Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Markar Esayan
1379 defa okundu
11 Ocak 2017 Çarşamba - 19:50
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Markar Esayan

“Türkiyeliyim. İstanbul’da doğdum. Çocukluğumda ailem beni sık sık Bursa’ya getirdiği için Bursa’yı biliyor ve Bursa’yı önemsiyorum. Bursa, Osmanlının kurucu şehri olduğu için ayrıca önemli.” diye sözlerine başladı Markar Esayan Cuma Meclisi’ndeki sohbetinde.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Meclisin dinleyici sayısının her zamankinden biraz fazla olmasının nedeni, Markar Esayan’ın kimliğinden mi yoksa gazetedeki makalelerinden de belli olduğu üzre entelektüel kimliğinden mi kaynaklandı, bilinmez. Bilinen, sohbete katılımın çok olduğu ve anlatılanların belli bir sistematik içinde anlatıldığı.

Güzel ve verimli bir geceydi. Konu da, konuk da ilgi çekiciydi, kesin bu. Konu, “Tarihsel Bağlamda Yeni Türkiye Perspektifi” başlığını taşıyordu. Şimdilerde siyasi kimliğiyle daha çok öne çıksa da, Markar Esayan aslında öncelikle bir edebiyatçı. Bu kimliğinin yanında entelektüel kimliği de var. Ve belki de en önemlisi, olaylara yerli gözlükle bakabilen bir aydın.

Yukardaki giriş cümlelerinden sonra Markar Esayan, sohbetin konusunda yer alan “Yeni Türkiye” ifadesine dikkat çekerek “Yeni Türkiye bizi çeken, bizim arzu ettiğimiz bir kavram. Bu kavram önemli çünkü bu kavram milli iradeyi yansıtıyor. Bu ülkenin son iki yüz elli yıllık tarihi içinde özellikle şu son üç yılın ayrı bir yeri var. Bu son üç yıl, ülkenin yeniden yerlileştiği ve yeniden milli bir kimlik inşa edildiği süreçtir.  Bu sürecin seyri sosyologlar tarafından ciddi olarak incelenmelidir.”  sözleriyle Yeni Türkiye kavramının niçin önemli olduğunu açıkladı.

Tarih ve dönüşüm

Markar Esayan, Osmanlının çöküş sebepleri üzerinde kafa yorduğunu belli eden şu analizlerle devam etti sözlerine: “Tarihe baktığımızda, son iki yüz elli yılın çok büyük dönüşümlerle geçtiğini görüyoruz. Bu dönüşümlerin sebebine baktığımızda,  bu dönüşümlerin sebebinin Osmanlının ayakta kalma çabaları olduğunu görüyoruz. Osmanlı ayakta kalmak için iki şey yapabilirdi: 1. Ya yeni bir iddia ve yeni bir paradigma ile tarih sahnesine çıkmalıydı, 2. Kendisini yenenleri taklit etmeliydi. Hem de öyle taklit etmeliydi ki, o galipleri bu taklitle yenebilmeliydi. Bu hayallerle dönüşüme başladı Osmanlı ve ilk dönüşüm de askeriyede oldu. Batıyı taklit başlamıştı artık ve böylelikle aslında biz, bizi biz yapan özgün duruşumuzu da yitirmeye başladık. Bu taklit, bir bürokrasi sınıfının da doğmasına yol açtı. Bu bürokrasi sınıfı ilerleyen zamanlarda Batı adına ülkeye vesayet eder bir hale geldi. “

Tarihsel kapan

Yakın tarihimizde ve günümüzde yaşananlara baktığımızda, ülkesine ve insanına yabancılaşmış bir kitle olduğunu görüyoruz hepimiz. Buna kısaca ‘Vesayetçiler” adı takılıyor herkesçe. Markar Esayan, Osmanlı bakiyesi olan Türkiye’nin kendine nasıl yabancılaştığını İdris Küçükömer’e atıfla ve İdris Küçükömer’in terminolojisiyle yaptı. Esayan’ın ağzından yabancılaşma ve belki de zihinlerin esir alınması süreci şöyleydi: “Hiç konuşulmaz ama Tanzimat Fermanının ilanından önce çok önemli bir anlaşma imzalandı Osmanlı ile Britanya arasında. Hatta Tanzimat Fermanı ve sonraki süreç, bu anlaşma hükümleri hakkıyla uygulansın diye yaptırılmıştır denebilir. Bu anlaşma, tarihte benzeri olmayan, bir devletin ölümüne kaybettiği, diğer devletin ise her bakımdan kazandığı bir anlaşmadır. İdris Küçükömer bu sürece “Tarihsel kapan” der. Buna göre Osmanlı önce ekonomisini ve buna bağlı olarak da varlığını Britanya’ya rehin vermiş oldu. Bu kapanın tezahürleri 1. Yüksek enflasyon, 2. Aşırı ithalat, 3. Az ihracat, 4. Bitmeyen bir dış borç, 5. Az üretim şeklinde kendini gösterdi ve kabul etmeli ki günümüze gelinceye kadar bu kapan mükemmel şekilde işledi. Bu kapandan çıkmak için Türkiye 2013 yılında bir hamle yaptı ve tam da o tarihten itibaren ülkemiz ağır bir saldırıya maruz kaldı. Saldırıların sebebi, kapandan çıkmamızı engellemektir. Bu saldırılar devam edecek üstelik çünkü zor bir coğrafyada yaşıyoruz”

Batının kurucu ötekisidir Osmanlı

Esayan, Osmanlı-Batı ilişkisi üzerine de ilginç şeyler söyledi. Bu, aynı zamanda tarihin sürekliliğini ifade eden sözlerdi. Biz, Osmanlının bir anda, bir savaş ile yok edildiğini düşünüyoruz ama Esayan’ın ifadesine göre Batı Osmanlıyı yıkılır hale getirmek için üç yüz sene uğraştı. Üç yüz sene sonra da ancak yıkabildi. Öte yandan, Batı’nın güçlenip gelişmesinin sebebinin de Osmanlı olduğunu söyleyen Esayan, bu nedenle Osmanlının “Batının kurucu ötekisi” olduğunu söyeldi ve bunu da şu sözlerle anlattı: “Biz Selçuklu ve Osmanlı bakiyesiyiz. Karşımızda da düşman olarak hep Batı vardı. Batı, Osmanlıyla baş edebilmek için kendisini geliştirmek zorunda kaldı ve böylelikle kendisini geliştirdi. Bunun için ‘Batı’nın kurucu ötekisi Osmanlıdır’ denebilir. Batı, Osmanlıyla baş edip ayakta kalabilmek için çabaladı hep. Sonunda bunu başardı ve üstelik de sonrasında Osmanlıyı tarihsel kapana aldı. Onlar bizim bu kapandan kurtulmamızı istemiyorlar ve bu yüzden durmadan bize “Gezi, 17-25 Aralık” vb ile saldırıyorlar. Biz de bu kapandan çıkma iradesine sahibiz artık. O engellemeler olmasa kapandan kurtulmuştuk belki ama o engellemeler hızımızı yavaşlattı. Ama şunu bilip kabul etmeliyiz ki bu coğrafyada yaşamak böyle bir şey. Bu coğrafyada güçlü olmak zorundasın. Yoksa yıkılıp gidersin.”

Kurumlar ne işe yarar

Tarihsel kapana kıstırılmış olan Türkiye’de kurumların vesayetin birer aracı olduğunu söyleyen Markar Esayan, yakın tarihimizin biraz da vesayet kurumlarıyla savaşarak geçtiğini şu sözlerle anlattı: “Her türlü saldırıya rağmen vesayet kurumları yavaş yavaş yok ediliyor. Bu vesayet kurumları, halk ile yönetimin buluşmasını engelliyor. Bu da halkın yönetimde aracısız ve doğrudan temsiline engel. Oysa halkın duruşu ile vesayet kurumlarının yapmak istedikleri farklı şeyler. Bu kurumların asıl işlevi, halkın iradesinin devlet yönetiminde tecellisini engellemek. Türkiye’de sistemin ana karakteristiği yönetim ile halk iradesi arasında vesayet kurumları oluşturmaktı. Bu kurumlar yavaş yavaş tasfiye ediliyor ama bunun hemen olacağını beklemek iyimserlik olur. Zor ve yıpratıcı bir süreç olacak ama sonunda başarılacak. Yeni Türkiye için bu şart.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir