Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Doç. Dr. Mehmet Birgül
2381 defa okundu
04 Ocak 2017 Çarşamba - 01:10
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Doç. Dr. Mehmet Birgül

Ahlak, her inancın ortak kavramı. Ahlak o kadar önemli ki, dünyada ne zaman bir altüst oluş yaşansa, bunun sebeplerinden birisinin “Ahlak buhranı” olduğu söylenir mutlaka. Hayat, toplum ve dünya üzerinde bu kadar belirleyicidir ahlak.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Öte yandan, üzerinde bu kadar söz söylenen bu kavramın ne olduğu halk tabakasından insanlar tarafından pek bilinmez. Bu kavramın tanımı istense, bunu bihakkın tanımlayacak kişi sayısı çok azdır. Hayatımızı derinden etkileyen bu kavramın insanda bulunmasının bir erdem, yokluğununsa felakete kapı aralayacak bir hal olduğu söylenir sadece.

Ahlakın ne olduğu, neleri kapsadığı, bu haftaki Cuma Meclisi’nin konusuydu. Konuya kafa yorduğu belli olan U.Ü. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Birgül, “Müslümanların Ahlak Buhranı” başlığı altında, konu hakkındaki düşüncelerini paylaştı dinleyicilerle. Verimli bir sohbetti. Ahlak konusunun hem kapsamı hem de içeriği hakkında bilgi sahibi olundu Meclis’te.

Sözcüklerin duygusal çağrışımları

Ahlakın kökeninin ne olduğu hep tartışma konusudur. Buna ilişkin birbirinden çok farklı şeyler söylendiği bilinir. Doç. Dr. Mehmet Birgül de, insanda ahlakın ortaya çıkması için insanın isyan etmesi gerektiğini söyledi tıpkı Nurettin Topçu gibi. Sonra da Müslümanların ahlak buhranı yaşamasının sebebinin isyanı unutmalarıyla doğrudan doğruya ilgili olduğunu ekledi sözlerine.

Doç. Dr. Mehmet Birgül, konuya dair sözlerini “İsyan dendiğinde akla hep olumsuz şeyler geliyor. Bizim gibi itaat kültürünün hakim olduğu toplumlar için bu, daha fazla geçerli bir durum. Kelimelerin tanımları yanında bir de duygusal çağrışımları vardır. Mesela “Türbe” kelimesi inançlı birine ölüm ve ölüm ötesini hatırlatıp onu merhametli kılarken seküler toplum üyesi birine ise yok oluşu, bitişi ve belki de kendisinden ürkülmesi gereken bir dünyayı hatırlatır. Aynı duygusal çağrışım, isyan kelimesi için de geçerlidir. Aynı şey, isyan için de geçerlidir. O da duygusal çağrışımlara açık olan bir sözcüktür.” şeklinde sürdürdü.

Ahlak, insanın metafiziğidir

Sözcük üzerinde fikir egzersizlerini sürdüren Doç. Dr. Mehmet Birgül, ahlakın insana özgü bir şey olduğunu belirttikten sonra ahlak-insan ilişkisine dair düşüncelerini de şu sözlerle anlattı: “Ahlak denen şey, insanın metafiziğidir. Bizim toplumda anlaşıldığı üzere ahlak, bir emirler-yasaklar silsilesi değildir. Ahlak denen şey, dış etkilerin yüklemesiyle oluştuğunda değil, tam tersine insanın kendi metafiziğiyle oluşursa anlamlıdır. Bunu da insanın eşyaya ve olaylara bakışı belirler. Müslümanların günümüzdeki krizi de bu bakışın, bu duruşun değişmesiyle ilgilidir. Günümüz Müslüman’ının insana, paraya, dünyaya karşı duruşu değişmiştir. Sorun, tam olarak budur. Mesela günümüz Müslüman’ı ticari çıkarı söz konusu olduğunda yalan söyleyebilmekte ve bu yalan için hafifletici nedenler bulma çabası içine girmektedir. Oysa bu, aklın alabileceği bir şey değildir. Müslüman her türlü hatayı yapabilir ama yalan söyleyemez. Yalan, her türlü yanlıştan, hatadan farklı bir şeydir.” 

Yalanın kötülüğü yıkıcıdır

Ahlak kavramını insanla ilişkilendirmeye devam eden Doç. Dr. Mehmet Birgül, Müslüman zihninin bazı kavramlara karşı kesin bir duruş sergilemedikçe hep bulanık kalacağını hep ahlak krizi yaşayacağını belirterek sözlerini ‘yalan’ üzerinden şöyle sürdürdü: “Yalanın kötülüğü ayetlerle ve hadislerle sürekli vurgulanmaktadır. İnsan, yalan hariç tüm hataları işlese, bir şekilde telafisi, geri dönüşü mümkündür ama yalan çok farklıdır. Yalan söyleyen, söyleyebilen biri kendine karşı da dürüst olamaz. İnsanda ahlakın ortaya çıkması ise, insanın önce kendine sonra da başkalarına karşı dürüst olmasıyla mümkündür. Bu yüzden yalan, her şeyi yok eden bir kötülüktür ve yalan söyleyen birinin ahlaklı olabileceğinden bahsetmek mümkün değildir. Çünkü ahlaklı davranış bir alışkanlık değildir, arkasında bir irade vardır. Bu iradeye göre şekillenir insan. Bu iradenin doğru olması da gerekir. İnsanı iradeye götüren şey, tefekkürdür. Doğru tefekkür ise doğru tasavvurla mümkündür. Tasavvur doğru ise tefekkür ve eylem de doğru olur.”

Doğru tefekkür doğru tasavvurla mümkündür

Konuyu, yanlış tasavvurun insanı nereye götüreceğini anlatan ilginç bir örnekle açtı sonra Doç. Dr. Mehmet Birgül: “Hazreti Osman’ı şehit eden kişi, kendince kötü bir şey yapmıyor, tam aksine iyi bir şey yapıyor, sevap işliyordu. Kendisini ne münafık görüyordu ne de kâfir. O, kendince gerekli ve doğru bir şey yapıyordu çünkü kafasındaki tasavvur böyleydi. İşte o tasavvur onu İslam halifesini şehit etmeye kadar götürdü. İşte tasavvur denen şey bu kadar etkilidir. Günümüz Müslümanlarına baktığımızda yine aynı şeyi görüyoruz. Bazılarının tasavvurunda Peygamberimiz elinden kılıç düşmeyen bir savaşçıyken bazılarının tasavvurundaysa kendi halinde yaşayan, sadece gelen ayetleri insanlara aktaran bir postacı gibidir. Oysa peygamberimiz ne odur ne de diğeri. Buradan anlıyoruz ki günümüz Müslüman’ının Peygamber tasavvuru da berrak değil, bulanıktır. Kısacası, herkesin kendine göre bir Peygamber tasavvuru var ve bu tasavvur da berrak değil yazık ki.”

İnsan yapayalnızdır

İnsanın metafizik yönüne dikkat çeken Doç. Dr. Mehmet Birgül, bu metafizik yönün aynı zamanda insanın yalnızlığının da sebebi olduğunu belirttikten sonra bu yalnızlığı ve yalnızlıktan kurtulma yolunu şu sözlerle anlattı: “İnsan bedenen olmasa da iç dünyasında yalnızdır. Dışa nasıl yansıtırsa yansıtsın, dıştan nasıl görünürse görünsün, iç dünyasında olan biteni kendisinden başkası bilemez. Bu hal de insanı yapayalnız kılar. İnsanın bu yalnızlığından kurtulması, ancak Allah ile buluşmasıyla mümkündür. İç dünyasında Allah ile buluşan kişi, sonsuza kadar yalnızlıktan kurtulmuştur. Bu yüzden inançlı insanların tek başlarına kalmaları kendilerine zarar vermez. Ama unutulmamalı ki Allah ile buluşmak için de dürüst olmak gerekmektedir. Yani ahlak sahibi olmak gerekmektedir.”

Ahlak için isyan

Doç. Dr. Mehmet Birgül, sohbetini ahlak için isyanın kaçınılmaz olduğunu ifade eden şu sözlerle bitirdi: “ Başa dönersek, insanın ahlaklı olması öncelikle haksızlıklara, ihtiraslara yanlışlıklara başkaldırmasıyla başlar. Bu başkaldırı insanı metafizik olana götürür. Metafizik olanı keşfeden insan, ahlaklı olma yoluna girer. Çağımız Müslümanları olarak bizler güçlenmeyi sanayileşmekte, parada aradık. Bu yanlıştı. Bizim ihtiyacımız olan, ahlak sahibi olmaktır ve ülke olarak kalkınmanın anahtarı da ahlaklı olmakta yatmaktadır.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir