Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Doç. Dr. Kasım Küçükalp
2473 defa okundu
18 Aralık 2016 Pazar - 22:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Doç. Dr. Kasım Küçükalp

Yaşadığımız çağın mecazın hakikate, sanalın sahici olana galebe çalan bir çağ olduğu artık sıradan insanın bile malumu. Yazık ki böyle bir çağda yaşıyoruz ve bu çağın dayattığı sanallık o kadar fazla ki, durumun farkında olanlar, akıl sahipleri bile bu sanal akıntıya direnmekte zorluk çekiyor. Durum iyi değil, insani melekelerimiz köreliyor; bu besbelli. Bu durumdan kurtulmak için bir şeyler yapmak gerek, bu da belli. Ama ne yapmak gerek?

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Geleneksel Cuma Meclisi’mizde bu soruya yanıt arandı 18 Aralık Cuma gecesi. Konuk, UÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kasım Küçükalp idi.

Doç. Dr. Kasım Küçükalp Hoca, biraz farklı biri. Onun ilk farklılığı, felsefe alanında doktora yapan ilk ilahiyat mezunu olması. Hoca, Müslümanların meselelerine kafa yoran biri. Kafa yorduğu önemli konulardan biri de, algılara teslim olan insanın gitgide kendinden uzak düşmesi.

Bununla ilgili olarak Doç. Dr. Kasım Küçükalp, Cuma Meclisindeki sohbetinde “Kişi Nasıl Kendi Olur” sorusuna cevap aradı. “Bu çağda insanın başına neler geldi? İnsan, günümüzde nelere maruz kaldı? İnsan acaba kendisi kalabilecek mi?” soruları eşliğinde düşünsel bir yolculuğa çıkacağız dedikten sonra zihinleri sarsan ve işitildiğinde “Gerçekten de öyle!” dedirten sohbetine başladı.

İnsan kendinde mi?

“İnsanın en büyük imkanlarından biri, düşünme imkanıdır.” diyen  Kasım Küçükalp Hoca, sözlerine şöyle devam etti: “Modernizm, kapitalizm ve gerçeklik algısının kaybolduğu bu zamanda, düşünmek imkansız hale gelmiştir. Bizim yeni farkına varmaya başladığımız bu durum, epeyden beri Batılı düşünürlerin gündeminde. Bilinen şu ki, günümüz insanı kendinden uzakta.”

Batılıların kurduğu çağ

Daha sonra Kasım Küçükalp Hoca, yaşadığımız çağın Batılıların eseri olduğunu belirtti. Bu çağı anlamak için de, ister istemez çağın kurucu unsurlarını kavramak gerektiğini söyledikten sonra, Batının serüvenini hikâye etmeye başladı: “Batılıların kurduğu bu dünyada insan, bir eşyaya dönüştü ve dolayısıyla bir mübadele aracı haline geldi. Bu çağda insan, düşünme ve temyiz etme melekesini yitirmiştir. Günümüzde insan, bir imaja dönüşmüştür. Bu yüzden de artık insan kendisini gösterebileceği mekânlara gider. Orada kendisini gösterip var olduğunu böylelikle hisseder. Gittiği mekânlar ne kadar pahalıysa kendini o kadar önemli hisseder. Ama bu görünme, bizim bildiğimiz anlamda ‘insani bir görünme’ değildir. Bu görünme, sahici olmayan, imajinatif bir görünmedir. Baudrillard “İmaj gerçekliğin önüne geçti.” derken bunu anlatır. Çağımız “Görünüyorum, o halde varım!” çağıdır. Günümüzde insan ve gerçeklik kaybolmuş, teknik ve imaj görünür olmuştur. Yine Baudrillard’ın dediği gibi ‘Sahte ile hakikat yer değiştirmiştir.’ Artık insan kendisi olarak değil, çizdiği imajla değer kazanan imajinatif bir varlık halini almıştır.”

TV karakterleri ne kadar sahici?

İnsanın kendinden uzaklaşıp birer gösterge olarak anlam kazandığını söyleyen Kasım Küçükalp Hoca, sözü TV kültürüne getirdi ve konuyla ilgili şunları söyledi: “TV kültürüyle öyle karakterler inşa edildi ki, bu karakterler sahici insanların yerini aldı. Günümüzde her şey birer gösterge olarak üretiliyor artık. Dolayısıyla günümüzde ‘bir şey’, ‘her şey’ olabilmekte ama gerçekte o, hiçbir şeydir. Bunlarla beraber artık insani arzularımız da değişti. İnsan artık üretilen arzu nesnelerini arzular oldu. Bu da, tam olarak Batı kültürünün insanı esir almasıdır. Artık insan, arzularından yakalanmaktadır. Artık arzularımız yönetilmekte ve biz de arzularımızdan yakalanmaktayız. Sonuçta yaptığımız şey, bir görüntünün peşinde koşmaktır. Bu sistem öyle bir sistem ki, tüketilecek nesneyi bir algı eşliğinde Müslümana, başka bir algı eşliğinde Hip Hop’çuya, başka bir algı eşliğinde bir başkasına satmakta ve böylelikle hakimiyetini sürdürmektedir.”

Haydi, kendimiz olmaya

Sorunun ne olduğunu ve nedenlerini ortaya koyduktan sonra çözümü de konuşmak gerekirdi elbette. Kasım Küçükalp Hoca, bu konuda da söyleyecek sözü olan biri. Çözüme dair sözlerine “Kadim geleneğimizdeki ‘bilge insan’ tipini önemsiyorum.” diyerek başlayan Hoca, sorunun çözümüne dair sözlerine şöyle devam etti: “Mesela Sokrates ‘İnsanı insan yapan, ruhtur.’ diyerek insanı insan yapan şeylerin erdemleri, amaçları ve insanın niçin var olduğunu bilmesi olduğunu söyler. Bu aynı zamanda insanın ‘Kendini bilmesi’dir. Kendini bilen ise Rabbini bilir. Bu insan da geçici olanların peşinde koşmaz, kalıcıyı ve kalıcılığı arar. Bizim geleneğimiz de, Karacaoğlan’ın “Üryan geldim, üryan giderim” sözlerinde ifadesini bulan geçiciliğin farkında olan bir hal üzeredir. Ve elbette inancımız bize “Mülk Allah’ındır” diyerek bizim yeryüzünde bir emanetçi olduğumuzu hatırlatır sürekli olarak. Mülke emanetçi olduğu bilgisine sahip olan insan, kimin ne giydiğiyle, kimin ne kadar şaşaalı evde oturduğuyla ilgilenmez çünkü hepsinin sahibi aynıdır: Allah. Böylelikle insan kendi sınırlarını bilir. Bu da kendini bilmek demektir ve kuşkusuz ki ‘Kendini bilen Rabbini bilir.’ İşte bu sınırlar ve bu sınırları bilme, bizi insan yapar. Biz, sınırlarımız bilerek kendimiz oluruz ancak.”

Kur’an’ın muhatabı Mü'minlerdir

Kasım Küçükalp Hoca, Kuran’da hem Müminlerden hem de kâfirlerden bahsedildiğini söyleyerek devam etti sözlerine. Bu sözlerin ardından da şu çarpıcı düşünceler geldi: “Müminler olarak biz, kafirlerle ilgili ayetleri üzerimize almayız. Oysa Kur’an’ın muhatabı Müminlerdir, kafirler ona bakmaz, onu okumaz. Dolayısıyla biz, o ayetlere de bakmalıyız. O ayetlere bakarak içimizdeki putları görmeli ve o putları kırmalıyız. Bundan yola çıkarak ben imanı “Bilincine varılmış bir küfür” olarak tanımlıyorum. Bu çağda biz, hicreti yeniden keşfetmeliyiz. Bu hicret, kalbimizi malayani işlerden Allah’a ve Resulüne yöneltmek şeklinde bir hicret olmalı. Bu şekilde biz, görüntü olmaktan uzaklaşıp yeniden insan olabiliriz.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir