Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Av. Şeref Malkoç
1415 defa okundu
25 Mart 2017 Cumartesi - 20:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Av. Şeref Malkoç

Şeref Malkoç, yıllardır aktif siyasetin içinde olan bir hukukçu. Şu an da cumhurbaşkanı başdanışmanı olarak görev yapıyor. Şeref Malkoç, Türkiye’de anayasa tartışmalarında taraf olanlardan biri ve dolayısıyla da konuya hakim bir isim.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Cuma Meclisi’mize konuk olan Şeref Malkoç “Başkanlık Sistemi ve Yeni Anayasa Çalışmaları” konulu bir konferans verdi Vakıf merkezinde. Şeref Malkoç konferansında anayasaların niçin önemli olduğundan başlayarak nasıl bir anayasa yapılması gerektiğine dair düşüncelerini dile getirdi.

Konferansın en dikkat çekici cümlesi “Anayasa denilen metin, milletin sözleşmesidir.” cümlesiydi. Yani, birbirimizle yaptığımız sözleşme olmalı aslında anayasa; hem kurumlar hem de bireylerin hakkını gözeten bir sözleşme… Yapılan anayasalar bu hakları karşılıklı olarak gözetmediği için sorun yaşıyor ülkemiz yani.

Şeref Malkoç “Anayasa konusu, Türkiye’nin bitmeyen gündemidir.” cümlesiyle başladı konferansına. Sonra da bu cümlenin gerekçesini açıkladı şu sözlerle: “82 Anayasası da, diğerleri gibi bir darbe anayasasıdır. Darbe anayasaları yapılırken ülkede fikir üretecek her kim varsa, hangi STK varsa onlar susturulur, dillerine kilit vurulur. Bu durumda hazırlanan anayasa da, elbette tartışmalı olur. Darbe döneminde hazırlanan anayasalara bakıldığında, onların birer sözleşmeden çok “kışla nizamnamesi” gibi oldukları görülür. 82 Anayasası, kabul edildikten sonraki gün tartışılmaya başlandı. Bu normaldir çünkü o, milletin sözleşmesi değildi.”

Anayasalar huzur getirmeli

Anayasaların milleti germek için değil kurumların rahat çalışması ve huzur ortamını sağlamak için gerekli olduğunu söyleyen Şeref Malkoç, sözlerine şöyle devam etti: “Anayasa denilen metin, milletin sözleşmesidir. Bu sözleşme ülkeyi her bakımdan rahatlatmalıdır. Pratik bir örnekle açıklayalım konuyu: Geçmişte bir köye bir çeşme yapılması kararı alındığında, normalde çok kısa sürede yapılması gereken bu iş, yıllarca sürebiliyordu. Çünkü anayasa, böyle basit bir işin yapılmasını bile değişik koşullara bağlamış, değişik onay makamları geliştirmişti. Kurumların yetki sınırları belli değildi ve her şey karmaşıktı. Bu ise ülkede istikrarsızlığı getiriyor, siyasi irade yürütme makamında olmanın gereklerini yerine getiremiyordu. Bunun sonucunda ülke karışıyor, kaynaklar yok yere heba ediliyordu. Şu anda çok büyük projeler çok kısa bir zamanda yapılıyor ama bunun sebebi anayasanın sağladığı huzur ortamı değil, Cumhurbaşkanı-Başbakan uyumundan kaynaklanıyor. Bu uyum bozulduğu an ülkede yine istikrarsızlık başlar ve çeşmelerin yapılması yine yıllar sürer. Onun için bu istikrar ortamını kalıcı hale getirmek gerek ve bunun da yolu milletin gönül rızasıyla kabul edeceği gerçek bir sivil anayasadır .”

Yeni anayasa şart

Şeref Malkoç, ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu kabul ettiğini ifade ettikten sonra, tartışmaların ve dolayısıyla da yeni bir anayasa yapılamamasının sebeplerini şu sözlerle anlattı: “Şu an anayasa tartışmaları, hükümet sisteminin ne olacağında düğümleniyor. Bize göre parlamenter sistem tıkanmıştır. Bunun aşılması için de sistem değişmelidir. Bizim medeniyetimiz, geleneği olan bir medeniyettir. Bu geleneğe baktığımızda, bize en uygun sistemin başkanlık sistemi olduğunu düşünüyoruz. Bu sistemde millet, kendisini yönetecek kişiyi doğrudan seçmektedir. Oysa parlamenter sistemde millet yöneticisini seçememektedir. Milletin doğrudan yetki verdiği kişinin ülkeyi yönetmesi en doğrusu, en güzelidir. Şu anki sistemde millet belki hükümeti seçiyor ama seçilen hükümetin iş yapmasını engelleyen mekanizmalar kurulmuş darbeciler tarafından. “Anayasa kitapçığını fırlatma krizi” bunun en iyi örneğidir. Hükümet ile cumhurbaşkanı arasında yaşanan kriz, ülkemizin yaşadığı en büyük krizlerden birine yol açmış; bunun sonucunda ülke, tarihte görülmediği kadar fakirleşmiş, güven ortamı yok olmuştur. İşte başkanlık sistemi, bu krizleri engelleyecek bir sistemdir.”

Devlet sistemi başka, hükümet sistemi başkadır

Öte yandan Şeref Malkoç, bazı kötü niyetlilerin kafa karıştırmak için devlet sistemi ile hükümet sistemini bilerek karıştırdığına da değinerek konu hakkında şunları söyledi: “Devlet sistemi ile hükümet sistemi farklıdır. Devlet sistemleri bellidir: Devletler ya federatif olur ya da üniter. Biz, üniter devletten taviz vermeyeceğimizi her zaman deklare ediyoruz. Hükümet sistemleri ise daha farklıdır ve bunun devlet sistemleriyle bir ilgisi yoktur. Üniter devlette birçok hükümet sistemi olur ve bize göre de bunlar arasında en uygunu başkanlık sistemidir.”

Konuyu üstteki sözlerle bitiren Şeref Malkoç’a, sohbetinin sonunda Vakfın plaketi takdim edildi.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir