Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Mustafa Özkan
2424 defa okundu
17 Kasım 2016 Perşembe - 12:10
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Mustafa Özkan

Medeniyet kuran ve medeniyet kurma iddiasında olan toplumların bazı özelliklerinin olması gerektiği herkesin bildiği bir şey. Bu özellikler arasında kuşkusuz bir dil sahibi olabilmek de var. Çünkü bir dil kuramayan, bir medeniyeti hiç kuramaz.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Dil sahibi her toplum medeniyet kuramaz ama medeniyet kurmak için dil şart.

Bunun örnekleri, medeniyet kuran tüm toplumlarda var.

Dil dediğimiz şey, bir anda ortaya çıkmıyor. Serpilip gelişmesi, olgunlaşması zaman alıyor. Bu süre zarfında da bir sürü şeye direnmesi, bir sürü saldırıya göğüs germesi gerekiyor.

Türkçe mesela, böyle bir sürü badire atlatan bir dildir. En son ve en büyük badire “Dil Devrimi” adı verilen, dili köklerinden koparma, içini boşaltma saldırısıdır. Günümüzde geldiğimiz noktaya baktığımızda, bu saldırının da atlatıldığını gözlemlemek mümkün.

Dil bu saldırılara direnirken ona kol kanat gerip sahiplenenler de var tabii.

Dile sahip çıkanlardan birisi de dindir. İnanan insanların varlık sebebi olan din, kendi ilkelerini anlatmak için ihtiyaç duyduğu araç olan dilin hem gelişmesine hem de korunmasına yardım eder.

Bu durum, bizim dilimiz için de geçerlidir. Zamanla din ile dil, şahane bir birliktelik oluşturur. Bu, gerçekten de üzerinde durulması gereken bir konudur.

Kur’anın Türkçe çevirileri

Kur’an meallerinin Türkçenin her iki kolu olan Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesinde de olduğu bilgisini vererek söze başlayan Prof. Dr. Mustafa Özkan, Kur’an çevirilerinin Doğu Türkçesine etkilerini anlattı önce. Prof. Dr. Mustafa Özkan, Türkçe çevirilerin hemen yapılmadığını, Farsça çevirilerin Türkçe çevirilere zemin hazırladığı bilgisini verdi önce, sonra sözlerine şöyle devam etti: “Kur’an önce Farsçaya, sonra Türkçeye çevrildi. Çeviride Farsça daha önce kullanılmıştır. Bunda, Türklerin devlet dili olarak Farsçayı kullanmaları da etkilidir. Ayrıca, Selman-ı Farisi’nin Fatiha’yı çevirdiği bilinmektedir. Ondan sonra Kur’an’ın Farsçaya Samanoğulları zamanında çevrildiği bilinmektedir. Bu çeviri, bir devlet kararı uyarınca yapılmıştır ve bu çeviriyi bir heyet yapmıştır. Bu çeviri, ‘satır altı tercüme’ olarak adlandırılan çevirilerdendir. Bu çevirilerde orijinal metni oluşturan sözcüklerin altına o sözcüğün anlamını karşılayan sözcük yazılır. Bu çevirileri yapan heyetlerin içinde Türk âlimlerinin de bulunduğu rivayet edilmektedir. Bu çeviriler, daha sonra yapılacak Türkçe çevirilere kaynak olacaktır. İlk elde çevirilerin Türkçe yapılmamasının sebebi, toplumda ve dilde henüz çeviri yapılabilecek birikimin olmamasıdır.”  Prof. Dr. Mustafa Özkan, bu çeviri çalışmalarından yaklaşık yüz yıl sonra da ilk Türkçe çevirilerin yapılmaya başlandığını söyledi.

Batı Türkçesi meal çalışmaları

Prof. Dr. Mustafa Özkan, Selçukluların dilinin Farsça olması sebebiyle asıl Türkçe çeviri çalışmalarının Beylikler Dönemi zamanında yapıldığını söyleyerek konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Beylikler Türkmen oldukları için dilleri de Türkçeydi. Bu yüzden bu dönemdeki çeviriler de Türkçe oldu. Ama bu çeviriler tam bir çeviri değildi elbette. Kısa surelerin meal-tefsirleriydi. Tam bir çeviri olmamasının sebebi de, toplumda ve dilde tam çeviri yapabilecek bir birikimin olmamasıdır. Ayrıca, şehzadelerin İslam’la tanışmaları için de kısa çevirilere ihtiyaç vardı ve diğer sebep de, Peygamberimizin bazı surelerin faziletli olduğuna dair hadisleriydi. Bu dönem çevirilerinin hemen hepsinde Mustafa bin Muhammed imzasına rastlanır. Bazı çevirilerde de Osman bin Üveys imzasıyla karşılaşırız.”

Tam çeviri dönemleri

Prof. Dr. Mustafa Özkan, Türkçenin ve Türklerin dilde ve kültürde tam bir birikim kazanıp Kur’an’ı çevirmelerinin on beşinci yüz yıldan itibaren gerçekleştiğini söyleyerek dönemin iklimini şöyle anlattı: “Bu yüz yılda toplumda bir birikim oluşmuştur. İlk tam çevirilerden biri Muhammed bin Hamza’nındır. Bu çeviri, satır altı tekniğiyle yapılmış bir çeviridir. Kısa bir zaman sonra da çeviriler çoğalır. Satır altı çeviriler yerine de sayfaların karşılıklı yer aldığı çeviriler dönemi başlar.”

Çevirilerin Türkçeye katkısı nedir?

Tüm bu çalışmaların dille ilgisini ise şöyle açıkladı Prof. Dr. Mustafa Özkan:”Bu tercümeler, Türkçenin tarihsel sürecini gösterdiği gibi, dildeki kelimeleri de kayıt altına alarak bir sözlük görevi üstlenir. Bunun dışında, özellikle rivayet tefsirlerinde yer alan kıssalar/ anekdotlar dolayısıyla nesir çok gelişmiştir. O dönemin çevirilerine bakıldığında, Türkçenin çok zengin olduğunu görürüz. Çevirilerde, tüm kelimelere birer Türkçe karşılık bulunduğunu görürüz. Bu da bize Türkçenin zengin bir dil olduğunu gösterirken bu dilin koruyucularından birinin de Kur’an mealleri olduğu gerçeğini haykırmaktadır.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir