Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
0 (224) 236 61 71
Cuma Meclisi - Prof. Dr. Feridun Yılmaz - Küresel Kapitalizm ve Devlet
2093 defa okundu
01 Ocak 2019 Salı - 00:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi - Prof. Dr. Feridun Yılmaz - Küresel Kapitalizm ve Devlet

Bugün Önemli Olan Müslümanca Yaşamayı Becerebilmek Feridun Yılmaz, Birlik Vakfımızda 'Küresel Kapitalizm ve Devlet' konulu bir konferans verdi.

Sadece benim değil, muhtemelen sohbeti dinleyen birçok kişinin de aklında “Her kavim kendi döneminin imtihanını yaşar.” cümlesinin ağırlığı ve bu cümlenin bize yüklediği mükellefiyetin ne olduğuna dair düşünceler kalmıştır en fazla. Bu cümlenin akılda kalması gerek, diye düşünüyorum çünkü bizler, gayri İslami kuralların hüküm sürdüğü şu çağda Müslüman gibi yaşayamamanın çaresizliğini ruhunda acı çekerek duyan Müslümanlarız. Bir yanda inancımızın bizden istekleri var, öte yanda da, dinimizin hoş görmediği ama çağın bize güçlü şekilde dayattığı hayat tarzı baskısı… Birisi uhrevi, diğeri dünyevi bu iki talebin baskısı altında örseleniyor ruhumuz.

Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Feridun Yılmaz, dinlemekten keyif aldığım ve her dinlediğimde mutlaka yeni bir şeyler öğrendiğim samimi bir Müslüman. Göz önüne çıkıp daha fazla görünmeli, diye düşündüğüm biri aynı zamanda.

Vakfımızın Cuma Meclisi’ne 30 Mart Cuma gecesi konuk olan Feridun Yılmaz, küresel sermaye ve devlet kavramlarını merkeze alan bir konuşma yaptı. Bu iki alan, Müslümanların yüzleşirken en fazla sıkıntı yaşadıkları alanlar olmaları hasebiyle ayrıca önemli.

Din, cevap vermekle mükellef değil midir?

 “Kapitalizm ve devlet kavramları, Müslümanların yüzleşmek zorunda oldukları iki önemli kavramdır. Biz Müslümanların dünya üzerindeki sınavlarında bu iki kavramın önemli bir yeri var.” cümleleriyle “Küresel Kapitalizm ve Devlet” konusuna giriş yapan Feridun Yılmaz, yaşanılan çağların kendilerine özgü sorunları olduğunu, bu sorunlar yeni olduğu için onlara yeni cevaplar vermek gerektiğini söyledi: “Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız ‘dinin güncellenmesi’ anlamına çekilen ifadeler kullandı ve bu ifadeler ciddi bir tartışma/eleştiri konusu oluverdi ülkede. Bu tartışmaları, özellikle uzak durduğum sosyal medyada göz ucuyla izlerken aklıma hemen Sezai Karakoç’un “Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, bunu bana öğretmediniz” dizesi geldi. Sezai Karakoç’un bu epik şiirinin ciddi bir modernizm eleştirisi olduğunu da not düşeyim burada.”

Yeşil sarıklı ulu hocalar kimlerdir?

Sözü eğip bükmeden net şekilde söylemeyi seven Feridun Yılmaz, bu konuda da aynı biçimde davrandı. Bu dizeden kendi anladıklarımdır, diye not düştükten sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeşil sarıklı ulu hocalar Osmanlı dönemi veya daha başka zamanın mollaları/âlimleri değildir. Burada kastedilen hocalar, benim de kendimi dahil ettiğim düşünen, fikir üreten, İslami konularda derdi olan herkestir. Ama bu dize, sanıldığından daha derin anlamlar içermektedir. Mesela bu dize ‘yeşil sarıklı ulu hocaların’ çağı kavramadığını, çağa Müslümanca cevaplar sunamadığı eleştirisini de içermektedir. Hatta siz cevap sunamadınız ama ben cevap bulabilirim, anlamını da içermektedir. Şimdi düşünelim, bu hocalar çağa karşı adamakıllı cevaplar üretebilseydi biz hâlâ ‘asansör’ konusu gibi konularla uğraşır mıydık? Çağa karşı cevaplar üretilebilseydi onlar, Cumhurbaşkanımız çıkıp da o cümleleri sarf eder miydi? Çağa karşı cevaplar üretilebilseydi, Müslümanlar böyle mi olurdu? Asansöre dair konuşanların, günümüzde çok katlı binalarda yaşayan/yaşamak zorunda kalan Müslümanların evlerine eşya taşımak gibi bir sorunları olduğunu bilmeleri, her gün yirmi beşinci, otuzuncu kattaki evlerine girip çıkma zorunlulukları olduğunu düşünüp buna cevap araması gerekmez miydi? Bunlar, içine doğduğumuz zamanın sorunları. Bunları yok sayamayız çünkü biz bu çağda yaşıyoruz, yaşamak zorundayız.”

İçine doğduğumuz zaman diye bir şey

Feridun Yılmaz, Müslümanların yaşadıkları çağda hayatta ve ayakta kalma diye bir sorunları olduğuna şu cümlelerle dikkat çekti: “İçine doğduğumuz zamanın bize dayatmaları var. Hocaların, bu yaşadığımız dünyanın sorunlarına cevaplarının olması gerekir. Korkarım ki burada biz, samimi davranmaktan kaçınıyoruz biraz. Bu çağa karşı cevabımız olmadığı halde cevabımız varmış gibi yapıyoruz. Ama bu yapış, hangi sorunları çözüyor? Müslümanlar hâlâ çağın dayattığı sorunlarla yaşıyor, yaşamaya devam ediyor. O cümleleriyle Cumhurbaşkanının tam da böyle bir şey demek istediğini düşünüyorum ben.”

Feridun Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti: “Sermayenin bir elde yığılmasına kısaca kapitalizm diyelim. İşte o sermaye, küreyi hızlı şekilde dolaşınca da küresel kapitalizm ortaya çıkıyor. Ama o sermaye var olmak ve güçlenmek için durmadan üretmek, ürettiğini de satmak zorundadır. Böyle acımasız bir döngü de var hayatımızda şimdi. Üstelik de bu sermaye hareketlerini, neyin üretilip neyin tüketileceğini planlayanlar; bu planları çeşitli araçlarla bize dayatanlar var. Bu dayatma o kadar güçlü ki, buna karşı koyamıyoruz. Buna karşı koyduğunu söyleyen bir sol düşünce vardı bir zamanlar. Onlar da yanılgı içindeydiler ve bu yanılgıdan ötürü güçlenemediler, sönüp gittiler. Solun yanılgısı, sermayenin tek elde toplanmasına değil sermayenin paylaşılmasına itiraz etmesiydi. Bu da kapitalizme karşı çıkar gibi görünüp kapitalizmin güçlenmesine yol açmaktı aslında. Küresel kapitalizme ve diğer sorunlara sahici cevabı olanlar yine biziz, Müslümanlar… Şimdi soranlar olacaktır, bu cevap ne olur, ne yapabiliriz diye.”

Sorunlara karşı Müslümanın durumu

İçinde yaşadığımız çağın çok zor ve devasa sorunlarla dolu bir çağ olduğunu kuvvetli şekilde vurgulayan Feridun Yılmaz, sözlerine şöyle devam ederek konuyu daha da netleştirdi: “Şu anda Müslüman, bütün tanımları aşan bir kapitalizm sorunuyla karşı karşıyadır. Küresel kapitalizm, kurduğu refahı sürdürmek için ihtiyaçtan fazlasını üretmek ve ihtiyaç duyulmayanı satmak zorundadır. Böyle bir küresel ortama doğmak zorunda kalan Müslüman, kapitalizmin kendisine yönelttiği bu “İhtiyacından fazlasını tüket!” dayatması karşısında hemen ‘israf’ kavramını hatırlamakta ve dehşetle irkilmektedir.  Bunun arkasından o Müslümandan hayat standardının üstünde bir hayatı sürdürmek için harcama yapması isteniyor. Bu harcamayı yapmak için ihtiyacı olan para da ‘faizle’ kendisine teklif edilmektedir. İşte inancına karşı birer duruş olan bu teklifler, Müslümanı bütün insanlardan daha farklı bir kapitalizm sınavına tâbi tutmaktadır. İşte toplumun ‘Yeşil sarıklı ulu hocalardan’ cevap beklediği konular bunlardır. Ve maalesef o hocaların tatminkâr cevaplar veremediği sorular da bunlardır.”

Müslümanların medeniyet iddiası var mı?

Feridun Yılmaz, Müslümanların hangi sorunlarının sahici hangilerinin afaki olduğuna dikkat çeken şu sözlerle sürdürdü sohbetini: “Günümüz Müslümanlarının bir medeniyet iddiası var görünürde. Ama bu iddianın içi nasıl dolduruldu, bilen yok. Şahsen ben, böyle bir mükellefiyete sahip olmadığımızı düşünüyorum. Şu an bizim yapmamız gereken en önemli şey, içine doğduğumuz şu zamanda Müslümanca yaşamayı becerebilmektir. Bunu yaparken sürdürdüğümüz hayat ve çağın sorunlarına verdiğimiz cevaplar, muhtemelen bizden sonraki kuşaklar tarafından ‘medeniyet’ olarak adlandırılacaktır ama şu an için biz o iddiaya sahip değiliz. Olmamız da gerekmiyor. Bizim, ‘medeniyet kurdular’ dediğimiz geçmişin Müslümanları, yaşadıkları çağın sorunlarına Müslümanca cevaplar veriyorlardı. Mesela onlara, külliye yapma şeklinde bir cevap vermek düşüyordu ve onlar bunu yaptılar. Vakıf kurmak şeklinde cevap vermeleri gerekiyordu, bu cevabı verdiler. Bu, onların sınavıydı. Bizim sınavımız ise bambaşka. Çünkü çağımızın sorunları bambaşka. Şuna dikkat çekerim: Bizim Müslümanlar olarak bir şeyler yapabilecek imkânlarımız var. Sadece biz o cevabı vermek istiyor ve o şeyleri yapmak istiyor muyuz, bizim sınavımız bu.”

Her kavmin sınavı farklıdır

“Yeşil sarıklı ulu hocalar bize bir şey öğretmeyecek. Biz, zamanın bize dayattığı sorunlarla yüzleşeceğiz ve ilk anda asla içimize sinmeyen çözümler üreteceğiz. Çünkü her kavmin sınavı başkadır. Bizim sınavımız da bu olacak. Müslümana uygun hayat tarzını bulmak için durmadan deneyeceğiz, cevaplar vermeye uğraşacağız. Bir kuşak böylece ölüp gidecek muhtemelen. Ama işte bizim bu çağa cevap anlamına gelen hayat tarzımız da bizim başkalarına teklifimiz olacak. Diğer insanlara teklifiniz daha çok para, daha yüksek bir teknoloji olamaz. Bunlarla onları ikna edemezsiniz. Onlara teklifiniz, bir hayat tarzı olmalı ve işte biz çağa karşı verdiğimiz cevaplarla bu teklifi yapacağız.”

Türkiye’den umutluyum

Feridun Yılmaz, sohbetini umut aşılayan, “Bu teklifi bizim yapıp yapamayacağımız konusunda endişelerim vardı ama şimdi eminim: Bu teklifi biz yapacağız! Beni emin kılan, 15 Temmuz darbe girişimine bu milletin verdiği cevaptır. Bu bize, tarihin önemli kırılma zamanlarında bu milletin doğru cevaplar verdiğini ve doğru yerde konumlandırdığını net olarak göstermiştir. Bu aynı zamanda bizim çağa verdiğimiz cevaplardan biridir.” sözleriyle bitirdi.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir