Çekirge Mah. 1. Murat Cad. No: 13, 16265 Osmangazi/Bursa
bilgi@bursabirlikvakfi.org
-
Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı İslam Dünyasının Sükutunu Anlattı
1059 defa okundu
05 Aralık 2014 Cuma - 20:00
A1
A2
A3
A4
Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı İslam Dünyasının Sükutunu Anlattı

Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı İslam Dünyasının Sükutunu Anlattı

İSLAM DÜNYASININ SUKUTU VE ISLAH TEŞEBBÜSLERİ

Yusuf Ziya Kavakçı, Türkiye’de Mahir İz, Celalettin Ökten gibi birinci kuşak eğitimciler diye adlandırabileceğimiz eğitimcilerin çevresinde yetişmiş, daha sonra da o geleneği sürdürmüş eğitimcilerimizden birisi. Uzun yıllardır ABD’de yaşıyor ve çalışmalarına orada devam ediyor.

Yusuf Ziya Kavakçı, 5 Aralık Cuma gecesi  Bursa Birlik Vakfı Cuma Meclisinin konuğu olarak “İslam Dünyasının Sukutu (Düşüşü) ve Islah Teşebbüsleri” konulu bir hasbıhal gerçekleştirdi Birlik Vakfı müdavimleriyle. Hasbıhalin dinleyicisi çoktu.

Yusuf Ziya Kavakçı, sohbetine başlıktaki bir kavramı açıklayarak başladı ve sonra işin içine sık sık anılarını katarak sürdürdü sohbetini. Sohbetin konusunun “İslam Dünyasının Sukutu ve Islah Teşebbüsleri” olduğunu, burada ‘sukut’ kelimesinin sessizlik değil, düşüş anlamına geldiğini vurgulayan Yusuf Ziya Kavakçı, sohbetini şöyle sürdürdü: “Müslümanlar Hazreti Peygamberin sağlığında onun arkasında yekvücuttular. Ama onun ahrete irtihalinden kısa süre sonra, Müslümanlar arasında sorunlar başladı. Unutmayınız ki daha ikinci halife olan Ömer ve ondan sonra gelen diğer halifeler ecelleriyle vefat etmediler, şehit edildiler. Bu şehadetler bize Müslümanların kısa zaman içinde kendi içlerinde parçalanmaya başladıklarını gösterdiği için manidardır.”

Parçalanmalar ve ıslah çabaları

İslam dünyasının Emeviler, Abbasiler ve onların ardından gelen irili ufaklı birçok devlet zamanında aynı kaderi yaşadığını söyleyen Yusuf Ziya Kavakçı, sözlerini şöyle sürdürdü: “İslam dünyasının tarihine şöyle kabaca bir göz atacak olsak, daha dört halife zamanında bir parçalanma başlamış ve bu parçalanmayı gören birileri de buna son verme adına ortaya çıkmaya başlamıştır. Ama bu çabalar pek de iyi sonuçlar doğurmamıştır. İsmaililer, Bahailer, Kadızade hareketi gibi hareketler ortaya çıkmıştır sonra.”

Osmanlı dönemi ve Cemalettin Afgani 

Tüm İslam dünyasının bu çalkantılardan etkilendiğini söyleyen Yusuf Ziya Kavakçı, sözü yakın zamana, Osmanlının son dönemlerine getirerek uzun uzun Cemalettin Afgani’den bahsetti. Afgani’nin ilginç bir kişilik olduğunun altını özellikle çizen Yusuf Ziya Kavakçı, Afgani’ye ve o dönem İslam dünyasına dair şu sözleri söyledi: “Cemalettin Afgani de İslam dünyasını ıslah etmek gerektiğini söyleyip bu konuda fikir üretmiştir. Afgani, 1850’li yıllarda İstanbul’a gelir, ölümü de İstanbul’da olur zaten. Afgani ile beraber Ezher ulemalarından Muhammed Abduh da İslam dünyasının ıslah edilmesi gerektiğini söylemektedir. Özellikle Cemalettin Afgani, o dönemde etkisi büyük olan biridir. Çeşitli kişileri, çeşitli akımları etkilemiştir. Ama Afgani, ilginç birisidir. Bizzat kendisi de çeşitli fikir akımlarına girip çıkmıştır. Masonluk da bunlara dâhildir. Masonlukla ilgili çalışan bazı bilim adamları bana onun masonluğuyla ilgili belgeleri gösterdi.  Ama onun, bir dönemi etkilediğini kabul etmek gerekir.”

Tanzimat yılları ve sonrası

Osmanlının ve dolayısıyla İslam dünyasının iyice zayıflamasıyla birlikte birçok düşünürün İslam dünyasının ıslahı konusunda kafa yorduğunu söyleyen Yusuf Ziya Kavakçı,  bu konuda fikir üreten birçok kişilerden bazılarının Cezayirli Malik bin Nebi, Muhammed İkbal gibi şahsiyetler olduğunu söyleyerek özellikle Muhammed İkbal’in şiirleriyle inanılmaz bir düşünce iklimi oluşturduğuna dikkat çekti.  Esasında bir şair olan Muhammed İkbal’in, tıpkı Mehmet Akif gibi şiirleriyle zihinleri sarsan bir mütefekkir olduğunu söyledi ve sonra sözlerini Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’ye getirerek şöyle devam etti: “ Ama o dönemde ciddiye alınması gereken önemli bir isim vardır: Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi. Mustafa Sabri Efendinin hem hayatı hem de kitapları müthiştir. Zamanının çalkantılarına karşı her zaman dik bir duruş sergilemiştir. Hayatı zorluklarla geçmiştir ama o davasından bir adım bile geri atmamış, sürgündeki hayatında da yine mücadelesine devam etmiştir. Çeşitli fikir akımlarının olduğu Mısır’daki hayatında da yine izzet ve vakarından bir şey kaybetmemiş, bu dönemde öne sürülen bazı hatalı düşüncelere karşı reddiyeler yazmıştır.”

Muhammed Zahid Kevseri

Yusuf Ziya Kavakçı, sık sık anılarla süslediği sohbetinde, gündeme yine pek kimsenin bilmediği bir ismi getirdi: Muhammed Zahid Kevseri. Muhammed Zahid Kevseri, son dönem din alimlerinden olup Makalat-ı Kevseri adlı harika bir eserin müeelifidir. Bu zat da, Mustafa Sabri Efendi gibi, dinde reform isteyen bir anlayışa karşı direnmesiyle bilinen biridir. Mustafa Sabri Efendinin ders vekilliğinde de bulunan Muhammed Zahid Kevseri, Yusuf Ziya Kavakçı’ya göre, müthiş biridir ve onun Makalatü’l-Kevseri adlı eseri bir harikadır.

İhvan-ı Müslimin

Yusuf Ziya Kavakçı, daha sonra sözü İhvan-ı Müslimin hareketine getirdi. Bu hareketle ilgili şu sözleri söyledi Yusuf Ziya Kavakçı: “Mısır’da Hasan el Benna önderliğinde kurulan İhvan-ı Müslimin hareketi de, bu ıslah hareketlerinden biridir. Özünde barışçı bir hareket olmasına rağmen, Filistin’i destekleyip İsrail’e karşı çıktığı için terörist ilan edilmiştir. Bu hareketin yaşadıkları bize, Batılıların demokrasi anlayışları hakkında da bilgi verir aslında. Batılılar için demokrasi, çıkar elde etmek için kullanılan bir araçtır. Kendi çıkarları söz konusu olduğunda, demokrasi hemen rafa kalkar ve çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapar Batılılar.

İhvan-ı Müslimin hareketinde, Hasan el Benna’dan sonra önemli bir şahsiyet daha vardır. O da, Dr. Tarık Ramadan’dır. Dr. Tarık Ramadan, Hasan el Benna’nın damadıdır ve Benna’nın şehadetinden sonra o da idama mahkum edilir. Dr. Tarık Ramadan, idam kararından sonra İsviçre’ye kaçar ve çalışmalarına orada devam eder. İsviçre’de çok ciddi bir kültür merkezi kuran Dr. Tarık Ramadan, ortalığı sarsan önemde yayınlar yapar. Bu yayınlar devam edebilseydi, inanıyorum ki Müslümanlar çok ciddi atılım yapardı.”

Tüm bu hareketlerin ortak noktası

Yusuf Ziya Kavakçı, tüm bu hareketlerin ortak noktasının, ıslah hareketi olmaları olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle sonlandırdı: “Yine M. Akif, ıslahı düşünüp bu yönde çabalayan önemli bir aydındır. Safahat, bir düşünce hareketi başlatacak kadar bilgiyle dolu çok önemli bir kitaptır. Akif ise hem İslam’ın derdiyle dertli hem de büyük bir adamdır. M. Akif, İslam dünyasının ağlayan bülbülüdür. Yine o dönemde yaşayan Muhammed İkbal de büyük bir adamdır. Akif ile İkbal, birbirini görmeyen iki arkadaştır. Arkadaşlıkları mektuplaşmalarla sınırlı kalmış, birbirlerini görememişlerdir. İkbal, İslam dünyasının uzun süren bir uykuda olduğunu söyleyip bu uykunun artık bitmesini isteyen bir dava adamıdır, tıpkı Akif gibi.”

Bu sözlerden sonra Yusuf Ziya Kavakçı, şu kitapların mutlaka okunması gerektiğini söyledi: 1. Mehmet Arif, Başımıza Gelenler, 2. Zağra Müftüsünün Hatıratı, 3. Rıza Nur’un Hatıratı (Yusuf Ziya Kavakçı, bu hatıratın aslını gördüğünü ve çok ilginç bilgilerle dolu olduğunu, mutlaka okunması gerektiğini ayrıca vurguladı.)

Sohbetinin sonunda Yusuf Ziya Kavakçı’ya Vakfın plaketi takdim edildi.

Etiketler : birlik, vakfi, cuma, meclisi, yusuf, ziya, kavaçı,

uyariUyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.

hemen-paylas sayfayı-yazdir