Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Ömer Türker
1368 defa okundu
13 Aralık 2017 Çarşamba - 01:50
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Ömer Türker

'Osmanlı, ilim ve fen öğrensin diye yurt dışına insanlarını gönderdi. Bu şekilde yeni bir aydın tipi ortaya çıktı. Zamanla sayıları ve etkinlikleri artan bu yeni aydın tipi, geri döndükten sonra yüzlerce yıllık bir birikimi ve yine yüzlerce yıllık bir yöntemi sürdüren ulema geleneği önemsizleştirip yok etti.'' Ömer Türker, 'İslam Düşünce Atlası' etrafında Vakfımızda bir konuşma yaptı.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Kimliğinden koparılıp bu kimliği inşa eden her türlü sahih bilgi birikiminden de yıllarca uzak tutulan insanımız, mahrum kılındığı bu birikimine ulaşmaktan vazgeçmedi hiçbir zaman. Arayanın adı ve arama biçimi değişse de her hâlükârda bu arayışı sürdürdü, bunun için bedel ödedi ve şahidiz ki hâlâ da bedel ödemeye devam ediyor. Bu bedeli ödeyenin adı kâh İskilipli Atıf oldu kâh Said Nursi oldu kâh Necip Fazıl oldu. Bedeller ödendi ama bu bedeller karşılıksız kalmadı, sonuçta bir noktaya gelindi sanki. En azından şimdi kim olduğumuzu biliyoruz ve o kimliği sağlam biçimde kuşanma arayışındayız.

Kendisini “İslam Düşünce Atlası (İDA), İslam düşünce geleneğini, II./VII.  ile XIV./XX. asırlar arasında yaşamış ekol kurucu filozoflar, kelâmcılar ve sûfiler üzerinden zaman- mekân-öğreti- ekol değişkenlerini dikkate alarak, web tabanlı programlar üzerinden tanıtma amacı güden bir projedir. İDA, düşünce tarihini; onu taşıyan tarih, aktaran metinler, oluşturan kişisel ve kavramsal ağlar, somutlaştıran kurumlar ve yapılar ve nihayet ona sahiplik eden coğrafî ve kültürel havzalar içerisinde anlamaya davet ederek, İslam düşünce tarihine farklı açılardan bakma imkânı sağlar.” biçiminde tanıtan proje de bu arayışın son halkası.

Birikim, eser olarak vücut bulmalı

15.12.2017 Cuma gecesi Vakfımızın geleneksel Cuma Meclisi’nde, bu projeyle ilgili düşüncelerini aktaran Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Türker, “Benim de katkıda bulunduğum İslam Düşünce Atlası projesi önemli ama bu projeyi ortaya çıkarabilecek birikimi elde edip bu birikimi bir eser olarak vücuda getirmek daha da önemli.” sözleriyle projenin önemine ve işlevine dikkat çekti.

Ömer Türker, bu proje dolayısıyla hem Türkiye’nin hem de İslam dünyasının genel görünümüyle ilgili gözlem ve bulgularını aktardı sohbetinde. İlginç tespitleri oldu doğrusu. Bunların bazısı bilinen tespitlerdi ama bunları da yeni bir biçimde ve farklı neden-sonuç ilişkisiyle anlattığı için farklı pencerelerin açılmasına sebep oldu zihinlerde.

Oryantalistlerin açtığı kapıdan giren Müslümanlar

Ömer Türker’in söylediği, “Türkiye’de ve genel olarak İslam dünyasında ilginç bir durum var aslında. Hem ülkemizde hem de diğer İslam ülkelerinde ilahiyatla ilgili çalışmalar, Oryantalistlerin çalışmalarıyla başladı. İslam dünyasında önce Oryantalistlerin ilahiyat alanındaki çalışmaları izlendi, sonra o yoldan gidildi ve zamanla Oryantalistlerden bağımsız bir birikim oluşturuldu. Bu birikim üzerine birçok şey inşa edildi ve edilmeye de devam ediyor.” cümleleri mesela, bu anlamda ilginç cümlelerdendi.

İslam Ansiklopedisi’nin doğurduğu ortam

Ömer Türker, önce Tanzimat ve daha sonra da Cumhuriyet döneminde ortadan kaldırılmak istenen İslami birikimin, kendisini çeşitli yol ve yöntemlerle koruduğunu ifade etti. Türkiye’de çok sayıda İslami cemaat olmasının bir sebebinin de yok edilmek istenen İslami birikimi bir şekilde sürdürmek isteyen kişilerin, o tehlike zamanlarında küçük gruplar halinde organize olmalarından kaynaklandığını da bu vesileyle not düştü Türker.

Bir kısmı kaybolarak, bir kısmı da değişerek de olsa İslami birikimin bu şekilde varlığını sürdürdüğünü söyleyen Türker, Müslümanların öncelikle uzak düştükleri bu İslami birikimi yeniden keşfetmelerinin ve sonra da bu birikimi yeniden üretmelerinin elzem olduğunu ekledi sözlerine. Bu birikimi yeniden keşfedip üretmenin bireysel çabalarla olamayacağını söyleyen Türker, bu alanda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, İslam Ansiklopedisi çalışmasıyla Türkiye’deki İslami birikime çok önemli bir katkı sağladığını şu sözlerle açıkladı: “Diyanet tarafından projelendiren İslam Ansiklopedisi, Türkiye’de hem İslami bir gündem oluşturdu hem de bu gündemi önemseyenlerin birbirlerinden haberdar olmasını, bir araya gelmesini sağladı. Bu durum aynı zamanda bir İslami ortamın doğmasına yol açtı. Bu ortamda birbirlerini fark eden Müslümanlar çok önemli bir şeye, özgüvenlerine kavuştular. Bu özgüven, bu alanda çalışan Müslümanların ürün vermelerine ve tarihi birikimlerini ciddi şekilde aramaya başlamalarına yol açtı.”

Geçmişin izine düşmeli

Sadece Türkiye’deki değil, dünyadaki tüm Müslümanların kendi geçmişlerinden kopuk olduğunu söyleyen Ömer Türker, Müslümanların ‘dondurulan’ bu geçmişlerini yeniden tanımadan bir şey yapmalarının zor olduğunu ekleyip sözlerine şöyle devam etti: “Günümüz Müslümanlarının en önemli sorunlarından biri, Müslümanların kendi geçmişlerini tanımamalarıdır. Günümüz Müslümanları için, İslami düşünce geleneği 13.yy.’dan sonra donmuş gibidir. ‘Fahreddin Razi ve İbni Arabi’den sonra İslami düşüncede sıçrama olmamıştır.’ şeklinde bir genel kabul var İslam dünyasında. İşin garibi şu ki, bunu söyleyenler ve bunu kabullenenler dâhil, bu konuda ilmi dayanak sunamamaktadır kimse. İlmi dayanak sunamamalarının sebebi, 13. yüzyıl sonrasının ciddi anlamda çalışılmamasıdır. Bu yüzyıl sonrasıyla ilgili eserler fazlasıyla vardır ama ciddi teorik çalışmalar yetersizdir. O yüzden bu görüşü öne sürenlerin söyledikleri havada kalmaktadır. Bizim bir an önce bu dönem sonrasını ciddi şekilde çalışmamız gerekir. Mesela ben, özellikle 15. ve 16. yüzyıllarla ilgili yaptığım bazı çalışmalarda, bu dönemlerde Müslümanların ciddi düşünce sıçramaları gerçekleştirdiklerini gördüm.”

Ulema geleneği nasıl yok oldu?

Türkiye’de İslami alandaki çalışmaların sekteye uğramasının en önemli sebeplerinden birisinin de ulema geleneğinin ortadan kalkması olduğunu söyledi Türker. Yıkılışını görüp bunu engellemek isteyen Osmanlının, masum bir düşünceyle attığı bir adımın bu kadim geleneğin yok olmasına sebep olduğunu belirtti: “Osmanlı, ilim ve fen öğrensin diye yurt dışına insanlarını gönderdi. Yurt dışına gönderilen bu kişiler, gittikleri ülkenin değerlerini ve oradaki ilmi yöntemleri benimsediler. Memleketlerine ve memleketlerindeki ilmi geleneğe aykırı durdular. Bu şekilde yeni bir aydın tipi ortaya çıktı. Bu aydın tipi, Batılı gibi düşünüp Batılıların yöntemlerini kullanan bir tipti. Zamanla sayıları ve etkinlikleri artan bu yeni aydın tipi, geri döndükten sonra yüzlerce yıllık bir birikimi ve yine yüzlerce yıllık bir yöntemi sürdüren ulema geleneği önemsizleştirip yok etti. Dolayısıyla bizi kadim eserlerimize, kadim düşüncemize bağlayan köprü koparılıp atıldı düşünce dünyamızdan.”

İlahiyatçılara haksızlık yapılıyor

Oryantalist bilim adamlarının çalışmalarını izleyen Müslümanların, bu şekilde ilahiyat çalışmalarına başladığını söyleyen Türker, ilahiyat çalışmalarının, Müslüman araştırmacıları İslami çalışmalara götürdüğünü ve böylelikle İslami eserler üzerinde yeniden bir ilgi doğduğunu, şer gibi görünen bir şeyin hayra yol açtığını aktardı. Türkiye’de ‘İlahiyatçılar düşünce geleneğine uzak durur, birbirini tekrar eder.’ şeklinde bir anlayış ve karalama olduğunu söyleyen Türker, “Türkiye’de son zamanlarda İslam’ı anlama ve geleneği yeniden keşfetme anlamına gelen çalışmaları araştırmıştım bir vesileyle. O zaman şaşkınlıkla gördüm ki, bu alanda yapılan çalışmaların yüzde doksanından fazlasını ilahiyatçılar yapmış. Hatta 1995 yılına kadar İslami birikim ve İslami düşünce alanında çalışmalara başkalarının katkısı hemen hemen yok gibiydi, denebilir. Bu tarihe kadarki çalışmaların neredeyse hepsi ilahiyatçılar tarafından gerçekleştirilmiş gibidir. Ancak 1995 yılından sonradır ki diğer alanlardan da İslami araştırmalara ilgi artmaya başlamıştır. Dolayısıyla bu alanda ilahiyatçılara haksızlık yapıldığını çok net olarak söyleyebiliriz.” diyerek bir başka tespitini kayda geçirdi.

Bilgiyi yeniden üretmeliyiz

İslam Düşünce Atlası projesinin, İslam düşüncesinin hangi dönemlerde ne aşamada olduğunu göstermesi bakımından çok önemli olduğunu belirten Ömer Türker, bu projenin sadece İslami düşüncenin değil, bunun yanında sanat, edebiyat, mimari gibi medeniyet unsurlarının da bir arada görünmesini sağlayacağı için çok önemli olduğunu ekledi sözlerine. Türker, elimizdeki el yazmalarının araştırılıp incelenmeden, geçmiş bilgi birikimimiz yeniden keşfedilip yeniden üretilmeden bütün bu çalışmaların bize bir yere kadar katkı sağlayacağını, el yazmalarını düşünce dünyamıza kazandırmak başta olmak üzere, bu alanda yapılacak daha çok işimiz olduğunu söyleyerek sözlerini noktaladı.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir