Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu
1234 defa okundu
31 Aralık 2017 Pazar - 13:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu

Ercan Dülgeroğlu, geçtiğimiz günlerde Vakfımızda ''Bal Arısının Subhan Yolculuğu'' başlıklı bir sohbet gerçekleştirdi.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

 

Kabul etmek gerekir ki ham bilginin hikmete galebe çaldığı, malumatfuruşluğun irfan sahibi olmanın önüne geçtiği bir çağda yaşıyoruz. Artık insanı, artık tabiatı, artık Hz. İnsanın kitabını ve artık bizatihi Kitap’ın kendisini okuyup anlamını kavrama çabalarımız eskisi gibi değil. Artık bir şeyleri hikmet gözüyle okuduğumuz söylenemez.

Şu an yaptığımız şey bir ekrana bakmak. Bakanların ise her şeyi görmediği malum. Hele ki mecazların, sahici olanı kapkalın bir kara örtüyle örttüğü bu çağda bir şeyin hikmetini kavramak; yitik olan hikmetin peşine düşmek birçoğu için fantastik bir öykü şimdi.

Oysa yakın zamana kadar kâinat kitabını okuyanlar, o kitaptan okuduklarını imbikten süzerek anlaşılacak şekilde insanlara aktarıp insan yetiştirme çabası peşinde koşanlar vardı. “Tabiat Risalesi” buna bir örnektir.

Tekrar manevi olanın peşine düşmek, yitiğimizi tekrar bulmak gerek.

Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, bu hikmetin peşine düşenlerden. 28 Nisan Cuma gecesi Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin geleneksel Cuma Meclisi’nde gerçekleştirdiği “Bal Arısının Subhan Yolculuğu” başlıklı sohbetinde, işte bu hikmet dünyasının kapısını, videolar ve çeşitli görseller eşliğinde aralamaya çalıştı usulca.

Arıların dünyasına dalmış olan Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, arı dünyasındaki muazzam düzenin mikro boyutta olduğunu, kâinatınsa makro boyutta mükemmel düzeni anlattığını söyleyerek bu düzeni kuran Zat’a dikkat çekti.

Sohbetinin başında uyum ve musiki konusuna dikkat çeken Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, Hz. Resul’ün Kur’an-ı Kerimi çargâh makamında okuduğu bilgisini de, ilginç bir bilgi olarak naklen aktardı.

Arıların trafiği

Daha sonra Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, arı kovanlarıyla birlikte geçirdiği zamanı ve arılardaki mükemmel uyumu bizlere şu sözlerle anlattı: “Kestane ormanlarına yaklaşık 60-80 arı kovanıyla gidiyorum. Bu kovanlarda yaklaşık beş milyon arı var, demektir. İşte bu arıların hepsi bir anda uçuyor ve bu uçuş anında hiçbiri çarpışmıyor, hiçbiri diğerini rahatsız etmiyor, hiçbiri uyumsuzluk çıkarmıyor. Bu, muazzam bir uyum, muazzam bir dengedir. Siz gökyüzünde beş milyon uçağın bir anda uçtuğunu bir düşünün. Bunun nasıl bir kargaşaya yol açacağı hayal bile edilemez. Ama arılar bunu yapıyor işte.”

Arıların dansı

Ömrünü arıları incelemeye adamış bir Alman bilim adamının arılar üzerine yaptığı bir araştırmadan söz eden Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, arıların birbirleriyle dans figürlerine benzer figürlerle haberleştiğini ve bu haberleşmede dünyanın dönüş hızı, güneşin yönü ve eğimi, haber verilen nesnenin bulunduğu yer bilgisi gibi bilgileri aktaran inanılmaz bir matematik olduğunu söyledi. Bu dansın bir rivayet olmadığını, artık kesinleştiğini söyleyen Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, arıların dünyasından çok şey öğreneceğimizi de sözlerine ekledi.

Nahl suresi ve bal arısının hikmeti

Kur’an-ı Kerim’deki “Nahl” suresine adını veren “nahl” sözcüğünün bal arısı demek olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, her sure gibi bu surenin de Kur’an’ı temsil ettiğini söyledikten sonra şahit olduğu bir hikmeti şöyle aktardı: “Sohbetimizin ana başlığı ‘Subhan’a Yolculuk’ adını taşıyor. Subhan, eşi benzeri olmayan, bütün kusurlardan uzak olan, anlamına gelir. Bu kusursuzluğun, onun kurduğu düzende de olduğunu biliyoruz. Arıların dünyası da buna bir örnektir. Bunu biz annemin romatizmalı ellerinin iyileşmesinde bizzat yaşadık. 1952 yılında, biz henüz çocukken annemin elleri romatizmalıydı ve ellerini gerektiği şekilde kullanamıyordu. Kiracısı olduğumuz evde de arı kovanları vardı. Biz şekerli suyla bal arılarını yakalayıp annemizin ellerini soktururduk. Bir zaman sonra annemizin elleri açıldı. Tek tedavimiz, bal arısının iğnesiyle annemin ellerini sokmasıydı. O romatizmanın şifasını annem bal arısında bulmuştu. Yani Nahl suresinin 68. ayeti tecelli etmişti.”

Arılara vahyedilen

Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, Allah’ın Kur’an’da arılara vahyettiğini söylediğini aktardıktan sonra bu vahyetmenin Hz. Resul’e vahyetme gibi bir vahyetme olarak anlaşılmaması gerektiğini, bunun, arılara neler yapmaları gerektiğinin bildirilmesi şeklinde anlaşılması gerektiğini söyledi. Arıların bireysel ve sosyal hayatlarına bakıldığında, onlara vahyedilerek kurulan düzenin de görmesini bilen gözler için bir tebliğ olduğunu söyledi. Yani arıların, hayatlarındaki mükemmel düzenle bir anlamda Allah’ın subhan sıfatının tecellisi olduklarını belirtti Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu.

Arılar ve demokrasi

Hayvanlar âleminde olduğu gibi, arılar arasında da zaman zaman çatışmalar yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, bu çatışmayı ve çatışmanın sonucunu da dinleyicilerle paylaştı: “Arılar yeni mekân bulacakları zaman, keşif arıları ortamı keşfe çıkar. Buldukları farklı farklı kovanları daha sonra birbirlerine bildirirler. Bir kovanın en iyi kovan olduğunu da çeşitli yöntemlerle, yani dans figürleriyle birbirlerine anlatırlar. En iyi kovanın hangisi olduğuna itiraz edenler olduğunda da, onlarla şiddete yönelik bir çatışmaya girmek yerine, onları ikna edecek sebepleri anlatırlar, onları da keşif bölgesine götürerek düşüncelerini alırlar. Aklın yolu bir olduğu için de diğer arılar en iyi kovanın hangisi olduğuna ortak akılla karar verirler. Bu aynı zamanda demokratik uzlaşma ve demokratik ikna demektir. Biz, arıların hayatından da ibret alabilmeliyiz.”

İktisat da arılardan yararlanır

İktisatçı Adam Smith’in, bir toplumun iktisadi hayatının müreffeh olabilmesi için o toplumda iş bölümü ve ihtisaslaşmanın şart olduğunu söylediğine dikkat çekenProf. Dr. Ercan Dülgeroğlu, arıların hayatları incelendiğinde aynı şeyi onların yaptığını göreceğimizi belirtti ve ekledi: “Arılar kovandan çıkıp hemen uçamaz. Önce onların yapacakları şeyler vardır. Kovanı sağlamlaştırmak, ortalığı temizlemek, yeni doğacak arı için kovanı uygun hale getirmek… Tüm bunlar arılar arasında bellidir ve her biri ne yapması gerektiğini çok iyi bilir. Daha sonra arıların hepsi, dışarıya çıkarak kendi uzmanlık alanına göre işlerini yapmaya başlar. Keşif arıları keşfeder ve keşiflerini diğer arılara bildirir. Toplayıcı arılar polen vb. toplar. Bunun gibi, tüm arılar da üzerlerine düşen görevi hakkıyla yerine getirir ve hiçbir arı başkasının işine karışmaz.”

Şifayı nerede aramalı?

Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, Nahl suresinin 69. ayetinde, Allah’ın “Sonra meyvelerin (çiçeklerin) hepsinden yeyin! Rabbinin emre amade kılınmış yollarında sülûk edin (uçun, dolaşın). Onun karnından muhtelif (çeşitli) renklerde içecek (bal) çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için elbette bir âyet (delil) vardır.” diyerek yarattığı her şeye şifa verici bir unsur koyduğunu söyledikten sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu surede Allah, nimetlerinin çokluğundan bahsetmektedir. Bu nimetler elbette şifa vericidir aynı zamanda. Ama bir şeye dikkat etmek gerekir. O şifayı verecek olan vitamin, mineral veya her neyse, onların mutlaka doğal ortamda oluşması lazım. Mesela erkek arının, ileride ana kraliçe olacak arıyla buluşup çiftleşmesi bir uçuş anında, belli bir yükseklikte olur. Bu durum, her arı cinsinde farklıdır; bu birleşme uçuşta ve çok farklı yüksekliklerde olur. Mesela Kafkas arılarının zifaf için çıktığı yükseklik ile Bursa arılarının yükseklikleri aynı değildir. Bursa arıları, Kafkas arılarının yüksekliğine asla çıkamaz. İşte her arı cinsi, kendi uçuşu ve kendi yüksekliğinde bunu gerçekleştirmelidir. Böyle olursa her şey tamam olur. Ama günümüzde bu çiftleşme uçuş olmadan ve aşılama yöntemiyle yapılmaktadır. Böyle yapıldığı için de hem kalite hem de balın şifa vericiliği azalmaktadır.”

Yolculuğun sonu ve balmumunun hikmeti

Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, arının bu Subhani yolculuğunun herkesin zannettiği gibi sadece Nahl suresinde anlatılmadığını, bu yolculuğun Nahl suresinin 68. ayetinde başlayıp Muhammed suresinin 15. ayetinde bittiğini de şu sözlerle anlattı: “Muhammed suresinde balın cennet yiyeceği olduğunu ve en saf balın da orada olduğunu ayetlerden anlıyoruz. Demek ki arının bu hikmetli yolculuğu dünyada, kovanda ve tabiatta başlayıp cennette bitiyor. Burada, saflaştırılmış bal ifadesine dikkat çekmek gerek. Saflaştırılmış bal denilen şeyi anlamak gerek. Bildiğiniz gibi bal, peteğin içine konuyor. Balmumundan yapılan bu petek, dünyanın en kaliteli ve en emici maddesidir. Balda bulunan ne kadar zararlı enzim, petrol türevi madde varsa bunları emiyor ve balı en saf halinde bırakıyor. Camilerde balmumundan yapılmış büyük ve kalın mumlar görürsünüz. İşte bu mumlar da camiye gelen insanların nefesleriyle, hapşırmalarıyla vb. ortama bıraktıkları her türlü mikrop, virüs gibi zararlı şeyleri emmektedir. Evlerde balmumundan yapılmış bir mum bulunması bu bakımdan önemlidir. Mumun yanması şart değil, bulunması bile yaşadığınız ortamda birçok faydaya yol açacaktır.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir