Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Cemalettin Erdemci
101 defa okundu
15 Kasım 2018 Perşembe - 09:40
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Cemalettin Erdemci

Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dekanı Prof. Dr. Cemalettin Erdemci, geçtiğimiz günlerde Vakfımızda, sadece Kur'an'ın indirilen ilk ayetlerinden yola çıkarak İslam’ın nasıl bir medeniyet kurucu dinamizme sahip olduğunu anlattı.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Kısa zamanda tüm dünyayı etkisi alan İslam’ın nasıl bir inşa gücü olduğu, yine kısa bir zamanda insani boyutu yüksek, estetik zevki derin, çağlar kapatıp çağlar açan bir medeniyet kurduğu merak konusu olmuştur her zaman.

Bu merak, Batı’nın İslam’ın değerleriyle tanışıp bu değerlerin bazılarını kendisinde eriterek yeni bir medeniyet kurmasına yol açan bir meraktır aynı zamanda.

Bu değerleri tanıyan Batı, sadece İslam’ın özellikle sosyal hayatı düzenleyen bu değerlerine sahip çıkmakla kalmamış, aynı zamanda Müslümanları kendi asli değerlerinden uzaklaştırmakta da kullanmıştır bu tanımayı.

Müslümanların önemli bir kısmı, kabul etmeli ki, bugün kendi kurucu değerlerine uzak bir hayat sürüyor.

İslam’ı yeniden tanımalı

Müslümanların yeniden İslam’la tanışması gerek. Bunun için de yeniden tanışacağımız İslam’ı iyi bilmek gerek. Sahih ve samimi bir biçimde gerçekleşecek olan bu tanışmanın bizi götüreceği yer, medeniyetimizin kurucu değerleriyle buluşmak olacaktır sonuçta.

Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dekanı Prof. Dr. Cemalettin Erdemci, 17 Kasım Cuma gecesi Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin geleneksel Cuma Meclisi sohbetinde, sadece ilk ayetlerden yola çıkarak İslam’ın nasıl bir medeniyet kurucu dinamizme sahip olduğunu anlattı.

Bilindiği gibi, ilk ayetler Alak suresinin “1. Yaratan Rabbinin adıyla oku. 2. O insanı bir kan pıhtısından yarattı. 3. Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir. 4. O Rab ki sizlere kalemle (yazmayı) öğretti. 5. İnsana bilmediğini o öğretti.” ayetleridir.

İlk beş ayette hangi hikmetler var?

Cemalettin Erdemci, “İlk inen ayetler bize ne demek istedi? Bu ayetlerin medeniyetle ilişkisi var mıdır?” sorularını sorarak başladı sohbetine. Sonra bu ayetlere muhatap olan insanın, muhatap kılınma gerekçesini şöyle açıkladı: “Allah insana akıl verdi. Bu akılla insan doğruyu yanlıştan ayırabilir elbette ama Allah yine de insanlara yardımcı olmaları için peygamberler gönderir. Tüm peygamberler, Allah’ın emirlerini tebliğ eder ve dolayısıyla peygamberler bir zincirin halkaları gibidir. Hepsi aynı şeyi tebliğ eder insanoğluna.”

Hz. İsa’dan sonra ortaya çıkan kara boşluk

Hz. İsa’dan sonra yaklaşık 632 sene peygamber gelmemesiyle insanların büyük bir boşluğa düştüklerini, birçok kavmin tuhaf bir inanç sistemine sahip hale geldiğini söyleyen Cemalettin Erdemci, aynı tuhaflığın kavimlerin sosyal hayatlarında da olduğunu ekledi sözlerine. Mesela Kâbe’nin bulunduğu Mekke’de insanların aslında Allah’a inandıklarını ama aynı zamanda putlara da taptıklarını; bunun yanında kölelik gibi çok adaletsiz bir uygulamanın da sosyal hayatın bir parçası olduğunu ifade etti Cemalettin Erdemci.

İlk ayetlerle medeniyet inşası başladı

İşte bu şartlar altında Peygamberimizin (sav) gönderildiğini ve ona inen ayetlerle bir medeniyet inşasının hemen başladığını söyledi Cemalettin Erdemci.

Rab ve ‘halak’ aslında ne demektir

İlk inen beş ayette özellikle “Rab ve halak” sözcüklerinin çok ama çok önemli olduğunu söyleyen Cemalettin Erdemci, bu önemi şu sözlerle anlattı: “Terbiye eden ve yaratan anlamlarına gelen bu kelimelerden ‘halak’ bize varlığımızı Allah’a borçlu olduğumuzu anlatır. Bu borç, şükre değer bir borçtur ve insan da şükrederek bu borcu ödemelidir. Öte yandan Allah, rab olduğuna vurgu yaparak insanları kendi terbiyesine sığınmaya çağırır. Böylelikle Yaratıcının farkında olan, bu farkı şükrederek ödeyen ve ruhunu terbiye etmeye hazır olan bir insan tipi ortaya çıkar. Bu insan tipi, medeniyet yolculuğuna da bu fark etmeyle başlar.”

İnsanın Allah’a borcu

Cemalettin Erdemci konuşmasına şöyle devam etti: “Sonra Allah, insana ‘O Rab ki sizlere kalemle (yazmayı) öğretti.’ ayetiyle bilginin ve bilgiyi gelecek kuşaklara aktarmanın önemini anlatır. Kalem, yazan ve bilgiyi kaydeden bir araçtır ve insanoğlu kalem sayesinde bilgilerini kayda geçirerek sonraki kuşaklara aktarır. Unutulmasın ki bu özellik sadece insanlarda vardır. Başka hiçbir varlık öğrendiklerini kayda geçirerek başka kuşaklara aktarma becerisine sahip değildir. İşte Allah, daha ilk ayetlerde insana ‘Yaratıcısını bilmenin, onun terbiyesine girmesinin ve onun öğrettiği bilgileri öğrenmenin’ kendisine bir borç olduğuna dikkat çeker. Bu borç, Allah’a karşı bir borçtur ve insan bu borcu diğer insanların hayatlarını kolay kılarak ödemelidir. Zaten dinin de ilk anlamı ‘borç’tur. İnsanın Allah’a borcu da onu tanıyıp ona inanmak, onun terbiyesine girmek ve onun verdiği ilme sahip olmaktır.”

Suffa ashabı özel bir ashab idi

Peygamberimizin (sav) de Allah’ın bizi borçlu kıldığı ‘Yaratıcıyı tanıma, onun terbiyesine girme ve onun öğrettiklerini insanların yararına kullanma’ edimlerini yerine getirmeleri için çok sıkı bir eğitim faaliyetine başlamasını, Cemalettin Erdemci şu sözlerle kayda geçirdi: “Hazreti Peygamber (sav) Mescid-i Nebevi’nin hemen bitişiğine bir ‘suffa’ yaptırır ve orada diğerlerinden farklı bir ‘ashab’ yetiştirir. Bu, Suffa ashabıdır. Peygamberimiz (sav) oradaki ashabı özel olarak yetiştirir, onları özel bir şekilde eğitir. Bu ashab daha sonra İslam’ı tebliğde önemli bir rol üstlenir. Eğitilen bu ashab, gittiği her yerde, Peygamberimizden (sav) öğrendiği biçimde İslam’ı tebliğ eder. Burada şunu unutmamalı: O dönemde Müslümanlar her türlü inanç ve her türlü felsefi düşünceyle yüzleştiler. Ateistinden tutun da Mecusi’sine kadar her türlü inanç ve düşünceyle tartışıp kendi düşüncelerini anlattılar. Bu, İslam’ın diğer din ve diğer düşüncelerle çok ciddi bir yüzleşmesidir. Eğer İslam hak din olmasaydı, kendi içinde tutarlı olmasaydı ve Peygamberimiz (sav) ashabını bu şekilde donatmasaydı bu yüzleşme farklı biçimlerde tezahür edebilirdi.”

Dinimize meyletmeliyiz

“Peygamberimizin eğitimi bu şekilde kendini gösterir ve ilk ayetlerin anlamı bu şekilde tezahür eder. Din kelimesinin diğer anlamı olan ‘eğilim gösterme’ de, Müslümanların, Allah’ın emirlerine meyletmeleri sayesinde bir sistemin temelini oluşturur. Müslümanların bugünkü sorunlarının çözümü de yine bu ayetlerde gizlidir. Bu ayetlerin hikmetini yeniden tefekkür ederek günümüz Müslümanlarının sorunlarına hal çaresi bulabiliriz.” sözleriyle, bu sözlerini dua kılarak sohbetini bitirdi Prof. Dr. Cemalettin Erdemci.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir