Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Yaşar Aydınlı
1762 defa okundu
01 Şubat 2017 Çarşamba - 22:10
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Prof. Dr. Yaşar Aydınlı

Çağları aşan bir inanç sistemi olan İslam, aynı zamanda sağlam karakterler inşa etmeyi amaçlar. Zaten gücünü de özellikle bu yanından alır. Başlangıçta amaçsız bir varlık olduğu varsayılan insan, İslam’ın kendisine verdiği ilkeler ve inançlar doğrultusunda hem kimliğini inşa eder hem de dünya üzerindeki varlığını anlamlandırır. Bu anlamlandırma onu güzel işler yapmaya iter ve mümin o zaman cennetin bir yansıması, insanın geçici bir uğrağı kabul edilen dünyayı imar etmeye, onda barış ve adaleti tesis etmeye soyunur. Tüm bunlar, İslam’ın karakter inşa etmesi sonucu olur.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

Düşünce, bir geleneğe yaslanır

Geleneksel Cuma Meclisi’mizde, insanı üstteki düşüncelere götüren bir sohbet vardı yine. U.Ü. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Aydınlı, “İslam Düşüncesinin Yapısı” konulu bir sohbette buluştu vakfın müdavimleriyle. “Düşünceler, bir geleneğe sahip olunarak üretilir. Yeni düşünce üretmek, eski düşüncelerin bilinmesine ihtiyaç duyar. Kısacası eski dediğimiz şey, aslında yeninin zeminidir. Buna gelenek denildiği gibi, kültür de denebilir. İnsan ancak bir düşünce geleneğine mensup olarak düşünce üretebilir. Ürettiği düşünce de, o geleneğin birikimiyle ilgilidir. Demek ki bir düşünce üretmekle bir geleneğe bağlı olmak arasında kopmaz bir ilişki vardır.” sözleriyle sohbetine başlayan Prof. Dr. Yaşar Aydınlı, son zamanlarda İslam dünyasının düşünür yetiştirememesinin nedenini anlamamıza yarayacak sözlerle devam etti sonra sohbetine.

Geleneğimizden kopuğuz

Prof. Dr. Yaşar Aydınlı, İslam’ın bir din olarak yeryüzüne inmesinden sonra çok kısa bir zamanda tüm yeryüzüne yayılıp insanlık adına güzel işler yaptığını vurguladıktan sonra, son asırlardaki duraklamamızın sebeplerini anlamamıza yarayacak şu açıklamaları yaptı: “Bizim şu an en temel sorunumuz, kendi kültürümüzden uzaklaşmış olmamızdır. Bu, hepimiz için geçerli. Muhafazakârlar olarak bizler, gelenek diyoruz ama halihazırda yaptığımız şey o geleneği bulup yeniden ihya etmek değil. Evet, bunu istiyoruz ama henüz yapabilmiş değiliz. Şu an yazık ki hala Batı kafasıyla düşünüyoruz. Cumhuriyet ideolojisi bizi gelenekten çok uzaklaştırdı. Hepinizin bildiği gibi, Harf Devrimi, bizi geleneğimizden uzaklaştıran en büyük darbedir. Bu dönemde yapılanlar, çok derin ve hala kapanmamış yaralara yol açmıştır. Geleneğimize yeniden sahip olmamız gerekir ama bu o kadar kapsamlı ve o kadar önemlidir ki, bunu topyekün millet yapmalıdır. Bu iş sadece akademisyenlere bırakılamaz. Geleneğimizle ilişkimizi sahih şekilde tekrar kurmadığımız sürece düşünce üretmemiz beklenemez. Düşünce denen şey süreklilik arz ettiği için de İslam düşüncesini oluşturan kişileri ve eserleri yeniden ve anlayarak okumalıyız. O düşünceler tarihte kalmadı, hala yaşıyor ve biz onları yeniden öğrenip gelenekle bağımızı yeniden kurmalıyız.”

Bilimlerin kaynağı Kur’an’dır

İslam’ın insanı inşa ederken onu sonsuz bir tefekküre de ittiğini söyleyen Prof. Dr. Yaşar Aydınlı, bu tefekkürlerin de bilimlerin doğmasına yol açtığını söyledi. Kur’an’ın sadece dini bilimlere değil, diğer tüm bilimlere de kaynaklık ettiğini şu sözlerle anlattı Prof. Dr. Yaşar Aydınlı: “İslam dünyasında ortaya çıkan her fikri hareket Kur’an’la ilişkilidir. Dolayısıyla tüm ilimlerin kaynağı Kur’an’dır. Çünkü Kur’an insana, varlığa, bilgiye, kadere, ölüme, hayata, evrene… dair bir tasavvur sunar. İşte bu tasavvur ve bu tasavvuru anlama çabaları, insanı öğrenmeye, bilmeye iter. Bu bilme ihtiyacı da bilimlerin doğmasına, gelişmesine yol açar. Bu yönüyle Kur’an, kuşatıcı bir kitaptır ve müminler de inandıkları kitap gibi kuşatıcı olmalıdır. Dolayısıyla Kur’an “Dini olan-dini olmayan” diye bir ayrım yapmaz. Bu ayrım bize özgü değildir. Kur’an’ın yaptığı ayrım, dünya-ahiret ayrımıdır. Ama o bu ayrımda da birini diğerine alternatif olarak sunmaz, ikisini bir bütün olarak görür, aralarında süreklilik olduğunu söyler. Oysa Hıristiyanlık dünyayı çile çekilen bir yer olarak görür.  Kur’an dünyaya değil, dünyevileşmeye karşıdır.”

Bazı ayetler müteşabihtir, öyle olmalıdır

Kur’an’ın bizden sadece onu okumamızı değil, aynı zamanda onu anlamamız gerektiğini söyleyerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Yaşar Aydınlı, bu çabanın niçin gerekli olduğunu ve bu anlama çabasında aklın ne işe yaradığını da şu sözlerle açıkladı: “Kur’an’da ayetler muhkem ve müteşabihtir. Yani bazıları anlamca açık, bazıları da anlamca kapalıdır. Müteşabih ayetler bizi tevile götürür. Allah bizden muhkem ayetlerden yola çıkarak müteşabih ayetleri anlamamızı ister. Bu, Allah’ın bazı şeyleri insan idrakine bıraktığı anlamına gelir. Bu insan idrakine bırakma, düşünce ve ilim çeşitliliğine yol açmıştır. Bilindiği gibi, müteşabih olan ayetleri anlamak için de aklı kullanmak gerekir. Çünkü tevil akılla yapılır. Bu konuda Kur’an kendisine çok güvenir ve durmadan akıl sahiplerine seslenir, onlardan anlama ve yorum bekler. Bu yorumlar farklılıklara yol açar ve bu da zenginliktir. Kur’an, İslam dairesi içinde kalan tüm farklılıkları meşru kabul eder. Onun tek istediği, aklın vardığı sonuçlar ile ayetler arasında çelişki olmamasıdır. Burada Kur’an, insana ikinci bir kitabı daha okumayı önerir. O da, kâinat kitabıdır. Hem Kur’an’ın hem de kâinatın küçük parçalarına ayet denmesinin bir sebebini de burada aramalıyız.”

Hem okumalı hem de anlamalıyız

İslam ve düşünce arasındaki ilişkiyi bu şekilde ortaya koyan Prof. Dr. Yaşar Aydınlı, okumanın tek başına bir şey ifade etmediğini, okumaya anlamanın da eşlik etmesi gerektiğini şu sözlerle anlatıp sohbetini bitirdi: “Sonuçta Allah bizden hem Kur’an’ı hem de kâinat kitabını bol bol okuyup anlamamızı ister. Bu bizi nedenselliği ve kâinatın kanunlarını anlamaya götürür. Bu sebepten Kur’an, kendisinden mucize isteyenlere, kâinata bakmalarını öğütler. Bu bakışta ise Allah’la karşılaşır insanoğlu. İşte İslam’daki ilmi ve fikri tüm etkinliklerin kaynağını bu oluşturur. İnsan, tüm bu etkinlikleri gerçekleştirecek şekilde donatılmıştır. Batı da bu etkinlikleri yapar ama onlar bunu tabiata hükmetmek için yapar. Oysa İslam kâinata yenilmesi gereken bir düşman gözüyle bakmaz. Onun anlaşılması gereken bir şey olduğunu düşünür. İslam tüm bunların Allah’ın rızasını kazanmak için yapılmasını ister. Önemli olan, sonsuz mutluluk için rızadır ve bunun için de her iki kitap da çok iyi okunup anlaşılmalıdır.”

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir