Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma
2215 defa okundu
20 Mart 2016 Pazar - 20:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma

İhsan Süreyya Sırma II. Abdülhamit'i Anlattı

İHSAN SÜREYYA SIRMA II ABDULHAMİT’İ ANLATTI

İhsan Süreyya Sırma, yakın dönem Türkiye’si için, 2. Abdulhamid Han da Osmanlının son dönemi için birer sembol isim. Her iki ismin ortak yanı da, ülkeyi vesayete almak isteyenlere karşı geri adım atmamaları, dava delisi olmaları. Sırma Hoca, vesayet rejiminin gadrine uğrarken 2. Abdulhamid Han da dünya devletlerinin baskılarına siyasi dehasıyla karşı koymuştu bilindiği gibi.
İşte tarihimizin bu iki ismi, 20.03.2015 gecesi Birlik Vakfı’nın geleneksel Cuma Meclisinde bir araya geldi. Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, 2. Abdulhamid’i ve 2. Abdulhamid dönemini anlattı.
Sözlerine devlet yönetmeyle ilgili bilgi vererek başlayan Sırma, genel olarak dünyada üç yönetim şekli olduğunu söyledi. Bu yönetimler 1. Dini devlet, 2. Ladini (Din dışı) devlet, 3. İkisinin karışımı olan devlet yönetimleriydi. Sırma Hocaya göre, en tehlikeli olan yönetim, üçüncü kategoride olan karışık yönetim çeşidi.
Sırma Hoca, saltanatın İslami bir yönetim olmadığının altını özellikle çizerek İslami yönetimin şura ve meşverete dayalı bir yönetim olduğunu özellikle belirtti. Osmanlının saltanatı benimsemesinin onaylanacak bir şey olmadığını ama İslam’ı sonradan kabul eden Osmanlının, İslam’ı kabul ettiğinde karşısında model olarak sadece saltanat yönetimini görüp bunu uyguladığı için belki mazur görülebileceğini söyledi.
Osmanlının bazen kemale ermiş bazen de çocuk yaşta tahta çıkmış padişahlar elinde 19. asra kadar geldiğini söyleyen Sırma Hoca, bu tarihteki olayları ve bu olayların ne anlama geldiğini açıklamaya başladı.


Tanzimat Fermanı’yla kıblemiz değiştirilmek istendi
Sırma Hoca, Tanzimat Fermanının ilanının ülkemiz için bir dönüm noktası olduğunu şu sözlerle açıkladı: “1839 yılında Tanzimat Fermanı ilan edildi. Bu Fermanın aslını inceledim. Fermanda ilk anda olağanüstü bir şey yokmuş gibi durmasına rağmen, hassas bir madde vardı aslında. O da, “Müslüman ve kafir eşittir.” maddesiydi. Bu şimdi size normal gelebilir ama İslam hukuku, bunun böyle olmadığını söyler. Müslüman hukuku başka, kâfir hukuku başkadır. Bu madde aslında devletin yapısını değiştiren bir maddedir. Tanzimat Fermanını imzalatmak için de, henüz bir çocuk olan Abdulmecid’i seçmişlerdir. Aynı Abdulmecid’e, “Sen saraylara layıksın.” diyerek o günün IMF’sinden borç aldırarak Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmışlardır. Gerçi Abdulmecid büyüdüğü zaman yaptığı hataların farkına varmıştır ama iş işten geçmiştir. Abdulaziz ve Beşinci Murat’tan sonra II. Abdülhamit tahta çıktı.”


II. Abdülhamit dönemi
Abdülhamit, otuzlu yaşlarda, hayatı ve dünyayı bilen akıllı biri olarak tahta geçti. Bu arada Mithat Paşa gibi İngiliz sevdalısı kişiler, devlete yeni bir anayasa gerek diyerek II. Abdülhamit’i kuşatmak istedi. II. Abdülhamit, anayasayı inceledi ve bazı eklemeler-çıkarmalar yaparak anayasayı onayladı. Tam bir İngiliz taraftarı olan Mithat Paşa, ilerleyen zamanlarda İngilizlerin isteğini yerine getirerek Osmanlının Ruslara savaş açmasını sağladı. Yeşilköy’e kadar ilerleyen Ruslar, İngilizlerin Kıbrıs gibi stratejik bir bölgeyi almalarından sonra geri çekildiler. Olayları doğru okuyan II. Abdülhamit, Mithat Paşa’yı Taif’e sürdü, anayasayı kaldırarak tüm yetkileri eline aldı.


İttihat ve Terakki kuruluyor
İhsan Süreyya Sırma Hoca, dönemin olaylarını şöyle anlattı daha sonra: “II. Abdülhamit’in kontrolü ele geçirmesinden sonra Mithat Paşa taraftarları, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurdular. Batılılar da Osmanlıyı hasta adam ilan edip paylaşma projeleri geliştirdiler. Paylaşma, İstanbul’un kimin alacağına karar verilememesi üzerine tam olarak gerçekleşmedi. Tüm bu olayları gören II. Abdülhamit, İttihad-ı İslam politikasını uyguladı. Bir siyasi deha olan II. Abdülhamit, böyle yaparak Osmanlının yıkılışını otuz üç sene geciktirdi. II. Abdülhamit’in bu direnci Batılıları çok kızdırıyordu. Onu yıpratmak için karakter yıpratma propagandasına başladılar ve ona “Kızıl Sultan” lakabını yakıştırdılar.”


Pekin Hamidiye Üniversitesi
İhsan Süreyya Sırma Hoca, II. Abdülhamit’in İttihad-ı İslam politikasında başarılı olmasını şu çarpıcı örneklerle açıkladı: “Çin’de yaşayan Müslüman nüfus isyan edince, Çin hükümeti isyanı sona erdirmesi için II. Abdülhamit’ten yardım istedi. Çin hükümetine karşı ılımlı davranır gibi görünen II. Abdülhamit, perde arkasından da isyana destek çıktı. II. Abdülhamit’i çok seven Çin Müslümanları, Çin’de Pekin Hamidiye Üniversite’sini kurdular. Ben de bu olayı öğrenip daha akademik hayatımın başındayken bir Türkoloji kongresinde tebliğ olarak sundum. Ama Osmanlıya ve hele de II. Abdülhamit’e düşman olan o zamanın akademisyenleri, bana sataştılar, rahat bırakmadılar ve akademik unvanımı almamı yıllarca geciktirdiler.”


Fransız Devrimi kilisenin gücünü yok etti
İhsan Süreyya Sırma Hoca, Fransız Devriminin dünya ve dolayısıyla da Osmanlı üzerindeki etkisine de şu sözlerle değindi: “1789 Fransız Devrimi, kiliseyi güç olmaktan çıkarıp yerine milliyetçilik akımını ikame etti. Ama milliyetçilik rüzgarı, Batılıları da vurdu ve kendi içlerinde savaşmaya başladılar. De Gaulle çıkıp da “Milliyetçilik bizi parçaladı, ondan vazgeçmeliyiz.” deyinceye kadar bu parçalı hal devam etti. De Gaulle’nin bu hamlesinden sonra Avrupa kendi arasında bütünlüğü sağladı. Milliyetçiliği de bize ihraç ettiler. Zaten Osmanlının parçalanmasını hızlandıran akım da, milliyetçilik oldu.”


II. Abdülhamit’in halli
Sohbetinin sonlarını II. Abdülhamit’in halline ayıran İhsan Süreyya Sırma Hoca, o detayları şöyle anlattı: Tüm bu olaylarla iyice zayıflayan II. Abdülhamit, yeni bir anayasayı kabul ederek Meclis-i Mebusanı kurdu. Daha sonra İttihatçılar, II. Abdülhamit’in halline karar verdiler. Zamanın Şeyhülislamına gittiler ama Şeyhülislam buna alet olmamak için hasta olduğunu söyledi. Ona “Hasta da olsan geleceksin!” diye silah zoruyla baskı yaptılar. Fetvaları yazmakla görevli Şeyhulislam emini, “Ben Allah’tan korkarım, bu fetvayı yazamam!” deyince o zaman orada bulunan Elmalılı Hamdi Yazır “Ben yazarım fetvayı” diyerek hal fetvasını yazdı. Üçte ikisi gayrimüslimlerden oluşan meclis de fetvayı onayladı ve II. Abdülhamit hal edildi. II. Abdülhamit’in yerine iktidara gelen İttihatçılar, devletin parçalanmasına sebep oldular.”

Etiketler : birlik, vakfi, cuma, meclisi, ihsan, süreyya, sırma

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir