandığı vasatta örgütün neye ihtiyacı varsa o ihtiyaca göre değiştiriliyor kitaplar.” diyerek örnekledi Fetö’nün karakteristik özelliklerinden birini.

Prof. Dr. Cağfer Karadaş, daha sonra Fetullah Gülen’in seksen kitabının ve yine ona ait 670 saatlik konuşmanın incelenmesi sonucunda ortaya çıkarılan rapordan FETÖ’nün gerçekte ne olduğunun örneklerini verdi. Zaten raporun adı da “Kendi Ağzından Fetö” adını taşıyordu. Bir bütünün içinde dikkat çekmeyen o cümleler, anlamları göz önüne alındığında meğer ne anlamlar içeriyormuş, bunu Cağfer Hocanın örnekleriyle daha iyi anladı dinleyiciler.

Prof. Dr. Cağfer Karadaş, Fetullah Gülen’e ait bir alıntıyı da içeren “Yani insan, mahiyeti itibariyle zaman üstü, mekân üstü olabilir. Dünü yarınla beraber görebilir. Doğrudan doğruya huzur-i risaletpenâhiye ulaşabilir ve Efendimizi dinleyebilir. Hz. Cibril’i Kur’an okurken duyuyor gibi olabilir. Zât-ı uluhiyyetin bikem u keyf kendisine konuştuğunu duyabilir. Buna binaen ehlullahtan bazıları Efendimizden ve sahabeden hadis aldıklarını söylüyorlar. Hatta ben tabiindenim diyen insanların sayısı az değildir… Doğrudan doğruya efendimizden emir aldım diyenlerin sayısı da az değildir.” (Gülen, Sohbet-i Canan, Nil Yayınları, İstanbul 2013, s. 21-22) cümleleri, İslam’ın kabul edebileceği cümleler değildir. Çünkü zaman ve mekân üstü olmak sadece Allah’ın zatına mahsus özelliklerdir. Oysa Fetullah “Yani insan…” ifadesiyle başladığı cümlelerde kendisinin zaman ve mekân üstü bir varlık olduğunu kastederek Allah’a ait özelliklere bürünmekte bir sakınca görmemektedir. Bunlar tüm kaynakların ve tüm mezheplerin reddettiği ifadelerdir.” cümleleriyle bu örgütün İslam inancını nasıl tahrif ettiğini örgüt liderinin kendi ağzından örnekledi. Örnekler sadece bununla sınırlı değil elbette. 

ALLAH ADINA KONUŞAN ADAM

Hele Fetullah Gülen’in 09.07.1979 tarihinde, İzmir Hisar Camii’ndeki şu konuşmasında dedikleri, gören göz ve işiten kulaklar için yeterince uyarıcıdır zaten. Prof. Dr. Cağfer Karadaş, Fetullah Gülen’in bu konuşmasında “Ben şimdi tepeden tırnağa his kesilmiş doğrudan doğruya O’nun rahmeti adına konuşuyorum. Şu anda adeta gazabını unuttum gibi. Rahman ve Rahim gözümün önünü doldurdu. Bismillahirrahmanirrahim adeta beni çepeçevre sardı. Allah, Rahman Rahim huzurunuzda mütecellî…” (09.07.1979, Beraat Gecesi (İzmir-Hisar Camii), dk. 38 vd.) diyerek apaçık bir şekilde Allah’ı gördüğünü, Allah adına konuştuğunu ifade etmektedir.” cümleleriyle kendine nasıl bir rol biçtiğinin gayet açık bir şekilde anlaşıldığını söyledi.

Gerçekten de 1979 yılında söylenip kayıtlara geçmiş olan bu cümlelerin sahibi, gün gelip Türkiye’de en önemli kanaat önderi muamelesi görebilmiştir. Bunu da millet olarak bizim düşünmemiz gerekir.

SINAV SORULARI VE RÜYA

Prof. Dr. Cağfer Karadaş, daha sonra Türkiye’nin başına bela olup çaldıkları sınav sorularıyla birçok insanın hakkına girerek birçok insanın da hayatının kararmasına yol açan örgütün sınav sorularıyla ilişkisinin de yine bu raporda yer aldığını söyledikten sonra, Fetullah Gülen’in “Meselâ, bazı kimseler, daha sonra kazanacakları bir başarıyı, çok öncesinden rüyalarında görebilmekte ve gireceği imtihan sorularını bütün ayrıntılarıyla müşahede edebilmektedirler.” (Gülen, Gençlere Pırlanta Ölçüler 6, Fasıldan Fasıla, Muştu Yayınları, 2011, s.120) cümleleriyle hem bağlılarına yol gösterdiğine hem de onlara cevaz verdiğine dikkat çekti.

DİNLER ARASI DİYALOG KONUSU

Yaptığı yurt dışı gezilerde Fetöcülerin Hırıstiyanlıkla İslam’ı birleştirme çabalarına dair birçok şeye şahit olduğunu, birçoğunu da işittiğini söyleyen Prof. Dr. Cağfer Karadaş, Fetullah Gülen’in bu konuyu da kitaplarında işlediğini söyleyerek “Hz. Meryem’e temessül eden ve Kur’an’ın ‘Beşeran seviyya’ dediği ruh da –ihtimal ki- bu mânâdaki Hz. Ruh-u Seyyidü’l-Enâm’dır. Zaten Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) de bir yerde ‘Meryem’i bana nikâhladılar’ buyurmuyor mu? Burada Hz. Meryem’in gözüne başka hayalin girmemesi mülahazası da üzerinde durulmaya değer ayrı bir konu…” (Gülen, Fikir Atlası, s. 59) cümleleriyle Fetullah Gülen’in Hz. İsa’nın babasının Hz. Muhammed (s.a.s.) olduğunu, Ruhu’l-Kudüs’ün Cebrail değil Hz. Muhammed olduğunu ve Hıristiyanlıktaki teslis akidesine sahip olan herkesin hemen tekfir edilmemesi gerekir, dediğini ifade etmektedir.” sözleriyle bu ihanet hareketinin din adına dini nasıl değiştirebileceğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Cağfer Karadaş, geçmişte Fetö benzeri birçok örgütün olduğunu, bundan sonra da olmaması için hepimize görev düştüğünü söyleyerek sözlerini bitirdi.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir