Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Dr. Ömer Aslan
2338 defa okundu
13 Kasım 2016 Pazar - 22:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Dr. Ömer Aslan

Devlet adını verdiğimiz büyük organizasyon, zamanla gereğinden fazla irileşip hantallaşıyor ve kendisine hizmet vermek üzere kurulduğu toplumun ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelebiliyor. Bu durumlarda devlet aygıtının yeniden yapılandırılması da kaçınılmaz hale geliyor.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Türkiye, tam da böyle bir süreci yaşıyor son zamanlarda.

Millet artık eski millet değil, bir şeylerin olmasını istiyor ama devlet organizasyonunun yapılanması buna izin vermiyor.

Bu durum, elbette bir süreç ve bu sürecin merkezinde de İslami/millî hareketler var. Özellikle 1960 ahlaksız darbesinden sonra gücü millete değil de, millete rağmen bir şeyler yapması beklenen kurumlara verilen devlet aygıtı, artık kaçınılmaz bir dönüşümün eşiğinde gibi görünüyor.

Özellikle son zamanlar temel alınarak bugünlere nasıl gelindiği konusu, bir sohbetin konusuydu. Konuk, genç bir araştırmacı olan Dr. Ömer Aslan’dı. Ömer Aslan, çağın dinamiklerini yakalayan, konusuna hâkim bir araştırmacı izlenimi bıraktı dinleyenlerde ve iki saate yakın süren konferansı ilgiyle dinlendi. “Dış Müdahale, Bölgesel Düzensizlik ve Yeniden İnşa Süreci” başlığını taşıyan konferansına “2002 yılından sonraki Türkiye, üç dönemde incelenebilir.” diyerek başlayan Dr. Ömer Aslan, “İlk dönem, 2002-2006 yılları arasındaki “Çatışmadan Direnme” dönemidir. Bu dönemde kendini halka doğru anlatan İslami hareket, üzerindeki baskıları kuranlarla çatışmaya girmedi ama geri adım da atmadı. Yerini sağlamlaştırmayı tercih etti.” diyerek devam etti.

Silahsız darbeler dönemi

Türkiye’yi bu yıllara getiren dönüm noktalarından da kısaca bahseden Dr. Ömer Aslan, 28 Şubat Sürecine özel bir vurgu yaptı. 28 Şubat’a vurgu yapılmasının gerekçeleri ise Dr. Ömer Aslan’ın şu cümlelerinde saklıydı: “Dünya milletlerinin tümünün anladığı gibi, bizim milletimiz de ‘darbe’ dendiğinde tankla, silahla yapılan darbeleri anlıyor hala. Silahın, ölümlerin olmadığı bir darbe fikrine zihinlerimiz hala yabancı ama bilinmeli ki darbeler farklı yapılıyor artık. Darbelerin mekaniğinin değiştiğini bize anlatan ilk darbe, 28 Şubat Darbesidir. Bu darbede klasik darbelerde olması gereken unsurların çoğu yoktur ama sonuca bakıldığında, bir darbeyle ne amaçlanıyorsa hepsinin de gerçekleştiği görülür. Bu darbenin yapıldığı kitle, İslami/yerli harekettir. 28 Şubat, klasik darbelerin sona erdiğini ilan eden –Teknik anlamda-  en mükemmel darbelerden biridir. Bu darbeden sonra darbeler biçim ve içerik değiştirmeye devam etti. Bu darbeye muhatap kalan İslami hareket, 2002 yılında tekrar bir öncelik aldı.”

Kurumların yeniden inşası

Dr. Ömer Aslan, İslami hareketin 2007-2011 yılları arasını devletin tüm kurumlarını iyice tanıyıp bu kurumları baskı unsuru olmaktan çıkarmayla geçirdiğini söyledikten sonra sıranın kurumların yeniden inşasına sıra geldiğini ve şu günlerde de bu çalışmaların yapıldığını ifade etti.

Kurumların yeniden inşa edilmesi zorunluluğunun da, yine modern darbeler sonrasında bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığını söyleyen Dr. Ömer Aslan, bu süreci şöyle anlattı: “Devleti yönetmekte olan yerli hareket,  2011 yılında sonra da çeşitli darbelere maruz kaldı. Bunların en tehlikelisi de hiç kuşku yok ki Gezi olaylarıydı. Modern darbelerin en mükemmel örneklerinden olan Gezi Darbesi, çok sofistike bir darbedir. O kadar ustalıkla kurgulanmıştır ki, kendisine karşı darbe yapılanların birçoğu bile bunun bir darbe olduğunu anlayamamıştır. Bunun darbe olduğunu anlayıp buna direnen birkaç kişi sayesinde bu darbe de atlatılmıştır. Ama bu darbe, son darbe olmamıştır. Bu darbeden sonra yine çok tehlikeli bir paralel darbe tehlikesi yaşanmıştır. Tüm bu olanlardan sonra karar makamında olanlar, kurumların ne kadar çok zayıfladığını görmüşler ve zayıflayan bu kurumların yeniden inşasının kaçınılmaz olduğunu anlamışlardır.”

Bölgemiz kaynayan bir kazan

Tüm bu olan bitenleri geniş bir perspektiften anlatan Dr. Ömer Aslan, kurumlarıyla güçlenmesi gereken bir Türkiye’ye bölgenin ihtiyacı olduğuna şu sözlerle dikkat çekti: “Mısır’daki Sisi darbesi de modern bir darbedir. Aslında bölge değişiyor. Türkiye’de yaşananlar, bölgede yaşananlardan bağımsız değil. Bölgede de “Arap Baharı” adı verilen bir süreç yaşandı. Biz bu süreç ile bölgeye özgürlük gelecek diye beklerken süreç tam tersi bir noktaya evrilmiş durumda. Türkiye de kendi iç işleriyle uğraşmaktan ve bunun yanında ülke dışındaki olaylara müdahale edebilme refleksinin devlette olmamasından dolayı buna hazırlıksız yaşanmıştır. Bu olaylar da aslında devletin kurumlarının ne kadar hantallaştığını ve gerçekten de yeniden inşaya muhtaç olduğunu bir kez daha göstermiştir. Güçlü bir Türkiye, bu olayları dönüştürebilirdi. Zaten diğer güçlü ülkeler de bunu yapmış, muhtemelen kendiliğinden ortaya çıkan Arap Baharını kendi isteklerine göre değiştirmişlerdir.”

İnşa insanlarla olur

Türk insanının birçoğunun artık devletin daha dinamik bir hal almasının gerekliliğine inandığını söyleyen Dr. Ömer Aslan, bu kurumları değiştirecek olanların kişiler olduğunu vurguladıktan sonra sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’deki kurumların yeniden inşası kaçınılmazdır. Ama bir şeyi yıkmak kolay, yeniden inşa etmek zordur. Üstelik de ortam belirsizliğini sürdürüp dinamikler sürekli değişirken bunu yapmak daha da zordur. Ama bu, büyük devlet olmak için şarttır. Fakat kurumlar da kendi kendine değişmiyor. Onları insanlar değiştirecektir. Bunun için de devletin kendisine ihtiyaç duyduğu donanımlı ve milli manevi değerleri kuşanmış bir kuşağa ihtiyacı olduğu açıktır. Günümüz genç kuşağının bunu iyi görüp kendisini buna göre hazırlaması gerekir.”

Soru cevaplarla devam eden sohbetin sonunda Dr. Ömer Aslan’a Vakfın plaketi sunuldu.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir