Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Halit Ersöz
1096 defa okundu
13 Mayıs 2017 Cumartesi - 20:00
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Halit Ersöz

Kutu'l-Amâre, Osmanlının son zaferi olarak bilinen zaferdir. Günümüz Türkiye’sinde Kutu'l-Amâre’yi bu kadar ilginç kılan şey ise, hiç kuşku yok ki onun unutturulan bir zafer olmasıdır. Cuma Meclisi’mizin konuğu Tarihçi-Yazar Halit Ersöz’ün ifadesiyle ‘Kutu'l-Amâre, yabancı tarihçilerin yazmaya utandığı, bize ise unutturulan bir zafer.’

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Çanakkale zaferinden sonra ikinci zafer olan ve milletimize “Galiba yeniyoruz” duygusunu yeniden yaşatan Kutu'l-Amâre, üzerinden yüz yıl geçtikten sonra yeniden hatırlanan ve yeniden coşkuyla kutlanan bir zafer. Yeniden kutlanan bir zafer çünkü Kutu'l-Amâre, daha önce ülkemizde kutlanan bir zaferdi. Türkiye’nin Nato’ya alınmasının bedellerinden biri olarak 1952 yılından sonra bize unutturuldu.  Şükürler olsun ki artık bize zorla unutturulanları hatırlıyoruz ve hatırladıkça da kendimize geliyoruz.

Tarihçilerin kaydettiğine göre Kutu'l-Amâre, İngilizlerde büyük bir travma yaratmış ve İngilizler Kutu'l-Amâre’nin acısını bir türlü unutamamışlardır.

Her şey, aslında bir paylaşım savaşı olan 1. Dünya Savaşı’nın ilanıyla başlar ve Osmanlı, Almanya ile birlikte bu savaşın taraflarından biri olur. Savaş ilerledikçe Osmanlının savaşı kaybedeceği anlaşılır. İşte Kutu'l-Amâre zaferi, bu moral bozukluğunun tekrar umuda dönmesine sebep olan zaferdir.

Kutu'l-Amâre öncesi gelişen olaylar

Tarihçi-Yazar Halit Ersöz, Kutu'l-Amâre’yi  hazırlayan süreci “16 Ekim 1914’te
İngiliz 6. Hint Tümeni Mezopotamya seferi için Bombay’dan yola çıktı. Yavuz ve Midilli gemileri 27 Ekim 1914’de Boğazı geçerek Rusya'nın Odesa, Sivastopol, Novorossisk, Teodosya limanlarını bombardıman etti. 29 Ekim 1914’te Osmanlı İmparatorluğu savaşa girdi. I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin dört bir yanındaki topraklar savunma amacıyla cephe olmuştur. Bu cephelerden birisi de, sonuçları itibarıyla Ortadoğu’nun bugünkü şekillenmesini ortaya çıkaran Irak cephesidir.” sözleriyle anlattı.

Savaşa girerken Osmanlının,  İngiltere’nin bu bölgeye bir harekât düzenleyeceğini düşünmedikleri bilgisini veren Halit Ersöz, “Ama İngilizlerin “Mezopotamya Seferi” bundan tam iki hafta önce başlamıştı bile. İngiliz ve Hintli askerlerin oluşturduğu birlikler Hindis­tan’ın Bombay şehrinden yola çıkmıştı. Hedef, Basra Körfezi’nde yer alan Abadan’daki İran petrolünü kontrol altına almaktı. Ayrıca a. Arap Yarımadası’ndaki Arap emirlikleri üzerinde kurulan İngiliz etkisi kuvvetlenecek. b. Irak’taki Arap kabileleri Osmanlı Devleti aleyhine ayaklandırılacak, bölgedeki birliklerin lojistik tesislerine ve ikmal üslerine saldırılar düzenlenecek, c. Osmanlı Devleti ile müttefiklerin Irak ve İran petrollerinden faydalanmalarına engel olunacak, d. İran üzerinden gelecek Rus- Kafkas Ordusu ile birleşerek Osmanlıların Irak-Suriye- Kut karargâhında Osmanlı subayları ve Kafkas cephelerinin gerilerine düşülecek, böylece Türk Ordusu’nun imhası sağlanacak, e. Alman denizaltılarının, Basra Körfezi’nde üslenip Hint Denizi’ni kontrol etmelerinin önüne geçilecek,  f. İngilizlerin Güney Irak’a egemen olmasıyla, Kuzey Irak ile Doğu Anadolu’daki Kürt, Nasturi, Süryani ve Ermenilerin ayaklanmaları sağlanacak, g. Osmanlı padişahı tarafından ilan edilen Kutsal Cihat etkisiyle Arabistan, İran, Afganistan ve özellikle Hindistan’daki Müslümanların harekete geçmeleri önlenecek, h. Türk Ordusunun Irak ve İran cephelerinden Hindistan’a ulaşma, Hindistan’daki Müslüman halkı ayaklandırma düşünce ve tehlikesi bertaraf edilecekti. Çünkü 1914 yılında 100 milyonluk Müslüman tebaasıyla Britanya, yeryüzündeki en büyük Müslüman gücüydü. Dahası, İngiliz yönetimindeki Hint ordusu, özellikle Pencap ve birleşmiş eyaletlerin Müslüman askerlerine yoğun ihtiyaç duymaktaydı. Osmanlı Halifesinin 1914 Kasım’ında “Cihad” ilan etmesi genel olarak Britanya İmparatorluğu, özel olarak da Hint ordusunun istikrarı açısından tehdit oluşturmaktaydı.” sözleriyle de bu bölgeye İngilizler tarafından düzenlenen harekâtın ne kadar stratejik bir harekât olduğu bilgisini verdi.

İngilizlerin 3 Kasım 1914 yılında Şattül-Arap bölgesine çıkarma yapıp adım adım bölgeyi işgal ettiklerini söyledikten sonra Osmanlının bölgedeki durumu toparlamak için Süleyman Askeri Paşa’yı bölgeye komutan olarak atadıklarını ama Süleyman Askeri Paşanın durumu toparlayamayarak intihar ettiğini söyleyen Halit Ersöz, Süleyman Askeri Bey’den sonra Albay Nurettin Bey’in komutan olarak bölgeye geçtiğini ve durumu epey toparladığını anlattı. 31 Mayıs 2015 yılında da, General Townshend komutasındaki birliklerin kuzeye doğru ilerlemeye başladıkları bilgisini veren Halit Ersöz, 29 Eylül 1915 yılında İngilizlerin Kutu'l-Amâre’yi  ele geçirdiklerini söyledi. Bu aşamada çok akıllıca taktikler uygulayan Albay Nurettin Bey’in Osmanlı ordusunu imha olmaktan kurtardığını söyleyen Halit Ersöz, bölgeye daha sonra Albay Halil Bey’in komutan olarak atandığını ve Halil Bey’in savaştaki rolünü şu sözlerle anlattı:” Kutu'l-Amâre kuşatması (7 Aralık 1915 - 29 Nisan 1916) Albay Nurettin Bey’in komutasında başladı.

Halil Bey’in komutasıyla işler değişir

Nurettin Bey istenen sonucu alamayınca komutayı Albay Halil Bey devraldı. İngilizler kuşatmayı yarmak için dört taarruz düzenledi ama bu taarruzlarda ciddi kayıplar vererek geri döndüler. Kutu'l-Amâre kuşatması altındaki İngilizler, askerlerin açlıktan telef olmalarını engellemek için -dünya tarihinde ilk olarak- havadan ikmal yolunu denediler ama bunda da başarılı olamadılar ve sonunda İngilizler, teslim oldular. Burada önemli bir ayrıntı daha var. İngilizler bu kuşatmadan kurtulmak için Halil Paşa’nın şahsına tam bir milyon sterlin rüşvet teklif ettiler ama Halil Paşa hem bu rüşveti reddetti hem de bu teklifi aşikâr kılarak İngilizlerin ahlaksızlığını dünya kamuoyuna gösterdi. 29 Nisan 1916 yılında da, İngilizlerin parlak generali Townshend komutasındaki İngilizler, şartsız bir şekilde teslim oldular ve bu teslimiyet hem Osmanlı hem İngiliz hem de dünya kamuyounda geniş yankı buldu. İngiliz tarihçiler bu teslimiyeti İngiliz savaş tarihinin en utanç verici teslimiyeti olarak yazarlar.” diyerek sözlerini bitirdi 

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir