Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Cuma Meclisi  |  Safiyüddin Erhan
2448 defa okundu
29 Ocak 2017 Pazar - 01:40
A1
A2
A3
A4
Cuma Meclisi  |  Safiyüddin Erhan

Modernleşme adına durmadan hançerle yırtılıyor Bursa’nın o güzelim mimari çehresi. Günümüzde güya çevre bilinci gelişti ve yerel yönetimlerde de güya geleneğe sahip çıkma iddiasında olan yöneticiler var ama nedense durmadan bozuluyor o çehre. Bu bozulmaların en acı tarafı, restorasyon çalışmaları olsa gerek.

Habere Ait Resimlerini Görmek İçin Tıklayınız

İlk başlarda ilgiyle, gizli bir sevinçle karşıladığımız bu çalışmaların mahiyetini işin ehli olan kişilerden dinledikçe bir derin acı dolaşmaya başlar oldu damarlarımızda. Çünkü o düstur, hani o “İşi ehline veriniz.” düsturu, söz konusu restorasyon gibi hassas bir konu olduğunda bile, geçerlilik kazanmıyor yazık ki. İşler, büyük bütçelerle ve işin ehlinden dinlediğimiz kadarıyla “Çalakalem” yapılıyor, yapılan işler, en iyimser ifadeyle, zevahiri kurtarmaktan ileri gitmiyor ve belki de bir teselli oluyor sadece.

Bir tarih muhafızı

Safiyüddin Erhan, soyu Eşrefoğlu Rumi’ye uzanan bir Osmanlı beyefendisi. Kendisini adadığı iş, tarihi eser muhafızlığı. Günümüz Bursa’sında talandan kurtarılmış bir yer varsa, bilin ki onda mutlaka Safiyüddin Beyin dahli vardır. Yine Bursa’da, aslına uygun bir yenileme varsa, bilin ki onda da Safiyüddin Beyin dahli vardır. Yine bir sohbet meclisinde, tarihi eserler için yürekten ah eden biri varsa, bilin ki o Safiyüddin Beydir.

Safiyüddin Erhan, 29 Ocak Cuma gecesi Cuma Meclisi'nde kanayan bir yara olan vakıflarımıza dair sohbet etti. Bu sohbet dert dolu, hüzün dolu, tarih ve iman dolu bir sohbetti. Ama en çok da hüzün doluydu, hüzün yüklüydü.

Hazin bir konu

Zaten Safiyüddin Erhan da sohbetine “Bu geceki konumuz hazin bir konu.” diyerek başladı. Sonra da bu hüznün nedenini açıklama sadedinde “Tarih boyunca birçok medeniyet gelmiş geçmiştir. Böyle olması da doğaldır. Medeniyetler de doğar ve yıkılır. Hazin olan şu ki, bir medeniyetin öz evlatları kendi medeniyetlerine yabancı hatta düşman olur.  Bu acı tecrübeyi maalesef biz yaşadık. Bizi tarihimize ve medeniyetimize düşman ettiler.” cümlelerini sıraladı peşpeşe.

Daha sonra Safiyüddin Erhan,  yanında getirdiği bir kitabı göstererek “Bu geceki sohbetimizde Dr. Nazif Öztürk’ün ‘Türk Yenileşme Tarihi Çerçevesinde Vakıf Müessesesi” adlı kitabından yararlandık. Vakıf konusuna ilgi duyan herkesin temin edip okuması gereken bir kitap bu.” sözleriyle de sohbetinde yenileşme ve vakıf ilişkisi üzerinde duracağını söyledi.

Ahlak, kazandıklarını paylaşmaya zorlar insanı

Safiyüddin Erhan,  insanın kendisine ahlaklı olmanın verildiği bir varlık olması hasebiyle diğer varlıklardan ayrıldığını belirttikten sonra, ahlakın insanı kazandıklarını diğer varlıklarla paylaşmaya ittiğini ve bunun da vakıfların doğmasına yol açtığını vurguladı.

Safiyüddin Erhan’ın dert yandığı konulardan biri de, vakıf senetlerinin korunmamasıydı. Bu konuda toplum olarak duyarsızlığımızın sınırının olmadığını söyleyen Safiyüddin Erhan, bazı sultan vakıflarının bile vakıf senedinin korunamadığını, bununla beraber bir tarihin de yok olduğunu belirtti.

Vakıflar kanunu kimin yararına

2008 yılında son şeklini alan Vakıflar Kanunu üzerinde uzun uzun durdu sonra Safiyüddin Erhan. Bu Kanundan bahsederken kelimenin tam anlamıyla dehşete düşüyordu. Bu dehşetinde haklıydı da üstelik çünkü bu Kanun, vakıf mallarının rahatlıkla satılabilmesine cevaz veren bir Kanun. Satış için gereken tek şey, Vakıf Meclisinin alacağı tek karar. Bu karar ile “Kişilerin helal yoldan kazanıp başkalarının istifadesine sunduğu mal mülk”, o kadar beddua umursanmadan rahatça ve yok pahasına başkasına satılabiliyor hala. “Yürürlükte olan bu kanuna göre, vakfın rayiç değerinin %10’u ödendiği zaman, vakfın kullanıcısı her kimse, vakfın mülkiyetine sahip olabiliyor. Bursa’da bu Kanun çerçevesinde özellikle han ve hamamlar vakıf olmaktan çıkarılıp başkalarının mülkiyetine verilmiş ve hala bu uygulama devam ediyor. İşin hazin tarafı, halihazırda bu uygulama geçerli ve neler olduğunu bilip öğrenmekten de mahrumuz. ” diyerek Kanunla desteklenen bir talana görseller eşliğinde dikkat çekti Safiyüddin Erhan. 

Vakıfların yasal olarak talan edilmesinin daha 1911 yılında, yani Osmanlının son döneminde çıkarılan bir kanunla başladığını da bilgi olarak ekleyen Safiyüddin Erhan,  Bursa’da bir başka talana daha dikkat çekti. Safiyüddin Erhan “Bursa’da bir vakıf müzesi girişiminde bulunuldu bir ara. Bu müze için de Bursa’nın değişik yerlerinde bulunan sanat eserleri birer birer toplandı. Daha sonra da nedense bu vakıf müzesi açılmadı. Ama işin asıl garip tarafı müzenin açılmaması değil, müze açılacak diye toplanan paha biçilemeyen sanat eserlerinin ortadan kaybolmasıydı. Vakıf müzesinin açılmayacağı anlaşıldıktan sonra, müze için toplanan eserlerin peşine düşüldüğünde, zamanın vakıf yetkilileri bu sanat eserlerinin toplandığını inkar ederek eserleri geri vermemişlerdir. Konu, soruşturmalık olsa bile, bu eserlere ne olduğu hala bilinmemektedir.” sözleri, nasıl bir talanla karşı karşıya olduğumuzu ve bu talanın nasıl bir zırhla kaplanmış olduğunu göstermektedir.

Vakıflara düşen

Sohbetinin sonunda Safiyüddin Erhan,  Vakıflar Genel Müdürlüğüne düşen bir görev olduğunu söyleyerek Genel Müdürlüğün bunu mutlaka uygulaması gerekiğine dikkat çekti. Safiyüddin Erhan “Vakıflar Genel Müdürlüğü, elinde bulunan vakfiyeleri incelemeli ve bu vakfiyelere uygun hareket etmelidir. Genel Müdürlüğün asli görevi budur ve bir an önce de bu asli görevine dönmelidir. Bugüne kadar bu asli görevine döneceğine dair bir belirtiye de şahit değiliz. Burada bulunan sizlerin de artık böyle bir derdi olmalı ve sizler de bu konunun takipçisi olmalısınız. Bir başka önemli konu da, restorasyon konusu. Restorasyon çalışmaları, ihale usulüyle yapılıyor. En fazla indirimi yapan, ihaleyi alıyor ama onların da çalıştırdığı işçilerin vasıflarına bakan yok. Sonuçta, restorasyon adı altında tarihimiz ve tarihi eserlerimiz tahrip edilmekte, en hafif ifadesiyle de örselenmektedir. Bu yüzden, özellikle bu gibi işleri ehline vermek gerekir. Vakıflar Genel Müdürlüğü de işte bu asli işlerini hakkıyla yapmakla mükelleftir. Bizler de onun takipçisi olmalıyız ki daha fazla bir şeyler tahrip edilmesin, en azından elde olanlar korunsun.” sözleriyle tüm vatandaşları duyarlı olmaya çağırarak sohbetini noktaladı.

Etiketler :

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir