Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Celalettin Çelik
690 defa okundu
03 Nisan 2018 Salı - 20:40
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Celalettin Çelik

''Dönüşen şehirlerin hikâyeleri, aslında hepimizin hikâyesidir. Mekânlar şehirden kente dönüşürken aslında biz de dönüşüyoruz.'' Celalettin Çelik geçtiğimiz günlerde Vakfımızda 'geleneksel şehir- modern şehir' kavramlarını merkeze alan bir söyleşi gerçekleştirdi.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Önceleri cazip bir hayat modeli gibi dayatılan ama çok geçmeden insanı yalnızlaştırdığı, insanın ruhunu tahrip ettiği ortaya çıkan modern kent hayatı, gün geçtikçe daha fazla sorgulanır oldu. Bu sorgulama, eleştiri dozu artarak devam ediyor.

Bilim adamları şimdi, daha düne kadar tahkir edilen mahalle hayatının insan için gerçekte ne kadar önemli bir hayat olduğunu keşfediyor ve bu keşfi yüksek sesle ilan ediyor. İnsanı yalnızlığa mahkûm eden bu kent hayatından nasıl uzaklaşılacağının zihin egzersizleri yapılıyor artık.

Kent hayatı adını verdiğimiz ve bir yönüyle modern çağın hayatı adını da verebileceğimiz bu hayatın insanı sadece yalnızlaştırmadığı, onun maneviyatla bağını örselediğini de görüyoruz. Üstelik bu örselenmeyle birlikte hem bireyde hem de toplumda ortaya çıkan boşluk, çeşitli kötü niyetli insanlar tarafından hem yanlış hem de tehlikeli bir şekilde dolduruluyor.

Görüldü ki modern hayat, yani bir yönüyle kent hayatı, görünür-görünmez bir sürü tehlikenin kaynağı. Şimdilerde, özellikle sosyologlar, şehirlerin ruhunu tanıyıp insan ruhuyla uyumlu şehrin hangisi olabileceğine kafa yoruyorlar.

Geleneksel şehirden modern kente bir hayat

Erciyes Üni. İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Celalettin Çelik de bu konuya kafa yoranlardan. Celalettin Çelik, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nce 7 Nisan Cuma gecesi düzenlenen Cuma Meclisi’nde “geleneksel şehir- modern şehir” kavramlarını merkeze alan sohbete katılıp konuya dair düşüncelerini dinleyicilerle paylaştı.

“Dönüşen şehirlerin hikâyeleri, aslında hepimizin hikâyesidir. Mekânlar şehirden kente dönüşürken aslında biz de dönüşüyoruz. Şunu kabul etmek gerekir ki, tarihi dönüşümleri en iyi şehirlerin dönüşümleri üzerinden okuyabiliriz. Biz aslında şehirleri konuşurken bir yönüyle medeniyetleri de konuşmuş olacağız.” cümleleri, konuya giriş cümleleriydi Celalettin Çelik’in.

Şehri hangi yönüyle konuşmalı

Şehirlerdeki dönüşümlerin daha çok şehrin mimari/fiziki yapısı üzerinden konuşulduğunu söyleyen Celalettin Çelik, bunların önemli olduğunu ve bu dönüşümlerin sosyal hayatı dönüştürmenin başlangıcı olduğu için incelenmesi gerektiğini söyledi. Daha sonra,  asıl incelenmesi gerekenin ise bu dönüşümlerin toplum ve insan üzerindeki etkileri olması gerektiğine dikkat çekti.

Sohbetine şehir-medeniyet ilişkisiyle devam eden Celalettin Çelik, bu konuda da şunları söyledi: “Medeniyetin şehirlerde ortaya çıktığı bilinir. Günümüz dünyasındaysa geleneksel şehirlerin modern kentlere dönüştüğünü görüyoruz. Geçmişte hem geleneksel hem de tarihi şehirlerimiz vardı bizim. Bu şehirler artık dönüşmeye başladı. Bir medeniyeti ifade eden bu şehirlerdeki dönüşüm, bir medeniyetin dönüşümüdür aynı zamanda. Burada geleneksel şehir-tarihi şehir ayrımına da dikkat etmek gerekir. Her geleneksel şehir mutlaka tarihi şehirdir ama tarihi şehirler zamanla gelenekten kopabilir, bunu da bilmek gerek. Bizim izleyip dikkatimizi yöneltmemiz gerekenler, geleneklerin yaşatıldığı şehirler olmalıdır. Çünkü bizim aynamız onlardır. Biz suretimizi ve nereden nereye geldiğimizi onlara bakarak görürüz.”

Mersin artık kenttir

Şehirlerin, modern kentlere dönüşmeleriyle birlikte hafızalarını da yitirdiklerini ve içlerinde yaşayan insanları eğitip terbiye etme konusunda kadük kaldıklarını, Mersin örneği üzerinden şöyle anlattı Celalettin Çelik: “Benim de bir süre yaşadığım Mersin, artık şehirden kente dönüşen bir mekandır. Dolayısıyla da gelenekle bağını koparmış, hafızasını hemen hemen yitirmiştir. Oysa Mersin’in hemen dibinde olan Tarsus böyle değildir. Tarsus’un kent olmaya direndiğini, dolayısıyla geleneksel hüviyetini koruduğunu, hafızasına sahip çıktığını görürüz. Bunun toplum hayatındaki yansımalarına baktığımızda, kentte hayatın daha birey merkezli ve insan ilişkilerinin daha formel olduğunu görürüz. Halbuki geleneksel dokusunu koruyan şehirde, insan ilişkilerinin daha kolektif olduğuna, insanların daha diğergam olduklarına şahit oluruz. Yani şehir de, kent de kendi insanını üretmektedir.”

Batılılar bizi anlayabilir mi?

Bizim geleneksel şehrimizi en iyi gözlemleyenlerden birinin de bir şair, Ahmet Haşim olduğunu belirten Celalettin Çelik, Ahmet Haşim’in “Gurabahane-i Laklakan”ına atıfla şunları söyledi: “Bursa’ya giden Ahmet Haşim’in, Bursa’da yaşayan Bay Grigori ile yaptığı konuşma, Haşim’in geleneksel şehirlerin ruhunu yansıttığı tespitlerle doludur. Bay Grigori’nin, Osmanlının hayvanlara ve bitkilere bakışının ne kadar şahane olduğunu anlatış tarzı Haşim’in hoşuna gitmez ve sanki ‘Osmanlı toplumu gibi bir toplum bunu nasıl beceriyor?’ iması varmış gibi anlayarak Bay Grigori’ye kızar. İşte Haşim’in muhatabıyla bu diyalogunun da anlatıldığı o deneme, geleneksel şehrin nasıl olması gerektiğinin de bir ifadesidir aslında.”

Mezarlıklar şehrin merkezinde mi hala?

Yine aynı denemede mezarlıkların hemen camilerin yanında, yani şehrin tam merkezinde olmasının önemini ise şöyle anlattı Celalettin Çelik: “Yine aynı denemede Bay Grigori, Osmanlı şehirlerinde mezarlıkların şehir merkezinde olmasının muhteşem bir şey olduğunu söyler. Ona göre bu durum, hayat sürenlere ölümü hatırlattığı gibi, ölüleri de dirilerle muhatap kılarak hayata bağlar. Ölümle her an yüz yüze olan insan, böylelikle dünyanın sonunu her an hatırlar ve ölçüyü kaçırmama konusunda dikkatli olur. Böylelikle geleneksel şehir, birkaç düzenleme ile birbirinin derdiyle dertlenen bir sosyal yapı inşa eder. Bu, geleneksel şehirlerin bir özelliğidir. Modern kentler ise bu geleneksel dokuyu şehirden kovmuş, yerine yıkıcılığını ifade etme sadedinde ‘modern mabetler’ diye isimlendirilen dev alışveriş merkezlerini kondurmuştur.”

Modern zaman kısaldı

Kente dönüşen modern yerleşim yerlerinde hayatın bir koşuşturmadan ibaret olduğunu söyleyen Celalettin Çelik, bu koşuşturma içinde hiçbir şeye tam olarak zaman ayıramadığımızı söyleyerek bu durumun insan ruhunu hırpaladığına dikkat çekti: “Modernleşmeyle birlikte zaman algısı da değişti. Artık zaman bize yetmiyor. Bir sevdiğimize ayıracağımız zaman bile sınırlı. Her şey için sürekli bir acelecilik halindeyiz, durmadan bir yerlere yetişmek zorundayız. Hastamıza ayıracağımız zaman da, sağlığımıza ayıracağımız zaman da sınırlı artık. Düğünlerimiz de öyle. Önceleri birkaç güne sığan, insanların konuşmalarına, dertleşmelerine, hasret gidermelerine sebep olan düğünler de değişti. Günümüz düğünleri, birkaç saate sığdırılmış paket düğünler artık. Bu paketin önemli bir bölümü de, evlileri tebrik etmeye ayrılmış durumda. Geriye insanların tanışabilecekleri, konuşup dertleşebilecekleri bir zaman da kalmıyor. Biraz da bu yüzden modern hayatın tadı tuzu yok.”

Dindarlık da değişti

Her şeyi etkileyen kent hayatının dini ve dindarları da etkilediğini söyleyen Celalettin Çelik, bu konuda ise şunları aktardı: “Günümüzde dindarlığı değil dini bireyciliği konuşuyoruz. Kent hayatı dindarları da etkileyip dönüştürdü. Artık sosyal medyanın da etkisiyle kendine özgü dini hayat süren bireylerden söz eder olduk. Sadece bireylerde ortaya çıkmadı bu etkilenme. Cemaatler için de geçerli bu durum. Yalnızlaşma ve birey kalmanın rahatsız ettiği insanlar, bu durumdan kurtulmak için ‘dini cemaat’ arayışına girip bir yere dâhil olmak istediler. Bazıları geleneksel cemaatlere dahil olurken bazıları da modern zamanın ortaya çıkardığı ‘modern cemaat’lere dâhil oldu. Bu modern cemaatlerin ne kadar tehlikeli olabileceklerini, insanlardaki inancı ne kadar tehlikeli şekilde kullanabileceklerini 15 Temmuz 2017 kalkışmasında yakından gördük."

Hikâyemizin şehirlerin hikayesine bağlı olduğunu bir kez daha söyleyen Celalettin Çelik, şehirlere ve insan olmaya yeniden kafa yormamız gerektiğini söyleyerek sohbetini bitirdi.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir