Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Yusuf Alabarda
2258 defa okundu
31 Aralık 2017 Pazar - 13:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Yusuf Alabarda

Yusuf Alabarda, geçtiğimiz günlerde Vakfımızda '15 Temmuz Sonrası Sivil - Asker İlişkileri' başlıklı bir konuşma yaptı.

 

 

Osmanlıyı yıkan aklın, öncelikle Tanzimat Fermanıyla onun kıblesini değiştirdiğini, daha sonra da ülkenin birçok kurum tarafından vesayet altına alındığını biliyoruz. Osmanlının yıkılmasıyla birlikte çok büyük bir travma yaşayıp ciddi olarak özgüveni hırpalanan yeni Türkiye, sadece ayakta durup hayatta kalmaya kilitlendiği için çok uzun bir zaman kendi değerlerine uygun yaşamayı bile talep edemedi. Kendisine dayatılanlarla yetindi. Eski değerlerini hatırlatan ne varsa onların tahrip edilmesine bile bir şey diyemedi. Onun hafızasını sıfırlamak isteyenler de, bu hafızayı sıfırlamak için her şeyi tahrip ettiler: Yazıyı, mezarlıkları, camileri ve üzerinde Osmanlıca ibareler bulunan kapı süslemelerini…

Uzunca bir zaman kendine gelemeyen Türkiye, arada ayağa kalkma hamleleri yaptı ama bu hamleler ona ‘kefen’ giydirilerek bastırıldı. Türkiye’de yönetime talip olan kim varsa “Biz yola kefen giyip çıktık.” cümlesini söyleyip yola koyuldu. Bu cümle, aslında yapılanın siyasetten daha farklı bir şey olduğu anlamını da bünyesinde taşıyan bir cümle.

Türkiye’deki vesayet kurumlarının en önemlilerinden biri de, hiç kuşkusuz silahlı kuvvetler. Türkiye’nin yaşadığı bilinen ve bilinmeyen çeşitli darbelerin hepsi ya silahlı kuvvetler tarafından yapıldı ya da silahlı kuvvetlerin desteğiyle yapıldı.

Günümüz Türkiye’si, zorlama bir yatakta akan bu suyu tekrar kendi yatağına çevirme mücadelesi veriyor. Kolay olmuyor bu elbette. Zaman alıyor her şey ve bin engele çarpıyor. Kurumların dönüşümünü hepimiz gözlemliyoruz ama bunların ne olduğunu, ne anlama geldiğini anlamak her zaman mümkün olmuyor.

Yusuf Alabarda, emekli albay. Savunma ve güvenlik alanında akademik çalışmalar da yapıyor. Yani, alayı da tanıyan bir mektepli o. Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin 13 Ocak Cuma geceki Cuma Meclisi sohbetinde de “15 Temmuz Sonrası Sivil - Asker İlişkileri” başlığı altında konuya dair düşüncelerini, Türkiye’nin hikâyesi özelinde aktardı.

Sivil - asker ilişkileri pek bilinmez bizde

“Türkiye’de sivil asker ilişkileri pek bilinmez. Bizde siviller ‘Askere selam, yola devam.’ zihniyetiyle iş yapmaya çalışır.” şeklindeki giriş cümleleri, aslında her şeyi özetler gibiydi.

Bu cümlelerden sonra, devletlerin kendilerini korumak için oluşturdukları silahlı güce asker dendiğini söyleyip askerliğin kısa tarihini aktaran Yusuf Alabarda, asker-sivil ilişkilerinin gündeme gelişini şöyle açıkladı: “2. Dünya Savaşı sonrasında üç buçuk milyon askerlik ordusuyla ABD’nin sahip olduğu bu devasa güç, entelektüellerin gündemine ‘Bir gün bu silahlar sivillere dönerse ne olur?’ sorusu eşliğinde girdi. Bu tarihten sonra Batı akademyası bu konu hakkında kafa yormaya başladı ve bu kafa yoruşlar sonucunda asker-sivil ilişkileri, demokratik bir terbiye eşliğinde rayına girdi. Mesela şimdi ABD’de herhangi bir asker, siyasi anlama gelebilecek tek bir cümle sarf etse hemen emekli edilir. Bir an bile üniforma giymesine izin vermezler.”

Darbe tehdidindeki ülkelerin hali

Asker - sivil ilişkilerinin tam bir netlik kazanmadığı, sürekli darbe tehdidine maruz kalan ülkelerin durumunu ise Türkiye özelinde şöyle anlattı Yusuf Alabarda: “Günümüzde, Türkiye gibi darbe tehdidine maruz kalan bazı ülkelerdeki asker - sivil ilişkileri, Batı’daki ilişkilerden farklıdır. Bazı ülkelerde sivil siyaset askeri denetimi tam olarak yaparken bazı ülkelerde ise bu yapılamamaktadır. Normal olarak elinde silah bulunduran her gücün siyasetin denetimi altında olması gerekir. Ülkemizde durum böyle değildi. Bizde zihniyet ‘Askerin neye ihtiyacı varsa onu karşılayalım, onlar ülke savunmasına baksınlar biz de işimize bakalım.’ şeklindeydi. Ama yaşananlar gösterdi ki bu her zaman böyle olmadı. Ülke, çeşitli zamanlarda darbelere maruz kaldı. En son da, siyasi denetimin sağlandığının düşünüldüğü bir anda 15 Temmuz Kanlı Kalkışması bunun böyle olmadığını gösterdi.”

İç denetim de askere bırakılmamalı

Türkiye’de askerin iki farklı otonomiye sahip olduğunu ifade eden Yusuf Alabarda, bunların dikkatlice gözden geçirilip her alanda mutlak sivil denetimin olması gerektiğini söyledi. Bu otonomi alanlarını ve yapılması gerekenleri şöyle özetledi: “Türkiye’de asker, iki otonom alana sahiptir. Bunlar siyasi otonom alanı ve kurumsal otonomi alanlarıdır. Geçmişte asker, kendince gerek duydukça veya üst aklın isteğine uygun olarak siyasi alana müdahale etmiştir. Askerin bu alandaki gücüne ilk defa 2007 e-muhtırasına karşı duruşuyla Ak Parti karşı koymuştur. Bu tarihten sonra bu alanda gizli - açık bir sürü çatışma yaşanmıştır. Bu çatışmaların zirvesi 15 Temmuz Kanlı Kalkışması’dır. Bu kalkışmayı Cumhurbaşkanının önderliğinde bastıran millet, askerin siyasi otonom alanını sona erdirdi. Ama askerin kurumsal otonom alanı hâlâ devam ediyor. FETÖ de aslında bu kurumsal otonom alanı sayesinde askeriyede yuvalanıp darbe yapabilecek güce ulaştı. O yüzden kurum içi denetim de şarttır. Bu olmadıkça asker yine kendi sicilini etkileyecek olan kişiye bakıp ona bağlı kalmaya devam edecektir. Bu alanda da sivil otorite varlığını kesin olarak göstermeli ve denetimi sahici olarak ele almalıdır. Bu yapılmadığı sürece,  bir şekilde darbe kalkışmaları akla gelebilecektir.”

“Bizim çocuklar başardı”

“Türkiye’de 15 Temmuz Kalkışması dâhil tüm darbelerin arkasında bir üst akıl mutlaka vardır. ABD başkanına 12 Eylül Askeri Darbesi rapor edilirken söylenen ‘Bizim çocuklar başardı.’ cümlesi, bu üst aklın en canlı kanıtıdır.” cümleleriyle tüm darbelerin arkasında mutlaka bir dış güç olduğuna dikkat çekti Yusuf Alabarda.

15 Temmuz aslında bir fırsattır

Yusuf Alabarda, Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan asker-sivil ilişkileri ve bu ilişkilerdeki çarpıklığı anlattıktan sonra, 15 Temmuz sonrası sürecin bir fırsat olduğunu açıklayarak sohbetini bitirdi: “Cumhuriyetin kurucu figürleri olan Atatürk ve İsmet İnönü, hem askeri alana hem de sivil siyaset alanına hâkim güçlü figürlerdi. Daha sonra asker, kendine siyasi güç devşirmeye başladı. 1960 darbesi ise tam bir kırılma anıdır. Askerin darbe yapıp üç siyasiyi idam etmesi, ülkede ciddi bir travmaya yol açtı. Millet, bununla beraber ülkedeki vesayetin farkına vardı. İşte 15 Temmuz’da milletin Cumhurbaşkanının arkasında durup olaya el koyması, bu travmadan kurtuluşun ve olaya el koymasının ilanıdır artık. 1960 darbesiyle açılan parantez, 15 Temmuz kalkışmasıyla kapandı. Bu kalkışma bir anlamda Türkiye için bir sivilleşme fırsatıdır. Özellikle de hâlâ yaşadığımız anayasa değişikliği süreciyle bu sivilleşmenin gerçekleşmesi gerekir. Zaten kademe kademe sivilleşme sağlanıyordu. Yüksek Askeri Şura’ya katılanların asker lehine olan sayısı, şimdi siviller lehinedir mesela. Ama bu da yetmez, tam bir sivil denetimi hayata geçirmek şarttır. Bu alanda birçok adım atılıyor ve atılmaya devam edilecek. Ama bence en önemli adım, Milli Savunma Üniversitesi’dir. Bu önemlidir çünkü şu anki askeri okullar ve askeri müfredat, askerin kendisini sivillerin hamisi gibi görmesi üzerine kuruludur. Bu üniversiteyle o zihniyetin değişmesi gerekir. Asker artık kendisini hami görmemelidir. Silahın kendisine emanet verildiğini ve milletine doğrultmaması gerektiği bilinci verilmelidir. Bunu da bu üniversite sağlamalıdır. Diğer önlemler, bunu destekleyici önlemlerdir.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir