Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
0 (224) 236 61 71
Cuma Meclisi - Yrd.Doç.Dr. Kemal Enz Argon
1551 defa okundu
21 Mart 2019 Perşembe - 14:50
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi - Yrd.Doç.Dr. Kemal Enz Argon

İSLAM'I VE TÜRKİYE'Yİ MÜSLÜMAN OLMAYANLARA NASIL ANLATMALI? Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyesi Kemal Enz Argon, ABD’de doğup büyümüş Türk asıllı bir Müslüman. Argon geçtiğimiz günlerde Vakfımızda 'İslam’ı ve Türkiye’yi Müslüman olmayanlara nasıl anlatmalı' konulu bir sohbet gerçekleştirdi.

Kemal Enz Argon (sağda)

Kabul etmeli ki günümüz dünyasında Müslümanların kendilerini doğru ifade etme ve her Müslümanın da İslam’ı hakkıyla temsil etme sorumluluğu var. Bu sorumluluğu ne kadar temsil ettiğimiz, ciddi bir mesele. Bunu biz kendi içimizde yaşıyoruz.

Bunun dışında bir de başkalarınca oluşturulan bir Müslüman algısı sorunu var. Bu da bizim dışımızda ama doğrudan bizi ilgilendiren bir konu. Üstelik de neredeyse varlığımızı tehdit edecek kadar ciddi.

İşin aslı, birçoğumuz ya bu sorunun farkında değil ya da bu sorunla yüzleşmeye gerek duymuyor. Ama bunlar, sorunun varlığını ortadan kaldırmıyor. Özellikle yurt dışına çıkanlarımız ya da yurt dışındakilerle ilişkili olanlarımız bu sorunla daha sık yüzleşiyor.

Sorunu görmemek çözüm değil. Bize rağmen olsa da böyle bir sorun var. Bunu çözecek olan da bizleriz, başkası değil. Sorunu çözmek için sorunu kabul etmeli ilkin.

Müslüman olmayanlara kendimizi nasıl anlatmalıyız?

Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyesi Kemal Enz Argon, ABD’de doğup büyümüş Türk asıllı bir Müslüman. Yurt dışında yüksek lisans ve doktorasını yaptıktan sonra Konya’da öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

Doğup büyüdüğü ve eğitim aldığı yer olan ABD’yi içerden tanıyor. Bir Müslüman olarak tanıyor hem de. Dolayısıyla birçok şeye her iki pencereden de bakıyor, denebilir. Bu bakış, onu daha dinlenir kılıyor doğal olarak.

Kemal Enz Argon, Birlik Vakfı Bursa Şubemizde, dinleyenlerin ufkunu açacak bilgileri aktardığı bir konferans verdi 23 Mart Cuma gecesi. Argon’un sohbetine başlarken sorduğu “İslam’ı ve Türkiye’yi Müslüman olmayanlara nasıl anlatmalı?” sorusu, gündemi belirleyen soruydu. 

Türkiye’nin kendini ve inancını temsil etme sorunu var

Kemal Enz Argon konuşmasına şöyle başladı: “Son iki yüz yıldır Türkiye kendini temsil etme sorunu yaşıyor. Uluslararası aktörler de Türkiye’nin kendisini doğru temsilini engellemek için uğraşıp onu olduğundan farklı gösterecek bir algı oluşturma peşindeler.

Ben şimdi Konya’da çalışıyorum. Buraya gelmezden önce Konya’yı küçük bir şehir sanıyordum. Ama geldiğimde gördüm ki Boston gibi bir şehir Konya. Bunu görünce şaşırdık. Konya’yı böyle sanmamızın sebebi filmler ve medya aracılığıyla kafamızda oluşturulan Türkiye algısıydı. Buradan da anlaşıldığı gibi, Türkiye’nin bir temsil sorunu var. Sadece Türkiye’nin değil, tüm Müslümanların ve tüm Müslüman ülkelerin bir temsil sorunu var.”

Temsil sorunu ertelenemez, geçiştirilemez

Temsil konusunun diğer sorunlar gibi geçiştirilecek bir sorun olmadığına ise şu sözlerle dikkat çekti konuşmacı: “Temsil sorunu önemli. Biz de neyi, nasıl temsil edeceğimizi iyi bilmeliyiz. Bütün İslami hareketler, İslam’ı kendilerinin temsil ettiği şeklinde bir iddia sahibi. Ve yine hepsi de dahil oldukları düşünce geleneğinin/cemaatin en doğruyu söylediğini varsayıp diğer düşünce gelenekleriyle kendilerini donatma ihtiyacı duymuyorlar. Bu durum da büyük bir dezavantaj olarak kendini gösteriyor. Korkarım ki bu alanda tüm Müslümanlar aynı sorunla karşı karşıya. Bunu aşabilen tek tük örnekler var. Mesela Mevdudi bunu aşabilmiş, geleneksel olanla çağdaş olanı buluşturabilmiş ve Batı’ya kendisini anlatabilmişti.”

Ülkeyi ve İslam’ı doğru temsil eden insan sayımız yetersiz

Aslında insanların kritik zamanlarda kendilerini temsil edenleri tanıyıp onları desteklediklerine 15 Temmuz’da şahit olduğumuzu söyleyen Kemal Enz Argon, sorunun daha çok bu temsiliyetin yurt dışında hakkıyla yapılamaması olduğunu not düştü. Bu temsili gereğince yapanların olduğunu da “Türkiye’de bu değerleri ekonomik, siyasi ve kültürel olarak temsil eden insanlar olduğunu hem biliyorum hem de gördüm. Bunlar gerçekten de Türkiye’yi hakkıyla temsil ediyor ama kabul etmeli ki onların sayısı yetersiz. Onların sayılarını artırmak gerekir.” sözleriyle açıklayan Kemal Enz Argon, o tip insanların özelliklerini ve onların nasıl yetişeceklerini de açıkladı.

Dili entelektüel seviyede bilmeli

Kemal Enz Argon, dinlerini ve ülkelerini dışarıda temsil edecek kişilerin nasıl yetişeceklerine dair şunları söyledi: “Türk gençleri ülkelerini ve inançlarını temsil edebilmek için kendilerini kültürel ve entelektüel olarak yetiştirmek zorundadır. Her gencimiz iyi bir üniversite eğitimi almalıdır. Bu eğitime ek olarak en az bir yabancı dili entelektüel tartışma yapabilecek düzeyde öğrenmeliler. Yabancı dilin kapsamına Arapça dahil elbette. Ama asıl sorun yaşadığımız yer Batı olduğu için Arapça yanında en az bir Batı dili olmalı. İnançlarının otantik temsiline önem vermeli, kendi cemaat veya gruplarının yorumlarını öne çıkarmamalılar. Ama bunu yaparken de geçmişe gömülüp kalmamalı, günümüz dünyasının dilini ve değerlerini de iyi bilmeliler. Batılılar bunu bilip çeşitli lobiler aracılığıyla uyguluyor ve çarpık bir Müslüman, yanlış bir Türkiye algısı oluşturuyorlar.”

Batı hegemonyasını çalışarak aşmalıyız

Dünyadaki insanların artık algıların esiri olduğunu bilip buna göre adım atmak gerektiğini söyleyen Kemal Enz Argon, bu konuyu şu sözlerle detaylandırdı: “Günümüzde hegemonik bir sistem var. Bu sistem içinde sesi en çok çıkanlar, sesi az çıkıp boğulmak istenenler ve sesi hiç çıkamayanlar var. Biz sesimizi çıkarmak için yeterli ve uygun birikime sahip olmalıyız. Bunu da insanlarla doğru şekilde ve doğru yöntemlerle iletişim kurarak yapmalıyız. Muhataplarımızın bizi yanlış tanıdığını, bazen barbar, bazen kan dökücü olarak tanıdığını bilmeliyiz. Bu, hegemonik güçlerin oluşturduğu algıdır. Bu algıyı değiştirmek bize düşer. Her şeye rağmen bilmeliyiz ki Batı’da dünyayı, diğer insanları, diğer inançları anlamaya eğilimli, sosyal antenleri açık birçok insan var. Onlar çalışarak bu algıyı oluşturdu; biz de çalışarak, kendimizi doğru anlatarak bu algıyı değiştireceğiz. Bunun başka yolu yok. Bu algı, durup dururken değişmez ve böyle bir algı var diye de üzülüp ağlamak bir işe yaramaz. Sorunu doğru teşhis etmeli, çözüm için de doğru hareket etmeliyiz.”

Nasıl bir algıya sahibiz?

Kemal Enz Argon, yurt dışında Müslümanların algısı (İsalmofobi) yanında bir de Türkiyeli algısı (Türkiye karşıtlığı) olduğunu ve bunların hiç de olumlu olmadığını, ikisi birleştiğindeyse durumun daha da kötüleştiğini belirtti: “2011 yılında AB ülkelerinde yapılan bir araştırmada Türkiye’yi AB içinde görmek isteyenlerin oranı % 30 seviyelerindedir. Bilmeliyiz ki Batı’da Türkiye’yle ilgili klişe cümleler vardır. Bunlar genellikle ‘Türkiye’de demokrasi yoktur’, ‘Türkiye’de kadınlara önem verilmez, kadınlar ezilir’, ‘Türkler Ermenilere soykırım uygulamıştır’, ‘Türkler cihadist İslamcıdırlar’ gibi cümlelerdir. Avrupa ve AB içindeki belli merkezler, kendilerini güçlü ve iyi gösterip diğerlerini kötü göstermek için her türlü silahı kullanmaktadır. Buna kafa yorup bununla ilgili çalışmaları da durmadan yapmaktadırlar. Bu sorunu çözmemiz gerekir.”

Çözüm önerimiz var mı?

Kemal Enz Argon, yılgınlığa kapılıp öfkelenmenin yapılabilecek en kötü şey olduğunu söyledikten sonra soruna çözüm bulma sadedinde şunları ifade ederek sohbetini bitirdi: “Müslümanların İslam’ı temsil ederken daha çok otantik değerler üzerinden temsil etmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum. Bir ideolojik hareketin ideolojik çizgisini benimseyen birisinin İslam’ı sadece onlar üzerinden anlatması, Batı’da İslam’ı temsil etmek için doğru ve yeterli olmayabilir. Otantik İslam’ı anlatmak ve bunu da herkesin kabul ettiği değerler üzerinden yapmak daha doğru olur. Otantik İslam derken elbette bunu çağdaş düşünceler ve çağdaş yöntemler eşliğinde yapmayı kastediyorum. Mesela Nasreddin Hoca, tüm dünyanın kabul ettiği bir Türk değeridir. Batılılarla iletişim kurarken, onun gibi, herkesin bir değer olduğunu kabul ettiği isimler üzerinden yürümek daha doğru olur. Batı insanının İslam’a ve bize karşı şartlandırıldığını bilmek ve o insanlara makuliyet çerçevesi içinde yaklaşmak zorundayız. ‘Madem onlar bizi böyle tanıyor, yapacak bir şeyimiz yok’ şeklindeki yaklaşım doğru olmaz.

Batıdaki sade vatandaşın bunda bir suçu yok. O, sıradan hayatını yaşıyor ve kitaplardan, medyadan öğrendiği kadarıyla bizi biliyor. Onun doğru kaynaklara ulaşıp bizi doğru tanımasını bekleme lüksümüz yok. Bizim ona ulaşıp kendimizi doğru tanıtmak gibi bir zorunluluğumuz var. Bunun için de kendimizi entelektüel olarak çok iyi donatmalı, entelektüel seviyede tartışma yapabilecek kadar da bir yabancı dili öğrenmeliyiz.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir
endavet.com